En Sıcak Konular

Sabahattin Talu

Düşünü-Yorum
Sabahattin Talu
11 Ağustos 2011

PKK Olmasaydı!



 

Vatan Gazetesi yazarı Ruşen Çakır, gazetesinin kendisine ayırdığı köşesinde geçtiğimiz günlerde “PKK Olmasaydı?” başlıklı bir yazı yazmış.

Diyor ki Çakır; “Daha önce de yazıp söylediğim gibi, beğenelim ya da beğenmeyelim, PKK’nın silahlı eylemleri, geri dönülemez bir şekilde Kürt sorununu Türkiye’nin gündemine sokmuştur”.

Evet, bence de öyledir ve son derece doğru ve haklı bir tespittir bu söylem. Çünkü, bu sorunun Türkiye’nin gündemine girmesindeki en etkin araç, kesinlikle ve sadece PKK’nın silahlı eylemleridir. Dikkat edin; “Silahlı eylem”! Ancak burada, “Beğenelim ya da beğenmeyelim” ifadesinin varlığı, ortada var olan bir hakkın hak sahibine teslim edilmesi gerektiği algısı yaratmış ki, “sayesinde” anlamına gelen bu yaklaşım, PKK’ya ve silahlı eylemlerine bir nevi meşruiyet ve haklılık kazandırmaktan öteye gitmemiştir. “Beğenelim ya da beğenmeyelim” ifadesinin açılımı budur.

          “Burada en kritik soru şudur” diyerek devam eden Çakır; “PKK ve onun silahlı eylemleri olmasaydı Kürt sorununda hangi aşamada olurduk? Devlet, Kürt realitesini daha önce mi, yoksa daha sonra mı tanırdı? Sorunun çözümüne yönelik daha fazla mı adım atılırdı, yoksa, örneğin bir TRT 6’yı yıllarca bekliyor mu olurduk?” diyerek, kimsenin göremediği (!), kimsenin analiz edemediği (!), kimsenin değerlendiremediği (!), kendince çok önemli bir çığır açmak istemiş! Burada da üstü örtülü olarak, bilinçli veya bilinçsiz, PKK’ya bir haklılık ve meşruiyet kazandırma gayreti açıkça görülüyor.

          Geçmişteki tüm hükümetlerin bu soruna “ret, inkâr ve asimilasyon” çerçevesinde baktıklarını söyleyen/yazan Çakır, kalıcı bir çözüm için, Türkiye’nin kazanımı için, bir süre önce başlatılan açılımların devam etmesi gerektiğine inandığını belirterek, “ama her şeyden önce PKK’nın da şu silahların artık hiçbir işe yaramadığını kabullenip bırakması gerekiyor” diyor. Nasıl yani? Bu ne perhiz Sayın Çakır? Kürt sorununu Türkiye’nin gündemine sokan, sizin de biraz önce dediğiniz gibi “silah” değil miydi peki? PKK’nın silahlı eylemleri olmasaydı, bugün halâ Kürt sorununa ret, inkâr ve asimilasyon çerçevesinde bakmıyor muyduk size göre Sayın Çakır? Bir diğer anlamda, “PKK’nın silahlı eylemleri sayesinde Kürt sorunu Türkiye’nin gündemine girdi, çözüm için açılımlar başlatıldı, devam etmesi de gerekir” diyen siz değil misiniz? “Silahların artık bir işe yaramadığı” da nereden çıktı şimdi? Bu ne lâhana turşusu Sayın Çakır?

          Şimdi bırakalım bütün bunları da, daha iyi anlayabilmek ve analiz etmek adına, en baştan ve bir kez daha belirtelim.

          PKK’nın ortaya çıkış sebebi ve amacı şu idi en baştan; Türkiye’nin Doğu ve G.Doğu bölgelerini kapsayan Marksist-Leninist bir Kürdistan kurmak. Yani, değildi ki; Kürt dili, Kürt kültürü, Kürt kimliği, hakları, v.s… Ne zaman bu meşruiyet kazanma maskesini taktı Öcalan; Kenya’da yakalanıp, İmralı’ya tıkılmasından epeyce bir süre sonra. Bu süreçte demedi mi Öcalan; “Bölmekten vazgeçtim” diye? Öyle ya, bu bir oyun, sanki bir çocuk oyuncağıydı! Sen, yıllarca ülkeyi bölmeye çalışacaksın, bu uğurda on binlerce insanın hayatını kaybetmesine sebep olacaksın, sonra içeri tıkılınca “vazgeçtim, yeter ki beni serbest bırakın, ben de sorunu çözeyim” diyeceksin, biz de sana inanacağız! “Yok öyle” diyeceğim ama, maalesef ki şekil A’da görüldüğü gibi varlar ve sürü halinde oldukça da çoklar ne yazık ki!

