En Sıcak Konular

Üzeyir Lokman Çaycı

Varoluş Üçgeni
Üzeyir Lokman Çaycı
16 Haziran 2011

Tokmak Ali



 

Tokmak Ali diye anılıyordu. Yaklaşık yarım asırdır Fransa’da çalışıyordu… Telefona hiç para vermez… Tütün satan dükkanlara girer, bir tas kahve içer, «şurdan telefon açabilir miyim?» der ve onunla bununla konuşurdu. Palabıyıkları, çakmak gibi gözleri ve cana yakın haliyle hiç kimse onun isteklerini geri çeviremezdi. Kendisi için her yerde «ben dokuz kısmetliyim» diye hava atardı.
Bir  gün yine böyle bir dükkana girer ve kızına telefon açar :   «Sevgili kızım ; geçen herifinle kavga ettiğini duydum. Adamcağızın ağzını yüzünü kırmışsın… Neresine, nasıl vurduysan, galiba sekkeleyerek yürüyormuş ? Yazık kızım o sana öteberi taşıyor, karıncağızını doyuruyor, Cevriye’m, fazla hırpalama onu emi ?… Birbirinizle iyi geçinin yavrum…» der ve kızına konuşma fırsatı vermeden telefonu kapar.
 
Paris’e yakın bir bölgede, her katta 4 daire bulunan bir evin dördüncü katında bir ev bulur. Tokmak Ali, avradı Keziban ile eve yerleştikten sonra ona «bugün bu yayla gibi evimizde ilk kez rahat bir şekilde, kemiklerimizi dinlendireceğiz» der. Amaaa çok geçmeden gürültüler, patırtılar binada yankılanır… Bu gürültü neyin nesi, diye kapının gözleme deliğinden gelenleri dikizler… Avradına : «Bak Keziban bizim komşular her birisi üçer – dörder köpekle evlerine giriyorlar. Maşallah burası hayvanat bahçesini de geçti, dur bakalım burada nelerle karşılaşacağız ?», der. Sonra koro halinde köpek sesleri binayı inim inim inletir. Hırlamalar, ulumalar, köpek kavgaları birbirlerini takip eder.
Tokmak Ali : «Bak avrat, büyüklerimiz ev alma komşu al, diye boşa söylememişler. Gerçi kirada oturuyoruz, ama olsun, her ay takır takır para veriyoruz ya... Bizim de söz söyleme hakkımız var... Yakında kurban bayramımız var... Ben de inek mi olur öküz mü olur, koyun mu olur bu asansörsüz eve onların da yardımıyla çıkarıp, banyo küvetinde hayvanı keseceğim, bu bir.... İkincisi ise... sen de ben de kulaklarımıza pamuk tıkayarak şu meretlerin seslerini duymayalım!» der. Ama nafile... Pamuk falan da tesir etmiyor... Her ikisi sinirden küplere biniyorlar...
Tokmak Ali’nin canına tak ediyor… Ve evinin önüne çıkıp ayaklarını yere vura vura o da köpek gibi avazı çıktığı kadar uluyup havlamaya başlıyor. Tokmak Ali’nin sesini duyan köpekler de koro halinde hepsi birden havlamaya başlıyorlar. Ne olup ne bitiyor diye kapılarını hafif aralayarak açıp bakanlar tek tek kapılarını kapıyorlar. Yarım saat geçmeden önce sirenler duyuluyor, sonra on kadar polis koşarak sıra halinde patır kütür merdivenlerden yukarı çıkıyorlar… Tokmak Ali, o an polisleri umursamadan, ulumasını ve havlamasını sürdürüyor. Polisler aniden ellerini arkadan kelepçeleyerek onu karakola apar topar götürüyorlar. Keziban hanım olup bitenleri şaşkınlıkla izliyor… Sonra giyinerek kocası için yollara düşüyor.
Orada Tokmak Ali polislere soruyor : «Beni niye tutukladınız?»
Polisler  : «Köpek gibi havlayarak komşularınızı rahatsız ettiğiniz için…»
Tokmak Ali onlara : «Haydi beni mahkemeye mi çıkaracaksınız, nereye götürecekseniz götürün, beni buradan kurtarın…» diyor.
Polislerden biri : «Dur bakalım... daha senin defterini hazırlamadık», diyor.
Tokmak Ali içerde beton üzerinde, karısı karakolun danışma kısmında bir koltuğa oturarak orada sabahlıyorlar.
Tokmak Ali Sabahleyin mahkemeye çıkarılıyor. Hakim ona «neden köpek gibi havladığını» soruyor.
O : «Hakim bey, komşularımın her birisinin üçer dörder köpekleri var… Eve taşınalı iki gün oldu. Hepsi birden koro halinde ulumaya ve havlamaya başladılar…Bizde ne kafa kaldı, ne de beyin… Gürültüden kalplerimiz dışarıya fırlayacak gibi oldu… Biz bu gürültüleri dinlemek mecburiyetinde miyiz?»
Hakim: «Elbette hayır…»
Tokmak Ali : «O halde Hakim Bey, sanki hayvanat bahçesi gibi köpekler, hep birlikte  koro halinde, avazları çıktığı kadar havlayıp, ulusunlar... suç değil... Yani bunların bu halleriyle kimseyi rahatsız etmedikleri düşünülsün... Ben bu manzaraya, gürültülere huzursuz edilişimize, sakinlik istemek için bir tepki olarak havladığım veya uluduğum zaman bir ihbarla suçlu gibi karakola getirileyim?... Bu olacak iş değil… Biliyorum ki kanunlara göre siz  sabahları horozların ötmesine dahi izin vermiyorsunuz! O halde ben sizden adalet istiyor ve beni karakolda tutan polislerle beni ihbar edenler hakkında 5000’er Frank tazminat isteğimin kabulününü arz ve talep ediyorum efendim. Eğer uygun görürseniz benim kuşum diye hitap ettiğim, ne gibi sıkıntılar çektiğimizi bilen ve benimle yaşayan biricik avradım, ciğerim Keziban’ın ifadesine başvurarak da öğrenebilirsiniz!» diyor.
Tokmak Ali’nin bu serzenişinden sonra Hakim kararı sekreterine yazdırıyor : «Sayın Tokmak Ali, haklı tepkisini ifade edebilmek ve sesini duyurmak için havlamak ve ulumak suretiyle demokratik, farklı bir yol, değişik bir yöntem seçmiştir. Yani o böyle bir tavıra mecbur edilmiştir. Bugünden itibaren oturduğu evde sükunetin ve huzurun sağlanması Tokmak Ali’nin komşularına düşecektir. Bu kişi suçsuzdur, tazminat talepleri de kabul edilmiştir.»
Tokmak Ali ve avradı Keziban «yaşasın adalet» diye bağırarak güle oynaya oradan ayrılırlar.
 
