En Sıcak Konular

Prof.Dr.Ali Bardakoğlu-Diyanet İşleri Başkanı
Konuk Yazar- Diyanet Aylık Dergi
Prof.Dr.Ali Bardakoğlu-Diyanet İşleri Başkanı
30 Haziran 2010

Farklılıkla zayıflamadan tevhitle güçlenmek



İslam, insanı sırf insan olmasından dolayı değerli kılmış, dil, renk, ırk ve cinsiyet gibi farklılıkların ayrımcılığa ve üstünlük iddiasına dönüşmesine müsaade etmemiş, insanlar arasında doğal olarak var olan bu farklılıkları birbirini tamamlayan birer unsur ve iyilikte yarışma imkânı olarak görmüş, marifetullaha açılan bir kapı olarak değerlendirmiştir. Kur’an-ı Kerim’de: “Ey insanlar! Sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık, tanışasınız diye sizi kavim ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız O’na karşı en fazla saygılı, emir ve yasaklarına karşı en duyarlı olanınızdır.” (Hucurât, 13) buyurularak insanların farklılıklarının ilahî hikmetin ve sınavın bir parçası olduğu vurgulanmıştır.

Allah Rasulü’nün Arabı Arap olmayandan, beyazı siyahtan üstün görmeyen ve tüm insanlığı âlemlere rahmet müjdesiyle kucaklayan uygulamaları, onun yakın çevresinde bulunan Selmân-ı Fârisî ve Suheyb er-Rûmî gibi şahsiyetleri, etnik kökenlerindeki farklara rağmen ashabın en güzide simalarından biri hâline getirmiştir. Bu yaklaşım bir taraftan her türlü asabiyet, ayrımcılık ve azınlık algılarını İslam’ın tevhit inancı içinde eriterek ırkı, dili ve kökeni ne olursa olsun bütün insanlığı ortak insanlık onuru ve Allah’ın rızasına uygun bir hayat yaşama çağrısı ile kuşatırken, diğer taraftan “Dinde zorlama yoktur” ilahî düsturu, inanç ve ibadetin ancak özgür irade ile yapıldığında değerli olacağını belirtmiş ve böylece özgürlüğü ve insana saygıyı toplumsal barışın temeli yapmıştır.

İslam, Müslümanların sadece kendi aralarında değil, toplumu oluşturan bütün unsurlarla iyi ilişkiler içinde olmalarını istemiştir. Nitekim, Hz. Peygamber, Medine’ye hicret sonrasında muhacirlerle ensarı kardeş kılmakla kalmamış, din, ırk ve köken ayırt etmeksizin hicret yurdu Medine’yi, Medine Vesikası’nda ifade edilen ortak değerler ve yararlar etrafında buluşturmuştur. İslam tarihi boyunca da nüfusun çoğunu Müslümanların oluşturduğu toplumlarda, Müslümanların gayrimüslim vatandaşlar konusundaki hukukî, dinî ve ahlakî sorumluluğu sadece onların dışarıdan gelebilecek her türlü tehdit ve tehlikeye karşı korunması ile sınırlı kalmamış, onlara din ve vicdan özgürlüğü sağlama, ibadet yerlerini koruma, mal ve can emniyeti gibi temel haklarını güvence altına alma ve bu konularda Müslümanlarla eşit vatandaşlık haklarına sahip kılma da yönetimin temel sorumluluğu olarak görülmüştür. Bu çerçevede İslam’ın hoşgörü anlayışını bulundukları coğrafyada yerleştiren ecdadımızın, başta Balkanlar ve İstanbul’un fethi olmak üzere birçok olayda gösterdiği tavır, İslam’ın kucaklayıcı ve barışcıl mesajının ecdadımız tarafından da çok iyi anlaşıldığının ve Anadolu’da da yaşandığının şahidi olarak milli hafızamızda yer bulmuştur.

Diller ve renkler başta olmak üzere, insanlık âleminde gördüğümüz serapa ve namütenahi çeşitlilik, her bir bireyin âdeta küçük bir kâinat olarak nice sırları ihtiva etmesi, Allah’ın varlığının ve azametinin açık birer delili, O’na şükretmemiz için vesile, toplumsal huzur ve barışın da anahtarıdır.



Bu yazı 677 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 10 Kasım 2010 Hac Diriliştir
    • 4 Ekim 2010 Edep ahlakın özüdür
    • 15 Ağustos 2010 Öz denetim ve ramazan
    • 25 Temmuz 2010 Kardeşlik ve sevgi ortamını yeniden inşa
    • 30 Haziran 2010 Farklılıkla zayıflamadan tevhitle güçlenmek
    • 16 Haziran 2010 Bilgi ve Ahlak
    • 20 Mayıs 2010 Gençlerimizle daha aydınlık günlere...
    • 13 Nisan 2010 Temeli Allah Korkusu Olan İslam Medeniyetinin Işığında Dünyayı Düşünmek
    • 12 Nisan 2010 Vahyin 1400. yılında Kur’an’ı okumak, anlamak ve yaşamak
    • 18 Mart 2010 Namaz müminin miracıdır
    • 26 Şubat 2010 Ayrımcılığa karşı gönül bağlarıyla birleşmek
    • 17 Ocak 2010 Ömürlük tecrübe: Yaşlılık
    • 30 Aralık 2009 Çok Kültürlülük
    • 2 Aralık 2009 Hakkın Rahmani Sesi Vicdan
    • 22 Ekim 2009 Din ve Toplum
    • 1 Ekim 2009 Başarı ve Erdemleriyle Gururlandığımız Gençlerimiz
    • 17 Ağustos 2009 Paylaşma Mevsimi Ramazan
    • 19 Haziran 2009 Kur'an'ı Kalplere Yazmak...
    • 20 Mayıs 2009 İç Huzur Arayışı
    • 14 Nisan 2009 Allah Rasulü ve Aile

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    11,403 µs