En Sıcak Konular

Nuri Gürgür-Türk Ocakları Genel Başkanı
Konuk Yazar-Türk Yurdu
Nuri Gürgür-Türk Ocakları Genel Başkanı
11 Aralık 2010

Serap’ı Yakan Caniler ''TAŞ Atan Çocuk'' Oldu



8 Kasım 2009 da Küçükçekmece’de bir facia yaşandı. PKK’lı göstericiler İETT otobüsünün önünü keserek, molotofkokteyli attılar. Serap Eser isimli lise öğrencisi okula gitmek üzere otobüse binmişti. Atılan yanıcı maddelerle elbiseleri tutuştu, yüzü bir anda ateş topuna döndü. Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldı. Hayatının henüz baharında olan genç kız, yaşamak için direndi. Annesi, kardeşleri ve yakınları başında umutlarını kaybetmemeye çalışarak dua ettiler. Ancak kader hükmünü icra etti ve PKK’lı militanların acımasızca yaktıkları Serap hayata veda etti.
Saldırganlar polisin ısrarlı ve dikkatli takibi sonucu bir süre  sonra yakalandılar; suçlarını itiraf ettiler. Hâlen 6 sanık İstanbul 10. Ağır  Ceza Mahkemesinde yargılanıyor. Bunlardan 4’ü olay tarihinde yaşları 18’inden küçük olduğundan “taş atan çocuklar” için çıkarılan yasadan yararlanarak çocuk mahkemesine gönderiliyorlar. Başka bir ifadeyle, otobüse taşla değil, yanıcı maddeler atarak saldırıp Serap’ın ölümüne neden  olmalarına rağmen, söz konusu yasanın  sağladığı müsamaha ve indirimden yararlanacaklar. Yaptıklarından dolayı pişmanlık duymak yerine, yakalandıkları  için üzülerek kısa bir süre sonra yatıp çıkacaklar.  Sonuçta PKK’nın bu tarz eylemleri düzenlemekteki amacına uygun olarak daha bilenmiş, militanlaşmış, deneyim kazanmış olarak örgütün vereceği yeni görevlere ve talimatlara hazır halde yerlerini alacaklar.

Türkiye’de etnik fitneden kaynaklanan, akıl ve izanla  yorumlanması mümkün olmayan, benzerine dünyada pek rastlanmayan  inanılması zor bir kepazelik,  tam bir karmaşa yaşanıyor. Bölücü örgüt Öcalan’ın talimatları doğrultusunda her gün  yeni bir hamle yapıyor. Her adımının başına “demokratikleşme”  kelimesini ekleyerek, bunu bir şal gibi eylemlerinin üzerine örterek meşruiyet kazanmaya çalışıyor. Başta  liberal ve ikinci cumhuriyetçiler, Marksistler ve kozmopolit siyasal islamcılar olmak üzere, belirli çevreler bu sahtekârlığı görmezlikten geliyor; PKK’ya sınırsız kredi sağlıyorlar. PKK’yı ve Öcalan’ı problemin çözümünü anahtarı ilan ediyorlar; Devlet’i bunları muhatap  alarak  görüşme masasına  oturtmaya çalışıyorlar. Hükûmet  ne düşündüğünü, ne yapmak istediğini, cumhuriyet tarihimizin bu en kapsamlı problemini çözümüne ilişkin  bir projesinin olup olmadığını  açıklamıyor. PKK bu karmaşadan ustalıkla yararlanarak,  ipleri bazen gerip  bazen gevşeterek inisiyatifi eline geçiriyor.  Geçen hafta gündeme  getirdikleri “Kürt halkının kendi güvenliğini  ve örgütlenmişliğini oluşturma”  projesi bu manevraların yeni bir örneğidir.

PKK’nın kanlı eylemlerinin  ve saldırılarının  yol açtığı acılar, bunların mağdurları  pek fazla gündeme gelmiyor yahut getirilmiyor. PKK’yı terör örgütü olarak nitelendirmeyen, yaptıklarını haklarını savunmaya yönelik meşru girişimler şeklinde gören, normal sayan malum çevreler, bütün bu olanları en fazla “ yol kazası”  şeklinde tanımlıyorlar. Böylelikle suçluları dikkatlerden kaçırmaya, kamuoyunun tepkisini olabildiğince yumuşatmaya çalışıyorlar. Ellerindeki medya gücünü kullanarak bunu belirli  ölçüde başardıklarını söyleyebiliriz.

Ne var ki ateş düştüğü yerleri cayır cayır yakıyor. Medyada, üniversitelerde ve siyasetteki örgüt yandaşları görmezlikten gelseler bile, yürekler yanıp kavruluyor. Gencecik Serap’ın masum bedeni şu anda toprak altında. Annesi, kardeşleri her an acılarıyla baş başa  bir yandan hayatlarını sürdürmeye çalışırken, diğer yandan çocuklarının katillerini adaletin elinden  nasıl çekilip alınmaya çalışıldığını içleri kan ağlayarak izliyorlar.

Serap’ın ağabeyleri  Ümit ve Selçuk Eser kardeşlerinin mezarının  ölümünün 1. yıldönümünde ziyaret edip dua ettiler; hasret gidermeye çalıştılar. Anneleri gelemeyecek derecede hastaydı. Muhtemelen hasta yatağında kızını giydiremediği gelinliği içinde   tahayyül edip gözyaşı döküyordu.  Bu acıları yaşayanların varlığı  bütün  benliklerini kaplıyor kin ve nefretten , öfkeden gözleri körelmiş olan  PKK’lıların umurunda bile değil. Onlara  limitsiz kredi açan medyadaki sempatizanları ve yandaşları da bu yaşananlara aldırmıyorlar.

