En Sıcak Konular

Sabahattin Talu

Düşünü-Yorum
Sabahattin Talu
24 Kasım 2010

Silahın Miadı



 Cumhurbaşkanı Abdullah Gül; “Terörle, silahla bir şey olmayacağını artık herkes gördü” dedi ve ekledi; “Türkiye, terörden de Kürt meselesinden de kurtulacak”.

BDP’li Belediye Başkanı Osman Baydemir de hemen hemen aynı anlama gelen; “Silahlı mücadele artık miadını doldurdu” demiş, bu açıklamasına karşılık Apo’dan “Sen de kim oluyorsun? Her şeyin kararını bir tek ben veririm. Tek yetkili benim. Haddini bil” mealinden fırça yemişti.

Toplam üç ayrı kişi tarafından sarf edilen şu birkaç cümle için onlarca sayfa yazı yazılabilir, birçok fikir üretilebilir, enine boyuna tartışılıp geniş bir analiz ortaya konulabilir. Kısaca değinip, biraz açmaya çalışalım şu birkaç cümleyi…

“Terörle, silahla bir şey olmayacağını artık herkes gördü”.

Kim gördü mesela? Devlet mi, örgüt mü, Öcalan mı, halk mı? Gördüyse ne oldu, vaz mı geçildi? Örgüt silah mı bıraktı? Devletin başka bir çözümü mü var? Silahla, terörle olmayacaksa, çözüm ne ile ve nasıl olacak?

“Türkiye, terörden de Kürt meselesinden de kurtulacak”.

Demek ki, Türkiye’nin bir “Terör” sorunu, bir de “Kürt” sorunu var, ya birbiriyle aynı, ya da birbirinden farklı.

Sorun, terör sorunu mu, Kürt sorunu mu, önce bunu belirlemek gerekiyor, 30 yıldır taa iliklerde yaşanıyor olmasına rağmen. 30 yıllık terör sorunu, özellikle şu son 6-7 yıl içerisinde, bilerek ve istenerek, planlı bir biçimde “Kürt sorunu”na dönüştürüldü, kanıksandırıldı, meşrulaştırıldı. Şimdi Türkiye, bundan kurtulacakmış. Bunu, Devlet’in en tepesindeki isim söylüyor. O zaman buna hepimizin inanması gerekiyor. Evet, tamam inandık, ama yine de bazı sorular akla gelmiyor değil.

Mesela, en başından, Türkiye bundan nasıl kurtulacak, ne şekilde kurtulacak ve ne zaman kurtulacak? Belli bir proje mi var? Varsa, ne derece kabul görebilecek, uygulanabilecek?

Müzakereden bahsediliyor şu günlerde. Apo da dile getirdi bu müzakere konusunu. Ne müzakeresi? Müzakerede ne var, içeriği ne? Bunların hiçbirini bilmiyoruz. Ama, kesinlikle bilmek istiyoruz, çünkü en doğal hakkımız, çünkü biz halkız.

Evet, bir müzakereden bahsediliyor. Apo da bahsediyor ve hemen peşinden, kendisinden son derece emin olarak koşullarını öne sürüyor; “Demokratik özerklik, tutsaklara serbestlik, Kürt kimliğinin Anayasa ile tanınması, hakikatler komisyonu, Kürtçe eğitim” ve nihayet daha önce de üstüne basarak, altını çizerek, sık sık çıkarttığı o baklayı ağzından bir kez daha çıkarıyor; “Ev hapsi konusunun dillendirilmesi”.

Bir müzakere olduğu konusu artık kesinlik kazanmış durumda.

Apo tarafından öne sürülen olmazsa olmaz şartlar da var ortada, bu da kesin.

Cumhurbaşkanı “çözülecek” diyor.

Peki tamam, anladık ve inandık. Ama yine de bir soralım; “Nasıl ve ne şekilde?”.

“Sen de kim oluyorsun? Her şeyin kararını bir tek ben veririm. Tek yetkili benim”.

Megolaman bir Apolaman kişilik var karşımızda. Aslında, şu kısacık hasta cümleden alınması gereken çok önemli dersler var. Bu ders, başta Osman Baydemir olmak üzere tüm BDP’lilere, taraftarlarına, PKK’lılara ve sempatizanlarına.

Adam “Sadece ben varım” diyor, “Siz kimsiniz ki!” diyor, “Haddinizi bilin!” diyor, onlar da bu aşağılamayı, çıtları çıkmaksızın, rahatlıkla ve gönül rızasıyla sindirebiliyor.

Apo’nun devam eden şu cümlesi, çok ama çok önemli; “Silah olmasa sen orada oturamazsın”.

Bu cümlenin Türkçesi şu; “Bugün ne kazanım elde edildiyse/edilecekse, Kürt sorunu bu seviyelere getirildiyse/daha da ileri götürülecekse, silah sayesindedir”.

Demek ki Apo ve onun gibi düşünenler; “Terörle, silahla artık bir şey olmayacağını görenlerden” olmayıp, tam aksine “Çok şeyin olduğuna/olabileceğine, kazanıldığına/kazanılacağına” inanıyorlar, görünen köy misali… 



Bu yazı 625 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 6 Şubat 2012 Demokrasi Getirmek!
    • 13 Ocak 2012 Sıra SURİYE’de mİ?
    • 29 Aralık 2011 Düşmanımın Düşmanı Dostumdur
    • 22 Aralık 2011 Canlı Kalkan
    • 8 Aralık 2011 ROJ TV, Gören Gözlere Kel'i Gösteriyor
    • 2 Aralık 2011 Kürt Sorunu’nun Çözümüne İlişkin Beyin Jimnastiği
    • 24 Kasım 2011 KCK Ve Asrın Hukuk Bürosu
    • 17 Kasım 2011 Çözüm mü Dediniz!
    • 11 Kasım 2011 Ne Çare (N.Ç.)
    • 28 Ekim 2011 Sen Olma Haslanım Cemal
    • 27 Ekim 2011 PKK Terörü ve Van Depremi
    • 21 Ekim 2011 Hırsızlık Şebekesi
    • 14 Ekim 2011 Kürtçülere Sorulması Gereken Sorular
    • 7 Ekim 2011 Artık Şuna Net Olarak İnanıyorum
    • 4 Ekim 2011 Barışı Kim İstemez?
    • 23 Eylül 2011 BİR MAÇ NASIL KAZANILIR?
    • 14 Eylül 2011 Analar Ağlamasın da!
    • 8 Eylül 2011 Artık Bir Karar Verin!
    • 26 Ağustos 2011 Cılız Da Olsa İlk Kez Farklı Bir Ses
    • 25 Ağustos 2011 Batman’dan Bodrum’a Özerklik

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,255 µs