En Sıcak Konular

Yakup Musa

Hakikat
Yakup Musa
1 Nisan 2015

31 MART VAK’ASI



 

İngiliz ve Alman nüfuzundaki İttihat ve Terakki Fırkası’nın ilk hedefi                         II. Abdülhamid’i tahtından indirmekti. Ancak sadece II. Meşrutiyetin ilanına muvaffak olabilmişlerdi.

II. Meşrutiyet ile birlikte halkın Sultan Abdülhamid’e sevgi ve bağlılığı daha da artmıştı. Bu nüfusu ortadan kaldırmak için çeşitli kuklalar kullanan Batı, en nihayetinde 31 MART Vakası’nı bu memlekete yaşatmıştır. Miladi takvime göre 13 NİSAN 1909 Salı gününe denk gelen bu olay 33 yıl boyunca “Hasta Adam” ı ayakta tutmayı başarmış bir büyük padişahı tahttan indirerek Osmanlının hızla çözülmesini de başlatmışlardır.

Olayların ilk patlak verdiği yer ise Taşkışla’dır. Bu yer ittihatçılar tarafından Meşrutiyeti koruması için Rumeli’den getirtilen Avcı Taburları’nın merkeziydi. Askerler ayaklanmış ve mühimmat deposunu ele geçirerek okullu subayları hapsetmişlerdi.

            Silahları alan bu güruh daha sonra sokağa çıkarak, “Şeriat elden gidiyor” nidalarıyla ilerlemeye başlamıştır. Kalabalık her geçtiği yerde havaya ateş açarak Ayasofya’ya kadar gelmiştir. Bu olayları başlatan kişilerin İngiliz hayranı bir grup olduğu ancak İttihatçıların da bunları kullanmak için büyük gayret içinde olduğu daha sonra ortaya çıkmıştır.

            31 MART arifesinde İttihatçıların ordu içinde yoğun çalışmaları olmuş ve orduyu millete karşı kışkırtmanın yollarını birçok kez denemişlerdir. Bunun içindir ki ayaklanmayı başlatan Avcı Taburları’ndaki gafiller öncelikle okullu subayları hedef almışlardır. Bu olaylar İSTANBUL’daki asayiş birlikleriyle bastırılmıştı.

Ancak olayların bastırılmadığını iddia eden Selanik’teki Hareket Ordusu’nun başındaki olan birkaç kişi, olaylara müdahale etmek ve vatanı kurtarmak(!) için İSTANBUL’a doğru yola çıkmıştı. Hareket Ordusunun içinde ise Balkanlarda bulunan ne kadar çete varsa hepsinden bir parça bulunmaktaydı. Düzenli bir ordu görünümünde olan ancak çetelerin çoğunlukta olduğu Hareket Ordusu, gönüllü denilen çapulcuların da katılımıyla tamamen yağma üzerine kurulmuş bir ordu olmuştu. Ordunun başında ise o devrin Hürriyet Kahramanı(!) Enver Paşa ve Mahmud Şevket Paşa bulunmaktaydı.

Hareket Ordusu gelip Yeşilköy’e yerleşmiştir. İttihatçılar hemen onlarla bağlantı kurarak, Abdülhamit Han’ın Hal’ini (tahttan indirilmesini) nasıl yapmaları gerektiğini görüşmüşler ancak Mahmud Şevket Paşa ve Enver Paşa ile yanındakiler bu işin biraz daha gizli tutulması gerektiğini belirterek, “Şimdilik sadece olayları bastırmak için geldiğimiz bilinsin” demişlerdi. Çünkü Sultan Abdülhamid Han’a bağlı bulunan Hassa Ordusu’nun bir anda kendilerinin üyesi olduğu bu “çapulcu güruhunu” rahatlıkla yok edebilecek güçte olduğunu bilmekteydiler.

Bütün bu olaylar gelişirken, Hassa Ordusu mensupları da Padişahı korumak için silah istemekteydi. Hatta bazıları silahlanmaya başlamıştı. Durumu öğrenen o büyük insan Sultan Abdülhamit Han, “Paşalar, ben Halife-i İslam’ım. Müslüman’ı Müslüman’a kırdırmam. Asker zinhar kurşun atmasın! Eğer kurşun atacaklarsa ilk önce beni vursunlar sonra kurşun atmaya başlasınlar” demişti.

Alınan bu karar büyük bir hata olmuş, belki o kadar kan dökülmemiş ama 600 küsur yıllık Osmanlının çökmesinin sebebi olmuştur.

Sultan Abdülhamit’in bu tutumu kardeş kavgasının ve bir iç savaşı istememesi olarak yorumlanmıştır. Bu büyüklüğü sonucunda Hareket Ordusu hiçbir direnişle karşılaşmadan Yıldız Sarayı’na kadar gelip dayanmıştı. Saraydaki askerlerin Abdülhamit Han’ın emrine uyarak teslim olmasıyla Hareket Ordusu istediği gibi davranmaya başlamıştı.

