En Sıcak Konular

SOKRATES'İN İZİNDE BİR MOLLA: TOKATLI DELİ LÜTFİ

11 Mart 2020 00:17 tsi
SOKRATES'İN İZİNDE BİR MOLLA: TOKATLI DELİ LÜTFİ Sokrates’i zehir içirerek katleden zihniyetin aynısı 1494 yılında Osmanlı’da yaşandı

Sokrates’in İzinde Bir Molla; Tokatlı Deli Lütfi

Molla Lütfi, Fatih’in kütüphanecisiydi. 1494 yılında, dersinde Namazın önemini açıklarken öğrencilerinin konuyu yanlış yorumlaması üzerine “zındıklık” isnat olundu ve öldürüldü! Sokrates’i zehir içirerek katleden zihniyetin aynısı 1494 yılında Osmanlı’da yaşandı. Yağmur Ozan ÖZBEN millidusunce.com'da yazdı.


Başlı başına bir okyanus olan Türk tarihinde, “Deli Lütfi” olarak anılan, ancak yaşadığı dönemde Tokatlı Lütfi, Sarı Lütfi şeklinde de bilinen Molla Lütfi’yi tanımak, büyük bir farkındalık olsa gerek. Onun asıl adı Lütfullah olmasına karşı Molla Lütfi diye anılmaktadır. “Delilik” unvanını kıyafeti nedeniyle hak etmiş olduğu söylenmektedir. Ancak şu da bir gerçek ki; dilini tutmak nedir bilmeyen, sözünü esirgemeyen Molla Lütfi o çağda bu cesareti göstererek delilik unvanını hak etmiştir. Molla Lütfi aynı zamanda Uluğ Beğ’in öğrencisi olan ve bir zamanlar Fatih’in Osmanlı topraklarında ders verdirttiği Ali Kuşçu’nun yetiştirdiği bir insandır.

Molla Lütfi, ya da hak ettiği adı ile Deli Lütfi, Fatih’in kütüphanecisiydi. Fatih o kadar büyük bir insandı ki nerede nasıl davranacağını çok iyi biliyordu. O, bir padişah olmasına karşın, bu yetkinin verdiği kibre esir olmamıştı. Bunu Deli Lütfi ile aralarındaki dostluk ilişkisinden anlıyoruz. Deli Lütfi ile Fatih’in aralarında geçen şakalaşma olayını buyurun hep berber okuyalım:

Bir gün Fatih, kütüphaneye gider ve Lütfi’den bir kitabı getirmesini ister. Ancak gelin görün ki kitabı almak için bir yükseklik gerekmektedir çünkü kitap üst raflardan birinde durmaktadır. Bu kitabı almak için Lütfi’nin orada bulunan bir taşa bastığı anda Fatih’in korku dolu sesi işitilir.

“Lütfi ne yaptın sen!”

“Af buyurun padişahım, kitabınızı almak için şu taşa basıyordum.”

Fatih ise “Aman Lütfi! O taş Hz. İsa’nın doğum taşıdır.” der.

Eee, tabi şaka burada da bitmez…

Lütfi, kitabı eline almış, oturarak onu bekleyen Fatih’e yaklaştığı sırada yerdeki tozlu bezi alır ve Fatih’in üzerine yavaşça bırakır. Tabii bundan rahatsız olan fatih, bu tozlu bezden biraz da tiksinerek elinin ucuyla tutar ve uzağa atar. Bu sırada Lütfi söze atılır:

“Aman padişahım ne yaptınız?”

“Ne oldu Lütfi?”

“Padişahım o attığınız bez kutsaldır. O Hz. İsa’nın kundak bezidir.” Der ve Fatih’in yaptığı şakaya da sessiz kalmamış olur…

***

Fatih’in, medrese müfredatından bazı dersleri kaldırması üzerine Molla Lütfi ise yine çenesini tutamaz ve Fatih’in karşısına çıkıp aşağıdaki sözleri söyler:

“Sultanım, medreselerden Geometri-Matematik ve Felsefeyi çıkarırsanız yakında ordunuzda köprü yapacak mimar bulamazsınız. Tez bu yanlıştan dönün. Ayrıca geometri bilmeyen kadılar doğru karar veremezler.” Der.

Bu sözü isyan olarak nitelendiren Fatih onu Sivrihisar’a sürer…

Ancak burada şunu belirtmeliyim ki pozitif ilimlere önem veren Fatih’in müfredattan Matematik, felsefe derslerini kaldırmasının mümkün olmadığı düşüncesindeyim. Ancak bazı kaynaklarda da Lütfi’nin sürülme nedeni olarak Sinan Paşa’nın padişahla arasının açılıp Seferihisar’a sürülmesi sırasında onunla beraber gittiği de söylenmektedir.

Evet, gelelim efendim Sokrates’in izinde bir mollaya, ya da başka bir değişle Sokrates ile kader ortağı mollaya…

Deli Lütfi, bir dersinde Hz. Ali’nin vücuduna batan oku, namaz kıldıkları esnada çıkardıklarını ve Hz. Ali’nin bunu fark etmediğini söyleyerek “İşte namaz dediğin böyle olur, Allah’ın huzurunda dünya ile ilişki kesilmeli, bizim namazlarımız bunun yanında bir eğilip doğrulmadan ibarettir.” şeklinde namazın ehemmiyetini açıklar.

Bu sözleri üzerine, talebelerinin tepkisi ile karşılaşır. (Tahminen öğrencilerin hepsi devşirme.) Bir kısım çevrelerce Deli Lütfi”nin bu sözleri “Namazı eğilip doğrulmaktan ibaret sayıyor!” şeklinde yorumlanarak kendisine “zındıklık” isnat olunur. Şeyhülislâm Efdalzâde’nin katle sebebiyet verecek bir hadise olarak görmediği bu durum, kendisine hasım olan Hatibzâde ve Molla İzari gibi kimselerin katline fetva vermeleriyle sonuçlanır.

Bizim Deli Lütfi 1494 yılında (II. Bayezıd Dönemi) önce asılır ve sonrasında başı kesilir. Başı ile gövdesi ayrı yerlere gömülür. Lütfi idama giderken İstanbul halkı: “Biz Lütfi’nin imanına şahidiz. Bu dünyada da şahidiz. Öbür dünyada da şahidiz!” demiştir.

Sokrates’i zehir içirerek katleden zihniyetin aynısı 1494 yılında Osmanlı’da yaşandı. Ancak şu da bir gerçektir ki geçtiğimiz yıllarda Yunanistan’da temsili bir mahkeme kurularak Sokrates’e iade-i itibar verildi. Bizim Deli Lütfi’nin de bunu en az kader ortağı Sokrates kadar hak ettiği bir gerçektir.

 Yağmur Ozan ÖZBEN -  millidusunce.com


Kaynak: https://millidusunce.com/sokratesin-izinde-bir-molla-tokatli-deli-lutfi/


Bu haber 370 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,219 µs