En Sıcak Konular

ÜLKER'İN TARİHÇESİ

18 Mart 2019 09:41 tsi
ÜLKER'İN TARİHÇESİ Türkiye’nin köklü ve güçlü markalarından ‘Ülker’in geçmişi 1944 yılına dek uzanıyor. Merhum Sabri Ülker tarafından Eminönü Nohutçu Han’da temeli atılan, gücünü 21. yüzyıla da taşıyan bir marka.

Türkiye’nin köklü ve güçlü markası : Ülker

Türkiye’nin  köklü ve güçlü markalarından ‘Ülker’in geçmişi  1944 yılına dek uzanıyor. Merhum Sabri Ülker tarafından Eminönü Nohutçu Han’da temeli atılan, gücünü 21. yüzyıla da taşıyan bir marka. Aynı anda hem geleneği hem geleceği temsil edebilme kabiliyetine sahip Ülker, toplumun sosyolojik ve ekonomik gelişmelerine paralel yeni anlamlar kazanan bir marka olma özelliği taşıyor. Öyle ki, markanın yenilenip değişmesi hiç bitmeyen bir yolculuğa benziyor.

Ülker markası mutlu anlara eşlik etme, güven, samimiyet, yakınlık, aileden biri olma gibi duyguları içinde barındırıyor. Ülker markası ait olduğu toplumun tam kalbinde yer alıyor.

Bu zamana kadar yapılan marka araştırmaları her yaştan insanın Ülker markası ile ilgili bir anısı ve hikayesinin olduğunu ortaya koyuyor. Kimileri çocukluklarından bu yana Ülker ile olan mutlu anlar ilişkisini sürdürüyor, kimileri markayla ilgili güncel tatlar, anlamlar keşfediyor. Ülker markasına tüketiciler ve toplum tarafından atfedilen değerler, markayı benzersiz kılıyor.

Başlangıç yıllarında sadece bisküvi ile anılan Ülker, 1970 yılından itibaren çikolatalı ürünler, gofret ve çikolata, 1990’dan itibaren kek, süt, yağ ve 2000’li yıllarda ise mutfak ürünleri, içecek gibi farklı alanlardaki ürünlere tüketicisiyle buluştu.  Ülker, adeta bir ana marka olarak pek çok alt markanın gelişip pazarda tutunmasına da katkı sağladı.

Günümüzde Ülker ana markası altında büyüyen yüzlerce marka tüketiciyle buluşuyor. Her biri gıda alanında güçlü duruş sergileyen ve Ülker’in değerlerini paylaşan bu markalar, bisküviden çikolataya, şekerlemeden sakıza, sıvı yağdan kahveye geniş bir ürün yelpazesi oluşturuyor.

1944’ten bugüne sanayicilik, yönetim, pazarlama, ticaret, reklam, toplumla ilişkiler konusunda da Ülker adıyla oluşturulan kurum kültürü ve ilkeler, Ülker adını bir markadan daha fazlası haline getiriyor.[1]

 

Sabri Ülker


İlk günden beri hedefi hep aynıydı: Üretimde, rekabette, müşteriye yakınlıkta, kalitede bir adım önde olmak

İki kardeş Sabri Ülker ve Asım Ülker, daha öğrenciyken çalıştıkları bisküvi fabrikasında edindikleri tecrübelerden çok faydalandı. Sabri Ülker, Sultanahmet İktisadi ve Ticari İlimler Mektebi’nde okumuştu. O zamanlar için eğitimli olmak, bir değil birkaç adım önde olmaktı. Savaş nedeniyle gelişemeyen, hatta gerileyen Türk Sanayii’nin savaş sonrası ivme kazanacağını görmüşlerdi... İki kardeşin iş fikri gıda alanında imalat yapmaktı. Satış ve dağıtım işini yani dönemin deyimiyle ‘ticareti’, endüstriyel faaliyetlerini destekleyen hizmetler olarak ele almayı tercih ettiler. Gözleri tüccarlıkta değil, sanayicilikte yani üretimdeydi.