Paris, 12.05.2011
 
 
Selam ve sevgilerimle.
 
Üzeyir Lokman ÇAYCI
Concepteur industriel - Architecte d'intérieur
55, rue Louise Michel
78711 Mantes la Ville
FRANCE
 
  
http://www.artmajeur.com/serap/
http://www.haberevet.com/haber/20110412/312336/siir-sevenlerin-cok-yakindan-tanidigi-dev-bir-isim-uzeyir-lokman-cayci.html 
 
Resim   : Üzeyir Lokman ÇAYCI

 

 



Bu yazı 926 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 11 Mart 2016 Harem Konusu
    • 12 Şubat 2016 Ordu ve siyaset
    • 16 Ocak 2016 Muhalefet partileri nasıl şekillendirildi?
    • 31 Ekim 2015 Seçimler Ve Türkiyemiz
    • 3 Eylül 2015 Tilki
    • 22 Ağustos 2015 Öfkenin Bir Ucu
    • 25 Temmuz 2015 Ah Ahmet Vefik Paşa Ah!
    • 12 Temmuz 2015 AKP'li yöneticilerin suç ve günah işleme özgürlükleri
    • 8 Aralık 2014 Geçmişteki zulüm tezgahı bu kez AKP tarafından kuruldu!
    • 12 Kasım 2014 Eğitim Sisteminin Ve Ahlakın Çürütülmesi İçin
    • 9 Ağustos 2014 Kime oy vereceğiz ?
    • 25 Haziran 2014 Atatürkçesine
    • 20 Ocak 2014 Onu susturun!
    • 20 Aralık 2013 AKP yöneticileri ve dindar gençlik SAFSATALARI
    • 2 Aralık 2013 Aynadaki Adam
    • 19 Kasım 2013 İstanbul
    • 11 Kasım 2013 Atatürk Ve Ayhan Baran
    • 20 Ekim 2013 Evet Tayyip dünya lideri!
    • 30 Ağustos 2013 İstiklali olmayanın istikbali olamaz!
    • 3 Temmuz 2013 Hıyarname

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8,270 µs