Serap’ın ağabeyi Umut Eser’in sözleri vicdan sahibi herkese iletilen bir mesajdır; insanlık, hukuk ve adalet adına yürek burkan bir uyarıdır.  Örgüt ve sempatizanlarının yürüttüğü yoğun propaganda ve enformasyon çabalarına rağmen, milletimizin  çok geniş kesiminin gönül pınarlarının kurumadığını  insanî ve millî hassasiyetlerini kaybolmadığını biliyor ve bu mesajın yerine bulacağını inanıyorum.  Serap’ı cayır cayır yakanların nasıl bir anda “taş atan çocuk”   oluverdiğini bu yasayı çıkaranlar, savunanlar Türk toplumuna açıklamak zorundadırlar.  Ağabeyi Ümit Eser’in bir gazetede yayınlana sözleri  ahmaklıkla ihanetin kol kola gezildiği ülkemizde tarihî bir uyarıdır: “davaya ailece katılmadık, çünkü çıkacak kararın canımızı yakacağını biliyoruz. Yargılanan 6 kişiden 4’ü 18 yaşından küçük taş atan çocuklar için çıkartılan yasa  nedeniyle bu 4 kişi çocuk mahkemesine gönderilecek alacakları cezalar düşecek. Geceleri  uyuyamıyoruz. Hâlâ   molotof nasıl taş oldu, ben bunu yetkililerden sormak istiyorum. Bu yasa çıkartılmadan önce sivil toplum kuruluşları, sanatçılar açıklamalar yaptılar. Yasayı desteklediler. O çocuklar mağdur ve masum gösterildi. O çocuklar masumsa Serap’ın suçu neydi. Serap mı suçluydu yakıldığı zaman. Her gün Serap’ın hayaliyle yaşıyoruz. Annem cenazesine bile katılamadı. Taş atan çocuklar yasasının içeriğini kimse bilmiyordu. TBMM Adalet Komisyonu Başkan Vekili “Serap Eser’in olayında olduğu gibi bu olayda  zanlılar bu yasan faydalanamayacak” diye bir cümle sarfetmişti. Geldiğimiz noktada böyle olmadığını gördük. Kardeşim yoğun bakıma kaldırılırken bana “ağabey ne olur yardım et” diye inliyordu. Masumiyet ve adalet kavramı 2010’da anlam mı değiştirdi. Kardeşimi diri diri yakanlar nasıl böyle bir muameleye tabii tutuluyor.Kanun yapıcıları kendi çocuklarını kaybetse böyle yapar mı? Taş atan çocuklar yasasından saldırganları faydalandıran yetkililer kardeşimi bana geri verebilirler mi? Ben hiçbirini affetmiyorum. Muhatap alınacak bizleriz. Ancak yasa çıkarken bize sormadılar. Neden olan hep masumlara oluyor.”

Örgüt mensuplarına  ve düzenledikleri gösterilere övgüler yağdıran, bunların her birinde alkışlanacak  bir taraf arayan, militanları maruz kaldıkları haksızlıklara karşı  direnen  mağdur ve mazlum  kimseler olarak gören  bilinen çevreler ve yazarlar Serap’ın ağabeyinin sorusunu hukuk, ahlak ve  insanlık adına  cevaplandırmak zorundadırlar.



Bu yazı 630 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Nisan 2012 12 Eylül Davası Bu Haliyle Sonuçsuz Bir Girişim Olarak Kalacaktır
    • 28 Mart 2012 Türk Ocakları bu yıl 100.ncü yılını kutluyor
    • 3 Mart 2012 Eğitim Meselesi Siyasallaştırılmamalı
    • 11 Şubat 2012 Yılmaz Öztuna Hakka Yürüdü
    • 10 Şubat 2012 Tarihi Binamız Neden Alınamadı, Nasıl Alınabilir?
    • 1 Şubat 2012 Fransa Parlamentosu ve Sarkozy Türkiyeye Tarih Bir İmkn Sunuyor
    • 15 Ocak 2012 Bir Milli Kahramanı Kaybettik Türk Milletinin Başı Sağolsun
    • 7 Ocak 2012 Uludere Faciası Ahlksızca İstismara Çalışılıyor
    • 30 Aralık 2011 Türkiye Herşeye Rağmen Büyük ve Güçlü Bir Ülkedir
    • 20 Aralık 2011 Türk Ordusu Bu Sataşmalara Müstahak Değildir
    • 5 Aralık 2011 Dersim’in Nedense Konuşulmayan Tarihçesi
    • 26 Kasım 2011 Yeni Anayasa Hazırlıkları Fetiş Haline Getirilmemelidir
    • 5 Kasım 2011 KCK Operasyonlarına Gösterilen Tepkilerin İdeolojik Anlamı Üzerine
    • 21 Ekim 2011 Milli Politika Zarureti
    • 10 Ekim 2011 Türk Toplumunun Sinir Uçlarıyla Oynanmamalı
    • 25 Eylül 2011 Yirmibirinci Yüzyılda Nasıl Bir Türk Ocağı?
    • 6 Eylül 2011 İsrail ile Savaşın Diğer Yüzü
    • 1 Eylül 2011 Tarihi Gafın Diğer Yüzü
    • 1 Eylül 2011 Işık Koşaner’e Tepkiler Haklı Sayılabilir mi?
    • 15 Ağustos 2011 Suriye’deki Olaylara İlgisiz Kalamayız

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,022 µs