En Sıcak Konular

Yavuz Bülent Bakiler
Konuk Yazar-Türkiye
Yavuz Bülent Bakiler
13 Şubat 2011

Ordu! Ordu! Ordu!



Babam Turancı idi. Onun alıp getirdiği dergileri okuya okuya, 1950 yılında ben de Turancı oldum. Hemen her fırsatta: “Türk’ün ve İslâm’ın dışındaki bütün kavimlere ölüm!” diye bağırıyordum. O öfkeme, cehaletime şimdi güldüğümü bilmelisiniz. Ben, bugün de Turancıyım. Turan fikriyatımdan zerre-miskal kopmadım. Turan üzerine yazdığım şiirlerim, kitaplarım var. Yeni Türk Cumhuriyetlerine 10 defa gidip gelen ve o gezileri 101 TV programıyla milyonlara gösteren-anlatan bir kimse olarak samimiyetle inanıyorum ki, Türkiye’nin güçlü-kuvvetli-müreffeh bir devlet olarak dünya milletlerinin en ön sıralarında yer alması, (Batı dünyasından kopmamak kaydıyla) bütün Türk Cumhuriyetleriyle çok ciddi bir iş birliği içerisinde bulunmasına bağlıdır.
Türkistan’a ilk defa 1980 yılında gittim. Oradan Azerbaycan’a geçtim. Türkistan ve Azerbaycan, dehşetli bir Rus emperyalizmi altındaydı. Vurgun yemiş gibi oldum. Türkistan’da, bulduğum fırsatlarda, aklı başında kişilere sordum:
-Siz bu mübarek toprakları, Ruslara nasıl kaptırdınız? Kendi vatanınızda vatansızlar haline nasıl düştünüz? Siz ki Büyük Timur imparatorluğunu kuranların ve onu 133 yıl şanla şerefle yaşatanların torunlarısınız. Benim okuduklarıma göre, Ruslar bu topraklara, âdeta ellerini kollarını sallaya sallaya gelip yerleşmişler. Bu zillete nasıl katlandınız?
Büyük bir eziklik duyarak, utanarak, hüzünlenerek bana dediler ki:
-Ordumuz yoktu! Ordumuz yoktu! Ordumuz yoktu! Büyük Timur imparatorluğu kardeş kavgaları yüzünden dağılmıştı. Türkistan, hanlıklara bölünmüştü. O hanlıklar da cehalet yüzünden birbirlerine hasımdı. Böyle olunca, Ruslar 100 ölü bile vermeden gelip tepemize bindiler!
Azerbaycan’a gittiğimde, aynı soruyu orada da çeşitli kişilere sordum. Yüzde yüz aynı cevabı aldım!
-Ordumuz yoktu! Ordumuz dağılmıştı! Esaretimiz ondandır!
1990 yılından sonra Türkmenistan’a, Kazakistan’a, Kırgızistan’a on defa gidip geldim. Oralarda da aynı yakınmalarla karşılaştım.
Şimdi, gördüklerime, okuduklarıma, duyduklarıma inanarak yazıyorum: Türkiye’de herkesin, ama herkesin, namusu, şerefi, hürriyeti, huzuru... ordumuzun güçlü, vurucu, caydırıcı olmasına bağlı. Vatanımızı bir baştan bir başa, ancak disiplinli ve modern silahlarla donatılmış bir orduyla koruyabiliriz.
Ordu, Türkiye’de yaşayan herkesin göz bebeği olmalı. Bu bakımdan ordu, kat’iyyen ama kat’iyyen siyasete karışmamalı. Hükûmet darbelerine girişmemeli. Çünkü bir kimsenin intihar etmesi ne ise bir ordunun, hükûmet darbeleriyle vatandaşlarının karşısına dikilmesi de odur.
Sözü gevelemeye ne gerek var; sırf CHP ye iktidar yolunu açmak için, bazı CHP fikriyatlı subaylar 1960 yılında çok yanlış bir hükûmet darbesi yaptılar. 1960 ayaklanmasından sonraki darbelerinde ordumuza, milletimize, vatanımıza faydası olmadı. Ordumuzun devlet idaresinde başarılı olması, boks eldivenli bir kişinin, keman çalmaya kalkışması gibi imkânsız bir şey. Kimse ordumuzu siyasete çekmek ihaneti içinde olmamalıdır. Kimse ordumuzun gururunu kıracak beyanlarda bulunmamalıdır ve kumandanlarımız da “vatanı kurtarmak için” darbe kanserine kat’iyyen bulaşmamalıdırlar.

 



Bu yazı 1,043 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Mart 2013 Allaha ısmarladık
    • 10 Mart 2013 Anıtkabir'de Kral Abdullah'ın gözyaşı
    • 4 Mart 2013 Hocalı'da Ermeni ve Rus vahşeti
    • 25 Şubat 2013 Ah Enver Ağabey!
    • 24 Şubat 2013 Sinoplu gençleri kim tahrik etti?
    • 18 Şubat 2013 Kemalizmin millet anlayışında dinin yeri yoktur
    • 4 Şubat 2013 Türk Olmak Şereftir
    • 21 Ocak 2013 Nazım Hikmet'e niçin saygı duyayım? -ll-
    • 14 Ocak 2013 A. Menderes'e tekme tokat dayak, Apo'ya renkli televizyon
    • 13 Ocak 2013 Terör biter mi dersiniz?
    • 31 Aralık 2012 Soner Yalçına Açık Mektup
    • 25 Kasım 2012 Turan Yazgan Hoca da...
    • 23 Ekim 2012 Fazıl Say cayırtısı
    • 21 Ekim 2012 MHP Devlet Bahçeli'yle büyümüyor, büyümeyecek!
    • 8 Ekim 2012 Atsız Şaman mıydı?
    • 1 Ekim 2012 Balyoz davasının hakimi ben olsaydım...
    • 9 Haziran 2012 Abdurrahim Karakoç (1932-2012)
    • 9 Nisan 2012 Ordumuzu siyasete bulaştırmamak
    • 1 Nisan 2012 Türk Ocakları 100 yaşında
    • 5 Mart 2012 Hocalı mitinginde bir yanlışımız

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,158 µs