Üretim modelleri, Türkiye’nin kapalı ekonomi felsefesine uygun olmak zorundaydı. Batı iş dünyasının genel felsefesinin aksine, yanlış karara yer verilmeyen, sıfır hata prensibinin geçerli olduğu bu sistemde deneme-yanılma yoluyla doğruya ulaşma şansları, daha doğrusu zamanları yoktu. Bir defada doğruyu bulmak zorundaydılar. Hata yapmak, kaybetmek anlamına geliyordu. Gerek ürün seçiminde gerekse üretim süreçlerinde yanlış yapma lüksleri olmadan ilerlediler.

Seçtikleri ürün bisküviydi. Bisküvi üretimi, rekabetin olduğu bir alandı. Güçlü rakiplerle mücadele edecek imalat makineleri yoktu. Ellerinde borç parayla satın aldıkları doğru düzgün çalışmayan eski makineler vardı. İşte azim ve sabır da bu noktada devreye girdi. Sabri Ülker bizzat makine mühendisi gibi çalışarak, üretim makinelerini işler hale getirdi.

Üretimde başarıyı sağladıktan sonra sıra rekabete geldi. Bunun için de kendilerine bazı hedefler belirlediler. Öncelikle rakiplerinin önüne geçmek için ürünlerinin kaliteli olması gerekiyordu. Bunun için hammaddeden ambalaja kadar bütün üretim sürecini dönemin ötesinde bir kalite anlayışı ile yönettiler. Ardından kendilerini İstanbul’la sınırlamadan rakiplerinin ulaşamadıkları Anadolu'ya açıldılar. Anadolu’daki bakkalların kapısına kadar giderek hem siparişleri yüz yüze aldılar hem de ürünlerinin dağıtımını bizzat kendileri organize ettiler. Güçlü rakiplerinin arasından sıyrılarak, bugüne kadar ulaşan büyük işlerini kurdular.

Ülker, Sabri Ülker’in önce bisküvi, ardından çikolata ürünlerine verdiği ve büyüttüğü ‘Ülker’ markası ile bilinen işinin sağlam kökleri üzerinde yükseldi. Özellikle 1980 sonrası dışa açılan ve ekonomide liberal politikalar izleyen Türkiye ve bu dönemin ardından yükselen küresel ekonomi, Ülker’in stratejisini yakından etkiledi. Artık kapalı ekonominin değil, küresel ekonominin gereklerine uygun bir modelle gelişme zamanıydı.

1989 yılına gelindiğinde bu stratejinin bir sonucu olarak Yıldız Holding kuruldu. Bu tarihten itibaren Ülker markası Yıldız Holding’in altında varlık göstermeye başladı. 1992 yılında büyüme sürecimizin en önemli halkalarından biri olan Besler Gıda kuruldu. Yine 1993 yılında Avrupa’nın en büyük nişasta üreticisi Cerestar Grubu ile ortaklık yaparak Pendik Nişasta Yıldız Holding çatısı altında faaliyet göstermeye başladı. 1999 yılında Yurtiçi ve yurtdışında büyüme konusunda önemli adımlar atıldı.

Karaman’da ve Cidde’de de fabrika satın alındı.

Sabri Ülker; 2000 yılında yönetimi oğlu Murat Ülker’e devretti.  Sabri Ülker, Ülker markasının tecrübesiyle 2007 yılında dünyaca ünlü Godiva markasını satın almasına tanıklık etti. Sabri Ülker, 12 Haziran 2012 tarihinde vefat etti.
Görüşleri ve fikirleri her zaman olduğu gibi vefatından sonra da Ülker çalışanlarının yolunu aydınlatmaya devam ediyor.[2]


KAYNAK:

[1] http://www.ulker.com.tr/tr/ulkerle-tanisin/hakkimizda

[2] http://www.ulker.com.tr/tr/ulkerle-tanisin/kurucumuz


Bu haber 33 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8,591 µs