En Sıcak Konular

Nuri Gürgür-Türk Ocakları Genel Başkanı
Konuk Yazar-Türk Yurdu
Nuri Gürgür-Türk Ocakları Genel Başkanı
28 Kasım 2010

Öcalan Türkiye’ye Tehdidi Sürdürüyor



Öcalan Türkiye Devleti’ne yeni bir ültimatom  vererek  1 Mart tarihine kadar kendini tatmin edecek bir adım atılmaması hâlinde eylemsizlik kararının sona ereceğini açıkladı.
Bir süreden beri terör eylemlerinin görülmemesini, Öcalan ve örgütün makul bir çözüm eğilimine girmesi şeklinde yorumlayan çevrelerin nasıl bir yanılgı içinde oldukları bir kere daha ortaya çıktı.
PKK’nın geçen Ağustos ayındaki ilk eylemsizlik kararını değerlendirirken bu çıkışın, Öcalan’ın, “taktik manevrası” olduğunu, “iki milletli devlet” projesinin temelini oluşturan “demokratik özerklik”  yahut  “Özerk Kürdistan”  projesinde herhangi bir değişikliğin söz konusu olmadığını belirtmiştik.

Olayların birkaç aylık seyrine bakıldığında bu kanaatimizin doğrulandığını  görüyoruz. Her şeyden  önce,  Hükûmet,   “demokratik açılım” olarak tanımladığı süreçte, kafa karışıklığından bir türlü kurtulamadı. Problemin çapıyla orantılı ciddi ve kapsamlı bir projeye dayanılmadan “Yörük göçü  yolda düzelir” mantığıyla   Polis Akademisi’ndeki talihsiz toplantıyla ilk adımın atılması büyük bir hataydı. Habur’da yaşanan rezaletle zirveye tırmanan bu hatalar zincirini aynı doğrultuda sürdürdü ve bugünlere gelindi.

Öcalan’ın komutasının  dışında sivil bir örgüt yapılanması uman, BDP’yi bağımsız  bir siyasal örgüt olarak tahayyül eden çevrelerin “serap”  görmeye çalıştıklarını kendilerinin dışında herkes görüyor. Buna rağmen gazete ve televizyonları   önemli ölçüde kontrollerinde tutan bu “liberal”ler, “ikinci cumhuriyetçi”ler,  kozmopolit siyasal “İslamcı”lar yanıldıklarını itiraf etme yerine  kamu oyunu hayallerine inandırmaya çabalıyorlar.  Gerçekleri kabullenmek istemeyen bu çabalar kendilerini doğal olarak aklıselim sahibi herkes nazarında komik durumu düşürüyor.

Bir kere daha görüldü ki, Öcalan örgüt üzerindeki otoritesini kimseyle paylaşmak niyetinde değil. Bölge halkının çeyrek yüzyıldır sürüp gelen yorgunluğunun, bıkkınlığının etkisiyle, bazı sivil toplum kuruluşlarının ve BDP içindeki bazı politikacıların  son derece cılız, ürkek,  nahif demeçleri bile, İmralı’dan sert tepki gördü. Öcalan vakit geçirmeden çizgi dışına çıkma emaresi gördüğü mensuplarını şiddetle azarladı. Hatta “Diyarbakır’da kendine bağlı gençlerden gelebilecek tepkiler” şeklindeki sözleri doğrudan “can tehdidi”  anlamına geliyor.

Öcalan’ın tehditleri yerini buldu,  muhataplarınca tam dilediği tarzda  algılandı. Baydemir istifa aşamasına geldi. Parti sözcüleri Öcalan’ın dediklerinin doğruluğunu kabullendiklerini ifadeye çalıştılar. BDP Öcalan’dan bu konularda  yeni bir  direktif beklentisi içinde karar açıklamasını erteledi. Osman Baydemir ise tam bir teslimiyetle ve tevekkülle bekliyor.

Abdullah Öcalan’ın son açıklamalarında KCK’dan   silahlı bir mücadele için  hazırlık yapılmasını istemesi  PKK- KCK ilişkisinin birinci ağızdan doğrulamasıdır. KCK davasını  demokratik mücadele yapmak isteyen, meşru ve legal bir hareket olarak gören ve tutuklamaları ağır bir şekilde eleştiren bilinen çevreler, doğal olarak bu sözleri de görmezlikten gelecekler. Ancak bu derece açık ve net beyandan sonra KCK’ya hukukî bir yaptırım uygulamamak doğrudan yasaların çiğnenmesi anlamına gelir.

