En Sıcak Konular

Umut Bulut

Umut Günlüğü
Umut Bulut
22 Şubat 2011

Milliyetçi Türkiye



           Türkiye'de yabancıyı geri iten bir sosyolojik yapı gelişip kökleşiyor. Kendinden olmayanı ağyar gören/ dıştalayan yeni bir kitle giderek güçleniyor. İnsanlar artık ötekiyle araya fark koymak istiyor, kendini ifade biçimi ve biçimleri değişiyor, İnsanlar artık kendini yabancılaştırıp ötekini dışarda tutma ihtiyacı hissediyor. Hümanizm dedikleri koca bir yalanın peşinde umutsuzca koşan o insanlar kendini aldatılmış gibi hissetmeye başlıyor. Kendini daha iyi ifade edeceği kendini bulup olduracağı ya da kemale ereceği bir imkân arayışı içinde insanlar... 

          Türkiye'nin kültürel sosyolojisini ele aldığımızda kendini yabancılaştırdığı ölçüde ötekini de düşmanlaştıran bir yapı sözkonusu burada... Bu durum sadece bize özgü değil dünyanın pekçok yerinde daşarıdan gelene yabancıya karşı bir antipati yükseliyor. İçine çok söz oturtabileceğimiz bir mevzu bu geri itme başkasını ağyar/ yabancı görme hususu. Bu topraklar dışarıdan geleni içine almama hususunda daha hassas durmaya başlıyor. Dostça gelene kucak açtığı kadar, düşmanca geleni sezdiği anda gereken refleksi göstermekten de geri durmuyor. 

         Siyasetimizi belirlerken menfaatlerimizi öne çektiğimiz dönemleri geride bırakıp, duygularımızla hareket etmeye başladığımız yeni bir dönemin kapılarını aralıyoruz. Öfkemiz ve sevgimiz menfaatlerimizin önüne geçiyor artık. Eskiden sadece belli merkezlerin desteği ile yönetime ortak olmak belli bir baskı gurubu oluşturmak mükmkündü ama şimdilerde öyle değil, herkesin kendi çapında bir çevresi ve etki kurabileceği bir etki alanı oluştu. 

         Kitlelere yön tayin etme ihtiyacı olan kişiler şimdilerde interneti sosyal paylaşım sitelerini mail guruplarını gözardı edemez edemiyor ya da gözden çıkaramıyor. Etkisi ve gücü yadsınamayacak olan bu yeni imkân insanların önünü açıyor belki de hiç dikkate alınmayan gençleri harekete geçirecek bir yer burası... Yabancı bankaların fonladığı araştırma şirketlerinin gözüne bakan etki odakları artık eskisi gibi bol keseden imkân dağıtmayacak...

         Okumuş yazmış seçkinci kişilerin yanında artık toplumun hiç de dikkate alınmayan kalabalık, yığın ya da ayak takımı dedikleri çevrelerin oyunu kuran bir etkisi var. Kimsenin kendini yığın diye küçümsemesinden hoşlanmayan bu yeni güç sessiz  sakin ama altan alta gürül gürül akan bir tarafı da var bu kitlenin. Derin derin ve sessiz aktığı gibi önünde duran ya da durmak isteyenleri de sürükleyip götürüyor önünde...

        Urfalı'nın biber tarlasına giren Faransızlar'ı geri püskürtmesi gibi artık Türk insanı kendinden olmayanı yabanı/ ağyarı kendi tarlasından söküp atma hususunda oldukça kararlı da görünüyor. Amerikalıları Avrupalıları sevmeyen kalabalık bir kitle derin derin homurdanıyor artık, onlarla işbirliği halinde olan hiç kimseye de sıcak bakmadığı bakmayacağı önceden görülüyor ve hissediliyor. Bu teller dokundukça ses veriyor, kotrollü bir şekilde bu tellere dokunanların yanında pervasızca bu telleri zorlayanlar artık hayatımızın merkezine geliyor.

        Vatan ve millet sevgisi bu coğrafyada derin bir karşılığı olan sevgilerdir. Ekmek gibi su gibi özgürlüğüne aşkla bağlanan Türk milleti derin bilinçaltında bazı şeyleri biriktiriyor istif ediyor. Ekmek gibi sıcak ve gerçekçidir bu vatan sevgisi denilen olgu... Bu vatana karşı çok ihanetler yaşandı satılan sadece vatan değil milletin onuru ve gururuydu aynı zamanda.  Zamanı gelince hesabı sorulmak üzere bir yerlere not ettiğimiz o kadar çok mevzu var ki, hangisini ajandamızın önüne çekeceğimiz hususunda ciddi tereddütler yaşıyoruz. 

