En Sıcak Konular

Sabahattin Talu

Düşünü-Yorum
Sabahattin Talu
6 Ocak 2011

Bölünmekten Korkmak (!)



 

Her fırsatta, “Bölünmekten korkmayın” diyor Kürtçü siyasetçiler. En önce Sırrı Sakık; “Niye korkuyorsunuz ki, bakın Öcalan bile artık bölmekten vazgeçtim dedi” demişti, sonra sırasıyla diğerleri.

Öcalan’ın bu sözü, olan biteni anlamak ve geleceğin ön görüsünü yapabilmek açısından gerçekten çok önemliydi aslında, ama basın ve basının malum akil adamları, bu önemli itiraf nitelikli açıklamayı yine ıskaladılar.

Tekrar ediyorum; “Artık BÖL-MEK’ten VAZ-GEÇ-TİM” demişti Öcalan.

Bugün “Kürt sorunu” denilen şey, aslında bu cümlenin tam da içinde yatıyor. Çünkü…

          “Bölmekten vazgeçtim”in doğal çıkarımı şu değil mi; “Yıllarca Türkiye’yi bölmek için uğraştım, mücadele ettim, talimatlar verdim, kan döktüm. Ancak şimdi, bundan vazgeçtim”.

          Ne zaman diyor bunu Öcalan; yakalandıktan çok sonra, tam 2007’de.

          Demek ki Öcalan’ın bunca yıl, yani 1978’den 2007’ye tam 29 yıl “barış, kardeşlik, çözüm, anadil, kültürel haklar” gibi, “kan akmasın, analar ağlamasın” gibi derdi hiç yokmuş, hiç olmamış. Onun derdi Türkiye’yi bölmek ve kafasında yaşattığı “Kürdistan”ı kurmakmış, daha düne kadar.

          Buradan şu da çıkıyor; demek ki Kürtçü siyasetçi ve yandaşlarının sürekli söyledikleri gibi PKK, Kürtlerin sorunları nedeniyle ortaya, daha doğrusu dağa çıkmamış. Demek ki PKK, dedikleri gibi “Kürt sorununun sonucu” asla değilmiş, hiç olmamış, bu bir ve net...

          Hemen burada akla şu sorular geliyor;

Öcalan 29 yıl bu ülkeyi bölmeye çalıştı da, siz ne yapmaya çalıştınız!

Siz, Öcalan’a rağmen, “barış, kardeşlik, anadil” falan mı dediniz durdunuz bunca yıl! Siz neyin peşindeydiniz peki?

Siz, Öcalan’ın bu ülkeyi bölmeye çalıştığını bilmiyor muydunuz, hiç mi farkına varmadınız, hiç mi uyanmadınız!  29 yıl, dile kolay!

          Evet, başından beri “Uyanıktınız”, hem de çok uyanık. Çünkü, aksi halde Öcalan sizi çoktaaan fena halde uyandırmış, teker teker veya toplu halde yola koymuş, sıraya dizmişti hepinizi. Bilirsiniz, hem de çok iyi bilirsiniz.

Evet, uyanıktınız ve halâ  çok uyanıksınız, bu da iki ve net...

Gelelim şu; “Bölünmekten korkmak” konusuna…

Bakın, böyle bir şey söz konusu dahi değil ve olamaz. Çünkü, bu ülkenin “İstiklâl Marşı”, “KORKMA!” diye başlıyor ve “Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak” diye devam ediyor.

Üstelik; diyelim ki “söndü” ve illâ birileri bundan korkacak ise, asıl korkması gereken, en az % 70’i bu ülkenin batısında yaşayan veya bir şekilde taraf olmayan ve taşın altına henüz elini sokmamış çoğunluktaki diğer Kürt vatandaşlarımız değil midir?

Ve üstelik; Öcalan ve siyasi söylemcilerinin olur olmaz çeşitli dayatmaları, tehditleri ve “Demokratik Özerklik” gibi tamamen ayrılıkçı söylemleri nedeniyle Türk toplumu içerisinde “Ver kurtul” düşüncesinin giderek hakim olmaya ve sabırların tükenme işareti olan “Yeter artık” denmeye başlandığı da apaçık görülen ve algılanan sosyal, siyasal, toplumsal ve nihayet psikolojik bir gerçek değil midir?

Dolayısıyla, “Bölünmekten korkmak” başka bir şeydir, istememek ve buna direnmek başka bir şey, bu nedenle birbirine karıştırılmamalıdır. Bu, olsa olsa “endişe” etmektir ve bu duyguyu, daha çok, hatta daha ziyade, taşın altına bir türlü elini koyamayan o çoğunluktaki % 70’lerin yaşaması gerekir, ki üç köfte beş kuruşu maalesef geçmek üzere ve pazarı biten Bor’dan Niğde yolu çok yakından olmasa bile, en azından çıplak gözle görülebilmektedir.

Buradan uyarması…

 



Bu yazı 432 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 6 Şubat 2012 Demokrasi Getirmek!
    • 13 Ocak 2012 Sıra SURİYE’de mİ?
    • 29 Aralık 2011 Düşmanımın Düşmanı Dostumdur
    • 22 Aralık 2011 Canlı Kalkan
    • 8 Aralık 2011 ROJ TV, Gören Gözlere Kel'i Gösteriyor
    • 2 Aralık 2011 Kürt Sorunu’nun Çözümüne İlişkin Beyin Jimnastiği
    • 24 Kasım 2011 KCK Ve Asrın Hukuk Bürosu
    • 17 Kasım 2011 Çözüm mü Dediniz!
    • 11 Kasım 2011 Ne Çare (N.Ç.)
    • 28 Ekim 2011 Sen Olma Haslanım Cemal
    • 27 Ekim 2011 PKK Terörü ve Van Depremi
    • 21 Ekim 2011 Hırsızlık Şebekesi
    • 14 Ekim 2011 Kürtçülere Sorulması Gereken Sorular
    • 7 Ekim 2011 Artık Şuna Net Olarak İnanıyorum
    • 4 Ekim 2011 Barışı Kim İstemez?
    • 23 Eylül 2011 BİR MAÇ NASIL KAZANILIR?
    • 14 Eylül 2011 Analar Ağlamasın da!
    • 8 Eylül 2011 Artık Bir Karar Verin!
    • 26 Ağustos 2011 Cılız Da Olsa İlk Kez Farklı Bir Ses
    • 25 Ağustos 2011 Batman’dan Bodrum’a Özerklik

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,778 µs