En Sıcak Konular

Sabahattin Talu

Düşünü-Yorum
Sabahattin Talu
8 Mart 2011

Genel Seçimlere Kadar Eylemsizlik



 

Öcalan, her nedendir bilinmez ama, Haziran 2011 genel seçimlerine kadar eylemsizlik kararı almıştı. “Neden seçimlere kadar?” derseniz, kuvvetle muhtemel Öcalan’ın seçim sonrasına dair ya bir bildiği vardı, ya da bir beklentisi!

          Öcalan, daha sonraki açıklamasında, bu tarihi Mart’a çekmişti ve 1 Mart tarihi geldiğinde de Karayılan, eylemsizliğin bir nevi savunma amaçlı kaldırıldığını açıkladı.

          Hemen bir panik yaşandı, televizyonlar son dakika haberi olarak alt yazı geçti, gazeteler ön sayfalarında bilmem kaç punto başlık attı, hararetli tartışma programları düzenlendi, bilirkişilerden, akil adamlardan dâhiyane (!) görüşler alındı. Öyle ya; “Şimdi ne olacaktı?”.

          Neyse ki Öcalan, avukatları ile yaptığı son görüşmede, merak konusu son noktayı koydu ve eylemsizlik sürecini 21 Mart tarihine, yani Nevruz’a öteledi. Rahatladık! 21 gün için de olsa rahatladık. Şimdi kulaklarımızı dikip, Öcalan 21’inde bu sefer ne diyecek diye yine O’nun ağzına bakacağız.

          Bakın Öcalan, müjde mahiyetli (!) bu son görüşmede daha neler demiş, ne mesajlar vermiş, şöyle bir bakalım…

          “Eylemsizlik süreci için Nevruz’a kadar bekleyeceğiz” diyen Öcalan, AKP’nin demokratik çözüme zorlanması gerektiğine vurgu yaparak; “Nevruz’a kadar gözleyeceğiz, hükümetin tavrına bakacağız. Haziran’a kadar bu tür gerginliklerin, çözüm sürecini olumsuz etkileyebileceğini hesaba katıyoruz. Bu süreçte çok büyük çatışmalarla devlet zor durumda bırakılmamalı. Çünkü hala bir çözüm umudu olduğuna inanıyoruz” diye devam etmiş.

Hemen arkasından Öcalan; “Devletle görüşmelerim, diyalog süreci devam ediyor. Ben bu görüşmelerden hala umutluyum. 21 Mart’a kadar herhangi bir olumsuzluğun olmaması gerekir. Bazı gelişmelerin olabileceğini düşünüyorum. 21 Mart’tan Haziran’a kadar da bu durum devam edebilir” demiş ve yüreklerimize su serpmiş! Yaşasın, en azından seçimlere kadar eylem yok, epeyce rahatladık!

Bu arada Öcalan, büyük müjdeyi (!) vermiş ama, her zamanki gibi tehditlerinden de yine vazgeçmemiş.

Demiş ki; “Ben, Mısır ve Tunus’taki gibi kesintisiz ayaklanma yöntemini şimdilik önermiyorum. Biz potansiyelimizin harekete geçmesini uygun bulmuyoruz. Kitlemizi, örgütlülüğümüzü harekete geçirme çabamız şimdilik yok. Ama Mısır ve Tunus’takilerden çok daha ileri olduğumuz bilinmelidir”.

Son olarak da talimatını vermiş Öcalan; “Taleplerim, görüşlerim, hem Hükümet’e, hem de KCK’ya iletilsin”. İşte o kadar…

1999’da “Hizmetinizdeyim”, 2011’de “Gereğini yapın”…

Gereği ne, biliyor musunuz?

Gereği; “haklar, özgürlükler, Kürtler, Demokratik Özerklik, anadil, anayasal kabul” falan değil, hiç olmadı zaten bugüne kadar. Bugün hepsini de verseniz, hatta içinizden gelse ve üstüne de siz koysanız, Öcalan’ı asla kesmez bu durum. Çünkü, mühim olan her şeyden önce Öcalan’ın kendi durumudur. Öcalan’ın tek gereği, tek isteği, arzusu, şartı, önkoşulu; sadece ve sadece kendi özgürlüğüdür, kalan yaşamını özgürce, kralca, padişahça geçirmesidir. İşte o kadar…

Diyor ya Öcalan; “Önce benim şartlarımın iyileştirilmesi lazım. Ev hapsi mesela”. İşte o kadar…

Bir yetkili bu isteğe cevaben ne dedi; “Halkımız HENÜZ buna hazır değil, kanunlarımız uygun değil, şu anki konjonktür buna müsait değil”. İşte o kadar…

Ne kadar? Ne zamana kadar?

Belki de, işte o malum Haziran’a kadar…

Çünkü Öcalan, öyle diyor, “seçimleri bekleyelim, görelim” diyor. İşte o kadar…

 



Bu yazı 676 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 6 Şubat 2012 Demokrasi Getirmek!
    • 13 Ocak 2012 Sıra SURİYE’de mİ?
    • 29 Aralık 2011 Düşmanımın Düşmanı Dostumdur
    • 22 Aralık 2011 Canlı Kalkan
    • 8 Aralık 2011 ROJ TV, Gören Gözlere Kel'i Gösteriyor
    • 2 Aralık 2011 Kürt Sorunu’nun Çözümüne İlişkin Beyin Jimnastiği
    • 24 Kasım 2011 KCK Ve Asrın Hukuk Bürosu
    • 17 Kasım 2011 Çözüm mü Dediniz!
    • 11 Kasım 2011 Ne Çare (N.Ç.)
    • 28 Ekim 2011 Sen Olma Haslanım Cemal
    • 27 Ekim 2011 PKK Terörü ve Van Depremi
    • 21 Ekim 2011 Hırsızlık Şebekesi
    • 14 Ekim 2011 Kürtçülere Sorulması Gereken Sorular
    • 7 Ekim 2011 Artık Şuna Net Olarak İnanıyorum
    • 4 Ekim 2011 Barışı Kim İstemez?
    • 23 Eylül 2011 BİR MAÇ NASIL KAZANILIR?
    • 14 Eylül 2011 Analar Ağlamasın da!
    • 8 Eylül 2011 Artık Bir Karar Verin!
    • 26 Ağustos 2011 Cılız Da Olsa İlk Kez Farklı Bir Ses
    • 25 Ağustos 2011 Batman’dan Bodrum’a Özerklik

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,722 µs