En Sıcak Konular

Sabahattin Talu

Düşünü-Yorum
Sabahattin Talu
8 Eylül 2011

Artık Bir Karar Verin!



 

PKK; kim ve ne?

BDP; kim ve ne?

Sorunun adı ne?

Açılımlar işe yarar mı?

Çözüm denilen şey ne?

Artık bir karar vermek gerekiyor. Çünkü artık sap ile saman çokça birbirine karıştırılır hale geldi.

Kısaca özetleyelim…

PKK, 1978’de Marksist-Leninist bir ideoloji doğrultusunda, Türkiye’nin Doğu ve G.Doğu bölgelerinde “Kürdistan”ı kurmak iddiasıyla kuruldu. Yani, bugün Kürtçü şahısların dillendirdiği gibi “Kürt Sorunu”ndan kaynaklı olarak ortaya çıkmadı PKK. Kanıta hiç gerek yok ama yine de belirtmekte fayda var, PKK’nın kurucuları arasında bulunan ve önde gelen isimlerinden Duran Kalkan, Kemal Pir, Haki Karaer Türk kökenliydiler ve Türk Solundan geliyorlardı. Dolayısıyla Kürtçü, Kürt milliyetçisi bir örgüt değildi PKK. Sovyetler Birliği’nin dağılmasını müteakip, dünya üzerinde Komünist ideolojinin yok olmaya yüz tutmasıyla birlikte, buna, bölge insanının dindar/muhafazakâr yapısı da eklenince, PKK ayakta kalabilmek adına strateji değiştirerek Kürt milliyetçiliğine soyunmak zorunluluğunu hissetti ve bugünlere gelindi.

PKK, silahlı bir örgüt mü? Herkesin ortak cevabı; evet.

Terör örgütü mü? Bir tarafa göre evet, diğer tarafa göre değil.

Peki, ortak cevap ne olabilir? Belli bir amaç doğrultusunda silahı araç olarak kullanan örgüt.

Amaç ne? Hiç öyle; demokrasi, kültürel haklar, barış, kardeşlik, ana dil, kimlik falan değil bu, amaç; kesinlikle ve kesinlikle “Kürdistan”. Bunun lamı cimi yok artık.

Dolayısıyla bu durumda sorunun gerçek adı ne oluyor? “Kürdistan’ın kurulması sorunu” veya “ayrılıkçı Kürt sorunu”. Bunun başka bir izahı yok.

BDP kim? PKK’nın legal siyasi uzantısı…

BDP, PKK’dan ayrı düşünülebilir mi? Kesinlikle hayır. Çünkü Apo’dan, PKK’dan ayrı veya farklı bugüne kadar tek bir görüş dahi ortaya koymayan/koyamayan, aksine PKK’nın tamamen emir kulu, zaman zaman şamar oğlanı gibi davranan böylesi legal siyasi bir organizasyonun PKK’dan ayrı düşünülmesi zaten pek de mümkün değildir.

O halde BDP için; “PKK ile arana mesafe koy” denilebilir mi? Koyabilirler mi? Her iki sorunun cevabı da “hayır”. Örneğin, “silahın miadı bitti”, “biz de Türk Milli Takımı’nın maçlarına, şehit cenazelerine gitmek isteriz” diyen Baydemir, Sakık ve Tuğluk, Apo’dan “haddinizi bilin, siz kim oluyorsunuz da böyle kafanıza göre konuşuyorsunuz, uyarın bunları” fırçasını yedikten sonra, tek söz dahi söyleyebildiler mi, kendilerini savunabildiler mi Apo karşısında? Hayır. O halde PKK ile aralarına asla mesafe koyamazlar, bu kesin. Çünkü kendilerinin milletvekili seçilmeleri Apo veya PKK’nın onayı ile olmuştur da ondan. Çünkü, kendilerinin Baydemir, Sakık ve Tuğluk olmaları örgüt için hiç de önemli değildir de ondan. Çünkü bilirler ki yerlerine ceket dahi konsa seçilir de ondan, mesafe koyamazlar. Ayrıca, PKK tehdit ve baskısını da unutmamak gerekir.

Açılımlar sorunu çözer mi? Asla çözemez. Çünkü, tüm açılımlar örgüt için bir kazanım olarak görülmekte, iştah artmakta, nihai amaca yönelik dahası istenmektedir. Bugün itibariyle “Kürt sorunu” denilen sorunun gelip kilitlendiği nokta, Apo’nun özgürleştirilmesidir. Ki bugün Apo’nun serbest bırakılması halinde dahi sorun yine çözülmeyecek, Kürdistan hayalinin gerçekleşmesine kadar devam edecektir.

Bütün bunlara rağmen halâ bir çözümden bahsedilebilir mi? Ne yazık ki bahsediliyor.

Apo’nun şartları ne; “Demokratik Özerklik”. Ne diyor Apo; “ama önce bana özgürlük, aksi taktirde giderek sertleşen bir savaş ve kan”.

O halde, çözüm için tarafların ortak bir paydada buluşması gerekmez mi?

“Gerekir” diyorsanız, nedir bu ortak payda?

Ortak paydanız var mı bilemem, ancak yoksa, nasıl halâ çözümden bahsedebiliyorsunuz?

ALLAH aşkına bi anlatın!!!

 



Bu yazı 892 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 6 Şubat 2012 Demokrasi Getirmek!
    • 13 Ocak 2012 Sıra SURİYE’de mİ?
    • 29 Aralık 2011 Düşmanımın Düşmanı Dostumdur
    • 22 Aralık 2011 Canlı Kalkan
    • 8 Aralık 2011 ROJ TV, Gören Gözlere Kel'i Gösteriyor
    • 2 Aralık 2011 Kürt Sorunu’nun Çözümüne İlişkin Beyin Jimnastiği
    • 24 Kasım 2011 KCK Ve Asrın Hukuk Bürosu
    • 17 Kasım 2011 Çözüm mü Dediniz!
    • 11 Kasım 2011 Ne Çare (N.Ç.)
    • 28 Ekim 2011 Sen Olma Haslanım Cemal
    • 27 Ekim 2011 PKK Terörü ve Van Depremi
    • 21 Ekim 2011 Hırsızlık Şebekesi
    • 14 Ekim 2011 Kürtçülere Sorulması Gereken Sorular
    • 7 Ekim 2011 Artık Şuna Net Olarak İnanıyorum
    • 4 Ekim 2011 Barışı Kim İstemez?
    • 23 Eylül 2011 BİR MAÇ NASIL KAZANILIR?
    • 14 Eylül 2011 Analar Ağlamasın da!
    • 8 Eylül 2011 Artık Bir Karar Verin!
    • 26 Ağustos 2011 Cılız Da Olsa İlk Kez Farklı Bir Ses
    • 25 Ağustos 2011 Batman’dan Bodrum’a Özerklik

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler

    Şirket Haberleri ŞİRKET HABERLERİ


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    10,502 µs