Öcalan ve PKK önümüzdeki aylarda “taktik manevralarını”  sürdüreceklerdir. PKK’nın silahlı tehdit bir  unsuru  olmasında kararlı olan, bunu varlığının teminatı olarak gören Öcalan ve silahlı militanları,  bir yandan, barıştan, silahların susmasından bahsederken, diğer taraftan terör eylemlerini sürdürecek hazırlıkları eksiksiz yapıyor. Önümüzdeki kış aylarının iklim şartları nedeniyle mevsimi her yıl olduğu gibi barınaklarında geçirmelerini bir ateşkes olarak sunmakla  yandaş sempatizanlarının dışında kimseyi kandıramaz.

Hükûmet  hiç vakit geçirmeden  problemin çözümüne ilişkin    projesini hazırlayıp, uygulamaya koymalıdır. Bunu yaparken PKK’nın silahlı  varlığının izole edilmesini, Kandil’in barınak ve eğitim merkezinin boşaltılmasını vazgeçilmez bir ön şart olarak benimsemelidir. PKK varlığını   ve etkisini sürdürdükçe, yani   bölge halkı özgür   iradesini kullanamadıkça atılacak diğer bütün adımlar sonuçsuz girişimler olarak kalır.

Etnik bir problem etnik imtiyaz ve açılımlarla çözülemez. Bugünkü belirsizlik  sadece PKK’nın ve Öcalan’ın   işine yarıyor. İtibarı tartışılır hâle gelen Öcalan, son bir buçuk yıl içinde bu nedenle yeniden ön plana geçti. Megaloman  yanını kamufle ihtiyacı duymadan, bir yandan örgüte diğer yandan Devlet’e  tehdit içerikli mesajlar gönderiyor. Üstelik bunları devletin temin ettiği  araçlarla gelen sözde avukatları aracılığıyla yapıyor.  Daha da hazini Türkiye’nin  televizyonları  ve basını teröristbaşının dediklerini  harfi harfine yansıtıyor, yorumlarıyla destek oluyor.



Bu yazı 665 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Nisan 2012 12 Eylül Davası Bu Haliyle Sonuçsuz Bir Girişim Olarak Kalacaktır
    • 28 Mart 2012 Türk Ocakları bu yıl 100.ncü yılını kutluyor
    • 3 Mart 2012 Eğitim Meselesi Siyasallaştırılmamalı
    • 11 Şubat 2012 Yılmaz Öztuna Hakka Yürüdü
    • 10 Şubat 2012 Tarihi Binamız Neden Alınamadı, Nasıl Alınabilir?
    • 1 Şubat 2012 Fransa Parlamentosu ve Sarkozy Türkiyeye Tarih Bir İmkn Sunuyor
    • 15 Ocak 2012 Bir Milli Kahramanı Kaybettik Türk Milletinin Başı Sağolsun
    • 7 Ocak 2012 Uludere Faciası Ahlksızca İstismara Çalışılıyor
    • 30 Aralık 2011 Türkiye Herşeye Rağmen Büyük ve Güçlü Bir Ülkedir
    • 20 Aralık 2011 Türk Ordusu Bu Sataşmalara Müstahak Değildir
    • 5 Aralık 2011 Dersim’in Nedense Konuşulmayan Tarihçesi
    • 26 Kasım 2011 Yeni Anayasa Hazırlıkları Fetiş Haline Getirilmemelidir
    • 5 Kasım 2011 KCK Operasyonlarına Gösterilen Tepkilerin İdeolojik Anlamı Üzerine
    • 21 Ekim 2011 Milli Politika Zarureti
    • 10 Ekim 2011 Türk Toplumunun Sinir Uçlarıyla Oynanmamalı
    • 25 Eylül 2011 Yirmibirinci Yüzyılda Nasıl Bir Türk Ocağı?
    • 6 Eylül 2011 İsrail ile Savaşın Diğer Yüzü
    • 1 Eylül 2011 Tarihi Gafın Diğer Yüzü
    • 1 Eylül 2011 Işık Koşaner’e Tepkiler Haklı Sayılabilir mi?
    • 15 Ağustos 2011 Suriye’deki Olaylara İlgisiz Kalamayız

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,813 µs