En Sıcak Konular

Yavuz Bülent Bakiler
Konuk Yazar-Türkiye
Yavuz Bülent Bakiler
19 Mart 2011

''Allah bu millete, bir daha İstiklal Marşı yazdırtmasın!''



İstiklâl Marşımız doksan yaşında.
1921 yılına girinceye kadar bir millî marşımız yoktu.
Millî Mücadelemiz 19 Mayıs 1919’da başlamıştı. Fransız millî marşı, 1789 İhtilâlinden beri söyleniyordu. Biz de istedik ki, bizim de Millî Mücadelemizin, o büyük direnişimizin ve kahramanlığımızın bir marşı olsun. 1920 yılında, Garb Cephesi Komutanı Alb. İsmet İnönü, Genel Kurmay Başkanımızdı. Dr. Rıza Nur ise, Millî Eğitim Bakanlığımızın başında bulunuyordu. İnönü, Dr. Rıza Nur’a, resmî bir yazıyla başvurdu: “Millî heyecanımızı koruyacak, millî azim ve imanımızı besleyecek, zinde tutacak, (Fransız Millî Marşı gibi) bir marşımız olmasını, bu hususta gereken hazırlıklara başlanılmasını” teklif etti.
Millî Eğitim Bakanlığımız, 7 Kasım 1920 tarihli Hakimiyet-i Millîye gazetesine bir ilân verdi. Millî Marşımız için bir yarışma açıldığını, gönderilecek şiirlerin bir kurul tarafından inceleneceğini, birinciliğe lâyık görülen şiire beşyüz lira ödeneceğini bildirdi.
Yarışmaya 724 şiir gönderildi. Bu şiirler içerisinde Millî Marşımız olabilecek değerde bir şiir yoktu. Mehmet Âkif, Burdur milletvekili olarak Millet Meclisimizde idi. Ama yarışmaya katılmamıştı. Gerekçe olarak da, birinci seçilecek şiire, 500 lira mükafat verileceğini söylüyordu. “Ben, para karşılığında şiir yazmam” diyordu. Yeni Millî Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver, Mehmet Âkif’e bir mektup yazdı: “Endişeniz dikkate alınacaktır. Bu marşın güftesini ancak siz yazabilirsiniz. Şiiriniz karşılığında size para ödenmeyecektir!” dedi. Mektup 5 Şubat 1921 tarihliydi. Mehmet Âkif, Ankara’da, Taceddin Dergâhında oturuyordu. İstiklâl Marşımızı, o dergâhın odalarında dolaşarak, bazı kıt’alarını, dergâhın beyaz badanalı duvarlarına yazarak iki gün içinde tamamladı.
Şiirin bütünü ilk defa 21 Şubat 1921 tarihinde (Kastamonu) Hürsöz gazetesinde yayımlandı.
Millî Eğitim Bakanımız Hamdullah Suphi Tanrıöver, İstiklâl Marşımızı, TBMM’de ilk defa 1 Mart 1921 tarihinde okudu. Milletvekillerimiz, büyük bir heyecan duyarak Tanrıöver’e seslendiler:
-Lütfen bir daha okuyun! Bir daha okuyun!
Hamdullah Suphi, şiiri bir daha okudu. Milletvekilleri Tanrıöver’i ayakta dinlediler. Başkanlık kürsüsünde Mustafa Kemal Paşa vardı.
Millet Meclisimizde ilk defa 1 Mart 1921 tarihinde okunan şiir, 12 Mart 1921 tarihinde resmen İstiklâl Marşımız olarak kabul edildi.
Azerbaycan’da, Prof. Dr. Bahtiyar Vahapzade bana demişti ki: “24 ülkenin millî marşlarını büyük bir dikkatle inceledim. Gördüm ki hiçbir ülkenin millî marşı, sizinki kadar muhteşem değil! Aşk olsun Mehmet Âkif Ersoy’a! Türkün millî marşını, noksansız ölçüler içinde Türk milletine lâyık bir coşkunlukla yazmış!”
İstiklâl Marşımızın yazılışı üzerinden tam 90 yıl geçti. Bugünlere kolay gelmedik. Cumhuriyetimizin ilk yıllarında, birtakım kimseler, İstiklâl Marşımızın değiştirilmesini bile istediler. Onları rahatsız eden, İstiklâl Marşımızın tam bir İslâm şuuruyla yazılmasıydı. Mehmet Âkif:
“Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklâl” diyordu. “Bu ezanlar ki, şahadetleri dinin temeli/Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli” diye yalvarıyordu. Âkif, ümmetçi bir şairimiz olmasına rağmen, Türk soyunun, bitmez tükenmez bir aşkla İslâma hizmet ettiğini görüyor: “Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl/Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklâl” diye haykırıyordu. Milletimize nasıl büyük bir güvenle bağlandığını ortaya koyuyordu. 1936 yılında, “İstiklâl Marşımız yeniden yazılsa” diyen bir ziyaretçisine verdiği cevap hepimizin en büyük niyazıdır:
-“Allah bu millete, bir daha İstiklâl Marşı yazdırtmasın!”

