En Sıcak Konular

Yavuz Bülent Bakiler
Konuk Yazar-Türkiye
Yavuz Bülent Bakiler
6 Mart 2011

Güzel paşalarımız



Allahın bildiğini, kuldan niçin saklayayım: Ben general kelimesini sevmiyorum. General Almanca asıllı bir kelime. Paşa kelimesindeki sıcaklık, güzellik, aydınlık, yücelik... general kelimesinde yok! Paşa özbeöz Türkçe bir kelime. Eskiden bir ailenin en büyük oğluna baş ağa deniliyordu. Baş ağa, zamanla başaaa diye telaffuz edildi. Başaaa da zamanla paşa zarafeti ve asaletiyle dilimizde yer etti. Pekâlâ, bir ailenin en büyük oğluna baş ağa deniliyordu da o ailenin veya muhitin sevilen, sayılan, övülen hanımlarına nasıl hitap ediliyordu? Şu güzelliğe bakınız: Onlar da paşa hanım diye sayılıyor-seviliyorlardı. Erzurum’da sözü-sohbeti dinlenilen, asaleti bilinen kadınlarımız, bizim paşa hanımlarımızdırlar.
Atatürk, Türkiye’mizde, hem yabancı kelimelerin kullanılmasını yasakladı; hem de paşa gibi yüzde yüz Türkçe olan bir kelime yerine yüzde yüz yabancı olan general kelimesinin kullanılmasını istedi. Sadece paşa kelimesi değil, bey, beyefendi, efendi, hanımefendi, şeyh, seyit, şerif gibi kelimelerin kullanılması da kanunla yasaklandı. Ama bu yasağı önce Atatürk bozdu: İsmet İnönü’ye hep İsmet Paşa diye hitap etti. Diğer silah arkadaşlarını da Fevzi Paşa, Ali Fuad Paşa, Enver Paşa, Cemal Paşa... diye andı ve anlattı.
Bu sütunda belki kırk defa yazdım: Ordusuz millet, ordusuz devlet olmaz. İstiklâlimizi, hürriyetimizi ordumuza borçluyuz. Ordumuzu yüceltmek için “Peygamber ocağı” gibi bir isim tamlamasından daha güzel, daha mübarek bir kelime, bir tamlama olabilir mi?
Ben bu yazıyı, Necmettin Erbakan’ın cenaze merasimine katılan paşalarımız için yazıyorum. Başta Genelkurmay Başkanımız, 1. Ordu Kumandanımız olmak üzere, o cenaze merasimine ilgi gösteren, katılan komutanlarımız, bizim güzel paşalarımızdırlar.
Hemen açıklamalıyım ki, ben ömrümün hiçbir döneminde Necmettin Erbakan’ın partisine oy vermedim. 1973 seçimlerinden önce, Erbakan, Sivas il başkanları olmamı ısrarla istemesine rağmen kabul etmemiştim. Ama o, siyasî hayatımızda, birtakım ezberleri bozan, partileri, tamamen siyasî sebeplerle kapatılan, fakat bütün engellemelere rağmen, bu milletin Başbakanlık koltuğunda oturan bir devlet adamımızdır. Bir ilim ışığımızdır. Bu bakımdan, onun cenaze merasimine katılan paşalar, bizim güzel paşalarımızdırlar.
Bana göre, Atatürk’ün paşa gibi güzel bir kelimemizi yasaklaması ne kadar yanlışsa, bazı paşalarımızın da halkımızdan kopmaları o kadar yanlış bir davranıştır. Mesela ben hep hüzünle görmüşümdür ki, bazı cenaze namazlarına katılan komutanlarımız, bir köşeye çekilip durmakta, cenaze namazına uzaktan bakmaktadırlar. Yanlıştır. Ordu-millet kaynaşmasını sağlamak için komutanlarımız da cenaze namazlarına katılmalıdırlar. Hatta tabutun altında hiç olmazsa yedi adım atmalıdırlar.
Komutanlarımız, paşalarımız, içinden çıktıkları halkla omuz omuza olduklarında kaybımız ne olur? Laiklik mi elden gider, kıyamet mi kopar?
Komutanlarımız baş örtüsü korkusunu da artık bir tarafa bırakmalıdırlar. En sevgili varlıklarını, oğullarını, kardeşlerini, eşlerini, PKK teröründe şehit veren kadınlarımızı, başörtüleri yüzünden orduevlerine almamak gibi büyük bir yanlış olamaz.
Güzel paşalarımız, artık bu haksız, bu garip, bu gayri medenî davranışlardan sıyrılıp çıkmalıdırlar. Ordu-millet dayanışması, savaşta olduğu kadar, barışta da en büyük gayretlerimizden biri olmalı.

 



Bu yazı 840 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Mart 2013 Allaha ısmarladık
    • 10 Mart 2013 Anıtkabir'de Kral Abdullah'ın gözyaşı
    • 4 Mart 2013 Hocalı'da Ermeni ve Rus vahşeti
    • 25 Şubat 2013 Ah Enver Ağabey!
    • 24 Şubat 2013 Sinoplu gençleri kim tahrik etti?
    • 18 Şubat 2013 Kemalizmin millet anlayışında dinin yeri yoktur
    • 4 Şubat 2013 Türk Olmak Şereftir
    • 21 Ocak 2013 Nazım Hikmet'e niçin saygı duyayım? -ll-
    • 14 Ocak 2013 A. Menderes'e tekme tokat dayak, Apo'ya renkli televizyon
    • 13 Ocak 2013 Terör biter mi dersiniz?
    • 31 Aralık 2012 Soner Yalçına Açık Mektup
    • 25 Kasım 2012 Turan Yazgan Hoca da...
    • 23 Ekim 2012 Fazıl Say cayırtısı
    • 21 Ekim 2012 MHP Devlet Bahçeli'yle büyümüyor, büyümeyecek!
    • 8 Ekim 2012 Atsız Şaman mıydı?
    • 1 Ekim 2012 Balyoz davasının hakimi ben olsaydım...
    • 9 Haziran 2012 Abdurrahim Karakoç (1932-2012)
    • 9 Nisan 2012 Ordumuzu siyasete bulaştırmamak
    • 1 Nisan 2012 Türk Ocakları 100 yaşında
    • 5 Mart 2012 Hocalı mitinginde bir yanlışımız

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,599 µs