            Hareket Ordusu’nun Yıldız Sarayını ele geçirmesiyle birlikte içimizde yetiştirilen Batı uşakları harekete geçti. Öncelikli olarak Sultan Abdülhamit Han’ın tahttan indirilmesi çalışmaları başlatıldı. İttihatçıların Sultan Abdülhamit Han için yapmak istedikleri operasyonun şekli de belirmeye başlamıştı. Öncelikle Meclis-i Mebusan’ın kararı gerekmekteydi. Tabi Meclisteki hain sürüsü bu kararı almak için sadece bir toplantı yapmış ve 33 yıl boyunca Osmanlı Devleti’ni ayakta tutan Abdülhamit Han’ı tahttan indirmişlerdi.

            Bu haince girişimin akabinde Padişah ve yanındakiler Hareket Ordusu’nun subayları eşliğinde Sirkeci Tren İstasyonuna götürülerek özel bir trenle Selanik’e doğru yola çıkarılmıştır.

Sultan İkinci Abdülhamid’i tahtından indirip hemen o gece Selanik’e gönderen İttihatçıların daha sonraki ilk işleri ise yanlarındaki çabulcularla birlikte Yıldız Sarayını yağmalamak olmuştu. Daha sonra İttihatçılar çeşitli mahkemeler kurarak birçok Müslüman’ın kanına girmişlerdir.

31 MART ayaklanmasının gerçek nedeni; “KUDÜS’e yerleşmek isteyen,  KUDÜS’ü kendilerine vermeyen Sultan Abdülhamit Han bu milli duruşuna karşı Siyonist Yahudilerce başarılı bir operasyonla  devrilmiş, böylecek halen günümüze kadar Ortadoğu’da kan dökülmesine, yerleştikleri andan itibaren hep kargaşa, soykırıma kadar dayanan kanlı olaylara neden olmuş olayların başlangıcıdır. “

Sultan Abdülhamit han izlemiş olduğu devlet yönetim şekli, olabilecek her türlü gelişmeleri önceden kestirebilmesi, neticesi gerekli hiçbir aksaklığa neden olmayacak önlemleri alması, özetle her bakımdan örnek alınması gereken büyük bir lider, komutan, devlet adamıdır.

Kendisi, şimdiki yöneticiler başta olmak üzere gelecekteki yöneticiler için de örnek alınması gereken devlet adamı niteliklerine sahiptir. 33 yıl süren hükümranlığı boyunca bizlere bunu tarihte bir örneği görülmeyecek şekilde ispatlamıştır.

 Selam ve saygılarımla.

 Yakup MUSA

 01.04.2015

 



Bu yazı 238 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 28 Ekim 2015 TÜRKİYE'DE BAŞKANLIK SİSTEMİ
    • 16 Ekim 2015 BALYOZ DAVASI BİLİRKİŞİ RAPORLARI (3)
    • 2 Ekim 2015 TCG MUAVENET FACİASI!
    • 17 Ağustos 2015 AMERİKAN ÇOCUKLARI ÇUVALDA
    • 6 Haziran 2015 TÜRKİYE'DE BAŞKANLIK SİSTEMİ
    • 24 Mayıs 2015 BALYOZ DAVASI BİLİRKİŞİ RAPORLARI (2)
    • 19 Mayıs 2015 KÜRECİK RADARI İSRAİL İÇİN ÇALIŞIYOR!
    • 11 Mayıs 2015 BALYOZ DAVASI BİLİRKİŞİ RAPORLARI
    • 26 Nisan 2015 100. YILINDA ÇANAKKALE SAVAŞLARI
    • 13 Nisan 2015 İCRA VE İFLAS KANUNUNUN KABÜLÜ
    • 1 Nisan 2015 31 MART VAK’ASI
    • 18 Mart 2015 18 MART ÇANAKKALE ZAFERİ
    • 4 Mart 2015 28 ŞUBAT BELGESİ
    • 31 Ocak 2015 SOYKIRIM İFTİRASI
    • 28 Aralık 2014 EHLİ KÜFÜRE BENZEMEKTEN KAÇINMAK!
    • 22 Aralık 2014 DÜNYA HABERLERİNİ CIA YAPTIRIYOR!
    • 20 Kasım 2014 TCG. MUAVENET FACİASI
    • 15 Eylül 2014 27 MAYIS VE 12 EYLÜL DARBESİ
    • 10 Haziran 2014 27 MAYIS DARBESİ VE MASONLAR
    • 1 Haziran 2014 27 MAYIS DARBESİ GERÇEKLERİ

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,297 µs