Mehmet Âkif’te Japonya sevgisi
 
Mehmet Âkif Ersoy’un SAFAHAT isimli eseri, yedi bölümden ibaret. Bütünü 536 sahife olan SAFAHAT‘ın ikinci bölümü: SÜLEYMANİYE KÜRSÜSÜNDEN başlığını taşıyor. 1002 mısra ile tamamlanan bu bölümde, Âkif, bize örnek gösterilen milletler-devletler hakkında görüşlerini açıklıyor. Acaba büyük sarsıntılar geçiren Osmanlı, yeniden derlenip toparlanmak için kendisine hangi milleti örnek almalıdır? Biz, kendimize, Rusya’yı mı, Çin’i, Mançurya’yı mı, Türkistan’ı mı... örnek almalıyız? sorusuna, Mehmet Âkif Japonya’yı! diyerek cevap veriyor. Onun, daha 1912 yılında, Süleymaniye Camii kürsüsüne çıkarak yaptığı açıklamaların, ne kadar doğru olduğu, kayıtsız-şartsız bugün kabul ediliyor. Acaba kendimize Rusya’yı mı örnek almalıydık? Âkif’in, Rusya sevdalılarına verdiği cevap şöyle:
“O zaman Rusya’da hâkimdi yaman bir tazyik
Zulmü sevdirmek için var mı ya bir başka tarik?
Düşünen her kafanın mutlak ezilmekti sonu
Medenî Avrupa bilmem, niye görmezdi bunu
.....
Sanıyorlar kafa kesmekle, beyin ezmekle
Fikr-i hürriyet ölür! Hey gidi şaşkın hezele
Daha kuvvetleniyor kanla sulanmış toprak
Ekilen gövdelerin, hepsi yarın fışkıracak!”
Rusya’da hem Çarlık, hem de Marksist dönemde, hürriyet fikrini ezmek için yirmi milyondan fazla insan katledildi. Fakat o gövdeler kanla sulanan topraktan 1990 yılında yeniden fışkırdı ve Komünist sistem, kendiliğinden yıkılıp gitti! Âkif’e göre, Rusya, örnek alınacak bir ülke değildi.
Acaba Çin’i, Mançurya’yı mı kendimize örnek almalıydık? M.Âkif bu görüşte olanlara da şiddetle itiraz ediyordu:
“Çin’de Mançurya’da, din bir görenek, başka değil
Müslümanlık unsuru gayet geri, gayet câhil
Acaba, meyl-i teâli ne demek onlarca
Böyle gördük sesi milyonlarca
.....
Bu havâlidekiler pek yaya kalmış dince
Öyle Kur’an okuyorlar ki, sanırsın Çince!”
Kendimize ata yurdumuz olan Türkistan’ı örnek almalıyız diyenlere de Âkif’in itirazı çok dikkat çekicidir:
“O Buhara, o mübarek, o muazzam toprak
Zilletin koynuna girmiş uyuyor mustağrak
O rasathane-i dünya, o Semerkand bile
Öyle dalmış ki hurafata, o mâzisiyle
Ay tutulmuş kovalım! Kalkın diyerek
Dümbelek çalmada binlerce, kadın, kız, erkek...”
Mehmet Âkif’in gözü, gönlü Japonya’da idi. Ona göre Müslümanlığın bütün güzellikleri Japonya’da Buda ismiyle yayılmıştır. Japonların Kelime-i şahadet getirmeleri kâfidir. Bu da Osmanlı’nın gayretiyle olabilir. Onun Japonya için yazdıklarını kısaltarak dikkatinize sunuyorum:
.....
“Siz gidin saffet-i İslâm’ı Japonlarda görün
O küçük boylu büyük milletin efradı bugün
Müslümanlıktaki erkânı sıyanette ferid
Müslüman demek için, eksiği ancak tevhid
Doğruluk, ahde vefa, va’de sadakat, şefkat
Acizin hakkını ilâya samimi gayret
Kimsenin ırzına, namusuna yan bakmayarak
Yedi kat ellerin evlâdını kardeş tanımak
Gece-gündüz açık evler, kapılar mandalsız
Herkesin sandığı meydanda, bilinmez hırsız
Müslümanlık sanırım parlayacaktır orada
Sade Osmanlıların gayreti lâzım arada!”

 

Not: Yazarın 12 ile 19 Mart 2011 tarihlerinde Türkiye Gazetesi'nde yayımlanan yazıları burada birleştirilmiştir.



Bu yazı 1,125 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Mart 2013 Allaha ısmarladık
    • 10 Mart 2013 Anıtkabir'de Kral Abdullah'ın gözyaşı
    • 4 Mart 2013 Hocalı'da Ermeni ve Rus vahşeti
    • 25 Şubat 2013 Ah Enver Ağabey!
    • 24 Şubat 2013 Sinoplu gençleri kim tahrik etti?
    • 18 Şubat 2013 Kemalizmin millet anlayışında dinin yeri yoktur
    • 4 Şubat 2013 Türk Olmak Şereftir
    • 21 Ocak 2013 Nazım Hikmet'e niçin saygı duyayım? -ll-
    • 14 Ocak 2013 A. Menderes'e tekme tokat dayak, Apo'ya renkli televizyon
    • 13 Ocak 2013 Terör biter mi dersiniz?
    • 31 Aralık 2012 Soner Yalçına Açık Mektup
    • 25 Kasım 2012 Turan Yazgan Hoca da...
    • 23 Ekim 2012 Fazıl Say cayırtısı
    • 21 Ekim 2012 MHP Devlet Bahçeli'yle büyümüyor, büyümeyecek!
    • 8 Ekim 2012 Atsız Şaman mıydı?
    • 1 Ekim 2012 Balyoz davasının hakimi ben olsaydım...
    • 9 Haziran 2012 Abdurrahim Karakoç (1932-2012)
    • 9 Nisan 2012 Ordumuzu siyasete bulaştırmamak
    • 1 Nisan 2012 Türk Ocakları 100 yaşında
    • 5 Mart 2012 Hocalı mitinginde bir yanlışımız

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,859 µs