        En küçük Anadolu kasabalarında bile kahve kahve konuşulan bir söylem var, Türk milletinin sinir uçları zorlanıyor sonuna kadar kavgası varilecek bir vatan için büyük kavgalara hazır Anadolu çocukları aşkla ve ateşle kendilerini bileyliyorlar. En keskin hatlarıyla birlikte, saflar yarılıyor cepheler kuruluyor. Türk milleti itiraz hakkını kullanıyor ve sonuna kadar meselesine sahip çıkacağının altını kalın kalemlerle çiziyor. Klasik bile olsa denebilir ki söz konusu vatansa kavga büyük olacak...

       Toplumun bütün kılcal damarlarına pompalanan bu bilinç insanı harekete geçirecek kadar güçlü ve ateşli...  Dünyadan ilham alan ve başka milletlere de ilham verici özelliği taşıyan bu kavga biçimi sonuna kadar ışığın peşine düşmüş mücadele adamlarının kendini en rahat en huzurlu hissettiği bir zaman ve zemin üzerinde yükseliyor.  

       Her gurup kendi içinde bir fikri ve psikolojik yığınak hazırlığı içinde, herkes için bir büyük anlam ifade eden bir eşiğin önünde duruyoruz. Sadece bir seçimi değil bir karar anını yaşıyor Türk milleti. Başkalarının bize pompaladığı fikirleri elimizin tersiyle geri iterken, kendi içimizden kendi mayamızla kendi hamurumuzu yoğurma kararı vereceğiz. Her fırsatta dünyaya şekil vermek isteyen büyük güç odaklarının artık eskisi kadar etkili olmadığının da farkına varmışken kavga daha zevkli olacağa benziyor.

        Bizim toprağımız yabancı tohumları kabul etmeyecek bir yapıya sahiptir, kendimizden olmayanı geri püskürteceğiz bizimle kan uyuşmazlığı olan her fikri ve herkesi güç aldığı yerlere geri göndereceğiz. Çünkü bizim ağyara yüklediğimiz anlam hiç de olumlu bir anlam değildir. Sevmeyiz sevmeyeceğiz bizden olmayanı bize benzemeyeni... 

        Tarihin dere yatağını değiştiren büyük kavgalar ve kavga adamları bize de ilham veriyor. Durgun sular dalgalanacak, şehirlerin göbeğinden isyan ateşleri yükselecek, fırından yeni çıkmış ekmek kadar sıcak ve gerçek bir isyan ateşi olacak bu...

       Türkiye'nin aktif zihinleri harekete geçiyor daha dinamik daha proaktif bir eylem planıyla yola çıkacağından hiç kimsenin kuşkusu olmamalı ki; bu maya bizim gençliğimizde var ve bu maya bu topraklarda tutacak... Ayakları toprağa basan, bize benzeyen, bizim gibi olan fikir ve dava adamlarını başımızın üstünde taşırken, ötekiyi yabanı ağyarı  tüküre tüküre geri iteceğiz. Umutla ve heyecanla görüyorum ki yarınki Türkiye Milliyetçi bir Türkiye olacak....

 



Bu yazı 1,020 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 8 Ağustos 2016 Fetö/PDY Yahut Dilenci Mafyasının çöküşü
    • 4 Şubat 2015 Cübbeli Yahut Çelik Çekirdek
    • 1 Kasım 2014 Gavura gavur denmeyecek
    • 17 Nisan 2014 Karizmatik Lider Kıtlığı
    • 8 Nisan 2014 İmam Şafii Camii İçin Kitap Bağışı Talebi
    • 5 Aralık 2013 Cemaat: İtibar ve masumiyet aşınması
    • 21 Ekim 2013 F.G:Kutsal Sürgün yahut Cem Sultan Sendromu
    • 25 Mayıs 2013 “Diyanet ayıplı hadisleri ayıkladı!”
    • 12 Nisan 2013 Türk toplumunda Kürt nefreti
    • 16 Haziran 2012 Bir vicdan bayrağı: Bülent Yıldırım
    • 17 Mayıs 2012 Din ve Mehdi Tartışmalarına Mütevazı Bir Katkı
    • 7 Mayıs 2012 Tarihin Yatak Odası
    • 27 Mart 2012 Kurtlar Vadisinde neler oluyor?
    • 26 Şubat 2012 Erbakan hırsız mı?
    • 19 Şubat 2012 Genç imamlar rahatsız
    • 17 Ocak 2012 Baydı artık Şu Hrant muhabbeti
    • 15 Kasım 2011 ''Dünyanın Memesinden Din Bahanesiyle Süt Sağanlar''
    • 21 Ekim 2011 Top sakal bırakmak Firavun adetidir
    • 11 Eylül 2011 ''Erkek'' Bir Şair: Olcay Yazıcı
    • 18 Temmuz 2011 Yerleşmek/ yerlileşmek

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,142 µs