          Gelelim şu açılım konusuna…

          Orkestra şefi Apo bağırıyor, Kandil tekrarlayarak bağırıyor, BDP takiben bağırıyor, hem de sesleri hiç kısılmadan… Ama siz halâ bir türlü duymuyor veya duyamıyorsanız, sorun onda, onlarda değil, tamamen siz ve sizin gibilerde…

          “Açılım-maçılım hikâyedir. Bensiz çözüm olmaz. Bir tek ben çözerim. Benim önümü açmanız, beni serbest bırakmanız çözüm için şarttır. Aksi halde cısss” diyor Apo,

“Evet doğrudur, önderimiz, başkanımız O’dur ve onun dediği olur. O serbest kalana kalan silahlı mücadelemiz artarak devam edecektir” diyor Kandil,

“Biz emir kuluyuz. O ne derse odur ve doğrudur. O tek muhataptır. Bizler birer hiçiz, piyonuz” diyor BDP.

Bütün bunları özellikle şu son 3-5 yıldır bas bas bağırıyorlar, ama ne yazık ki siz ve sizin gibiler halâ, demokratik çözümden, dialogtan, açılımlardan, TRT 6’dan, Kürtçeden, Kürtçe tabelalardan, yerleşim yerleri adlarından, v.s. bahsedebiliyorsunuz!

          Daha önceleri de onlarca kez belirttiğim gibi, siz at gözlüklü romantiklere buradan bir kez daha bas bas bağırarak, son derece kısa ve net olarak ve altını çizerek belirtmek gerekiyor ki; eğer olup biten her şeye, kabul edilemez taleplere, dayatmalara, şart koşmalara, tehdit etmelere rağmen, halâ bir çözümden, çözüm arayışından bahsedebiliyorsanız, aldanır ve aldatırsınız. Aldanmak, sizin bileceğiniz bir iştir, ama aldatmak ciddi bir sorumluluk getirir.

“İllâ çözeceğim” diyorsanız, o taktığınız gözlükleri bir zahmet çıkartın ve bu sefer kulaklarınızı iyi açın; Apo’yu çöz-me-den, çözüp serbest bırakmadan, bu sorunu asla ve kat’a çö-ze-mez-si-nizzzzz…

          Diyelim ki Apo’yu çözdünüz. İşte o zaman asıl çözülme yeni başlar, etnik çatışmayla birlikte ülke bölünmeye kadar gider. Şimdi, gözlerinizle birlikte, o kısacık süre açtığınız kulaklarınızı kapatın ve lütfen biraz düşünmeye çalışın. Çok zor değil gerçi ama, isterseniz, ne olur ne olmaz siz yine de pek zorlamayın…

 



 



Bu yazı 997 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 6 Şubat 2012 Demokrasi Getirmek!
    • 13 Ocak 2012 Sıra SURİYE’de mİ?
    • 29 Aralık 2011 Düşmanımın Düşmanı Dostumdur
    • 22 Aralık 2011 Canlı Kalkan
    • 8 Aralık 2011 ROJ TV, Gören Gözlere Kel'i Gösteriyor
    • 2 Aralık 2011 Kürt Sorunu’nun Çözümüne İlişkin Beyin Jimnastiği
    • 24 Kasım 2011 KCK Ve Asrın Hukuk Bürosu
    • 17 Kasım 2011 Çözüm mü Dediniz!
    • 11 Kasım 2011 Ne Çare (N.Ç.)
    • 28 Ekim 2011 Sen Olma Haslanım Cemal
    • 27 Ekim 2011 PKK Terörü ve Van Depremi
    • 21 Ekim 2011 Hırsızlık Şebekesi
    • 14 Ekim 2011 Kürtçülere Sorulması Gereken Sorular
    • 7 Ekim 2011 Artık Şuna Net Olarak İnanıyorum
    • 4 Ekim 2011 Barışı Kim İstemez?
    • 23 Eylül 2011 BİR MAÇ NASIL KAZANILIR?
    • 14 Eylül 2011 Analar Ağlamasın da!
    • 8 Eylül 2011 Artık Bir Karar Verin!
    • 26 Ağustos 2011 Cılız Da Olsa İlk Kez Farklı Bir Ses
    • 25 Ağustos 2011 Batman’dan Bodrum’a Özerklik

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler

    Şirket Haberleri ŞİRKET HABERLERİ


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,929 µs