En Sıcak Konular

Yavuz Bülent Bakiler
Konuk Yazar-Türkiye
Yavuz Bülent Bakiler
15 Kasım 2010

Mehmet Ağar’dan bin defa özür diliyorum



Tam 57 yıldan beri yazıp çiziyorum. Gazetelere ve dergilere yazdığım makaleler binlerce sayfayı çoktan buldu. Bilmelisiniz ki ben, hiçbir yazımın başına, bugünkü gibi derin ötesi derin bir utançla oturmadım. Kalemimin üzerinde sanki kırk batman ağırlık var. Sanki ben, vatanımı satmak, milletimi kırk parçaya bölmek isterken suçüstü yakalanmışım da, 73 milyon kişinin önüne çıkarılmış gibiyim. Sanki, 73 milyon kişi hep birden yüzüme tükürüyormuş, bana lânetler yağdırıyormuş gibi utanıyorum.

Eski Emniyet Genel Müdürümüz eski İçişleri ve Adalet Bakanımız Mehmet Ağar’dan, millet önünde binlerce defa özür dilemem dahi utancımı hafifletmiyor.

Biliyor musunuz, biz, 3. Murat devrinde tam 23 milyon 334 bin 600 km2’ye yayılan bir büyük, bir muhteşem devlet idik. Sonra beyinsiz idareciler ve çeşitli sebepler yüzünden bölüne-parçalana, 780 bin km2’ye düştük. Şimdi bu 780 bin km2’lik vatanımızı da bize çok görenler var. İçeriden ve dışarıdan birtakım ihanet ocakları, bizi yeni parçalara bölmek gayretindeler. Eski Bitlis senatörlerinden Kâmran İnan’ın söylediği gibi, “Biz, dünyada en çok düşmanı olan ve kendimize düşmanlar yetiştiren bir milletiz.” Kâmran İnan içteki ve dıştaki düşmanlarımızın sayısının 200 bin olduğunu söylüyor. Ben, daha çok olduğuna inanıyorum. Her medenî devlet, kendisini iç ve dış düşmanlarına karşı korumakla vazifeli. Her devlet, kendi menfaatlerini korumak için çok ciddi teşkilatlar kuruyorlar. Mesela ben, John Barron‘un Nebioğlu Yayınları arasında çıkan 448 sayfalık KGB isimli eserini dehşetle okudum. Sovyet Rusya, resmî kuruluşu olan KGB vasıtasıyla içeride ve dışarıda ne cinayetler işletmiş ya Rabbim!
ABD-CIA vasıtasıyla -Türkiye de dahil olmak üzere- çeşitli ülkelerde, hükümet darbeleri yaptırıyor. Meclisleri kapattırıyor, Başbakanlar, bakanlar astırıyor.

Şu burnumuzun dibindeki Suriye bile, PKK lider kadrosunu, hem de hükümet merkezi Şam’da, barındırmadı mı? Bize karşı cinayetler düzenletmedi mi?

Ermeni devletinin kanatları altındaki ASALA militanları, bir zamanlar Fransa’da, cinayet üstüne cinayet işliyorlardı. Elçilik mensuplarımızı öldürüyorlardı. Biz de Türkiye’de, öldürülen o kişiler için cenaze merasimleri düzenliyor, sadece “kanları yerde kalmayacak!” diye zavallı beyanlarda bulunuyorduk. ASALA da cinayetlerine devam ediyordu. Sonra işe bizim MİT el attı. MİT İstanbul Bölge Başkanı Nuri Gündeş‘in ve Metin Günyol‘un basına açıklamalarını okudum. Diyorlar ki: “Abdullah Çatlı ile Viyana’da, bir kahvehanede oturup konuştuk. Sonra onu Paris’e yerleştirdik. Son derece vatanperver ve ketum bir kişiydi. Birlikte olduğumuz zaman yanlış yapmadı.” İddiaya göre, zamanın Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar da bu çok vatanperver Abdullah Çatlı’ya ve arkadaşlarına yeşil pasaport vermiş. Silah temin etmiş... Peki ne oldu sonra? Çatlı ve arkadaşları Paris’te kümelenen ASALA militanlarının büyük bir kısmını öldürerek ortadan kaldırdılar. ASALA hezimete uğrayınca, yerine PKK militanlarını sürdü. Şimdi Türkiye’de Türk mahkemeleri Mehmet Ağar‘ı yargılıyor. Anlatılmaz utancım bundandır. Benden çok küçük olmasına rağmen, Çatlı ve arkadaşlarına yeşil pasaport veren, onları görevlendiren Mehmet Ağar‘ın ellerinden öpüyorum ve milletim huzurunda, ondan binlerce defa özür diliyorum. Af et bizi sevgili Mehmet Ağar! Büyüklük sende kalsın.
 



Bu yazı 2,050 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Mart 2013 Allaha ısmarladık
    • 10 Mart 2013 Anıtkabir'de Kral Abdullah'ın gözyaşı
    • 4 Mart 2013 Hocalı'da Ermeni ve Rus vahşeti
    • 25 Şubat 2013 Ah Enver Ağabey!
    • 24 Şubat 2013 Sinoplu gençleri kim tahrik etti?
    • 18 Şubat 2013 Kemalizmin millet anlayışında dinin yeri yoktur
    • 4 Şubat 2013 Türk Olmak Şereftir
    • 21 Ocak 2013 Nazım Hikmet'e niçin saygı duyayım? -ll-
    • 14 Ocak 2013 A. Menderes'e tekme tokat dayak, Apo'ya renkli televizyon
    • 13 Ocak 2013 Terör biter mi dersiniz?
    • 31 Aralık 2012 Soner Yalçına Açık Mektup
    • 25 Kasım 2012 Turan Yazgan Hoca da...
    • 23 Ekim 2012 Fazıl Say cayırtısı
    • 21 Ekim 2012 MHP Devlet Bahçeli'yle büyümüyor, büyümeyecek!
    • 8 Ekim 2012 Atsız Şaman mıydı?
    • 1 Ekim 2012 Balyoz davasının hakimi ben olsaydım...
    • 9 Haziran 2012 Abdurrahim Karakoç (1932-2012)
    • 9 Nisan 2012 Ordumuzu siyasete bulaştırmamak
    • 1 Nisan 2012 Türk Ocakları 100 yaşında
    • 5 Mart 2012 Hocalı mitinginde bir yanlışımız

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,965 µs