En Sıcak Konular

Fuat Türker

Mücadele
Fuat Türker
8 Mayıs 2010

Deccal



Peygamberimiz (sav)'in hadislerindeki Deccal tarifleri, Kur’an'daki suçlu-günahkâr karakteri ile çok büyük benzerlikler gösterir. Kur’an'da kötü ahlâk özellikleri olarak bildirilen acımasızlık, yalancılık, adaletsizlik, zalimlik, bozgunculuk, şiddet uygulamak, insanları din ahlakından uzaklaştırmak için çaba gösteren ideolojilerin de en belirgin özelliklerindendir.

Kur’an'da suçlu-günahkârlar olarak tanımlanan kişiler, inkar eden, Allah'ın koyduğu sınırları tanımayan, din ahlakını yaşamayan, “bir sapmışlık ve çılgınlık içinde" (Kamer Suresi, 47) olan kimselerdir. Yüce Allah bu kimseleri detaylı tarif eder ve insanları yapabileceklerine karşı uyarır. "Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden ve O'nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir? Şüphesiz O, suçlu-günahkarları kurtuluşa erdirmez." (Yunus Suresi, 17)

Kur’an'da huzur ve güvenliği bozan, insanlar arasında kargaşa çıkaran ve tuzak kuranların suçlu-günahkârlar oldukları belirtilir. Darwinizm'i kendisine temel alan materyalist ideolojilerin, komünizm ve faşizm gibi görüşlerin önemli özellikleri de toplum düzenini bozmak ve anarşi çıkarmaktır.  Bu sistemi yaşayan ve yayanların da Allah’ın tanıttığı suçlu-günahkâr karakter özelliği taşıyan kimseler olduğu açıktır.

"Böylece Biz, her ülkenin önde gelenlerini -orada hileli-düzenler kursunlar diye- oranın suçlu-günahkârları kıldık. Oysa onlar, hileli-düzeni ancak kendilerine kurarlar da bunun şuuruna varmazlar." (Enam Suresi, 123)

Deccal’in Amacı: Bozgunculuk

Deccal'in sistemi yeryüzünde bozgunculuk çıkarma, huzur ve düzeni bozma üzerine kuruludur. İnsanlara verdiği en önemli zararı da budur. Bozgunculuk oldukça geniş kapsamlı bir kavramdır. Toplumdaki güvenlik, huzur ve barış ortamını bozan her unsur bozgunculuktur. Deccal bozgunculuk çıkarabilmek için şiddet, terör ve anarşiyi körükler. Devletler arasında hiçbir geçerli neden olmadan yaşanan savaşlar, bir ülkede sebepsiz meydana gelen iç çatışmalar, masum insanları hedef alan terörist saldırılar ve günlük yaşamdaki bireysel şiddet; bunların tümü son dönemde Deccal’in sayısını artırdığı bozgunculuk örnekleridir. Oysa Allah insanlara bozgunculuk çıkarmayı yasaklar, bozguncuları sevmediğini bildirir.

"... Biz de onların arasına kıyamet gününe kadar sürecek düşmanlık ve kin salıverdik. Onlar ne zaman savaş amacıyla bir ateş alevlendirdilerse Allah onu söndürmüştür. Yeryüzünde bozgunculuğa çalışırlar. Allah ise bozguncuları sevmez." (Maide Suresi, 64)

Deccalî Sistemdeki Şeytanî Mantık

Deccal sisteminde insanlar, iyiyi kötü, kötüyü iyi görürler. Buna verilebilecek en çarpıcı örnek, toplumda yaşanan çatışma ve kavgaların zamanla olağan karşılanmasıdır. Kötülükleri düzenleyenler, isteklerini güzellikle değil, şiddet yoluyla elde edebileceklerine kendilerini ve diğer insanları inandırırlar. Masum, hiçbir suçu olmayan insanlara zarar verir; bunları haklı bir mücadele için yaptıklarını ileri sürerler. Tüm terör örgütlerinin üyeleri ya da savaş ve çatışmaların içindeki kişiler, şiddete başvurmakta haklı olduklarını iddia ederler. Oysa masum ve savunmasız insanlara karşı şiddet kullanmak yalnızca zulümdür.

Bu çarpık düşüncenin temelinde ise şeytanın mantığı vardır.  Deccal de şeytanın mantığı ile hareket eder. Oysa Yüce Rabb’imiz, şeytanın apaçık düşman olduğunu ve insanlığın da onu düşman edinmesini buyurur.

"Gerçek şu ki, şeytan sizin düşmanınızdır, öyleyse siz de onu düşman edinin. O, kendi grubunu, ancak çılgınca yanan ateşin halkından olmaya çağırır." (Fatır Suresi, 6)

Allah’ın tüm bu uyarılarını göz ardı eden ve şeytanın mantığı ile hareket eden kişinin aklı ve kalbi kapanır. Akıl ve kalpteki bu kapanma, inkâr edenlerin ve din ahlâkı yerine şeytanın sistemini yaşayanların genel özelliğidir.  

Şüphesiz, inkar edenleri uyarsan da, uyarmasan da, onlar için farketmez; inanmazlar. Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir; gözlerinin üzerinde perdeler vardır. Ve büyük azab onlaradır. (Bakara Suresi, 6-7)

Fitne, Dağları Yerinden Oynatacak Kadar Güçlü de Olsa Mağlup Olur!

Peygamberimiz (sav) hadislerinde Deccal'in tuzaklarının büyüklüğüne dikkat çeker ve inananları bu tuzaklara karşı uyarır. Gerçekten de Deccal'in fitnesi, samimi müminler dışında, neredeyse tüm insanlığı içine alabilecek boyuttadır. Bugün dünya genelinde yaşanan ahlâki dejenerasyon ve karmaşa ortamı, bu fitnenin boyutlarını gösterir. Hemen hemen her ülkeden, her milletten, her ırktan insanlar bu bozulmaya ve fitneye tanıklık ederler.

Ancak inkârcıların kurdukları düzene karşılık olarak en büyük düzeni kuran yine Yüce Allah’tır. Allah, insanları imtihan etmek, samimi olanları ortaya çıkarmak, onları eğitip imanlarını olgunlaştırmak, inkârcıların küfrünü göstermek üzere, şeytanın faaliyetlerini de bir hikmet üzere kader içinde yaratır.

Tüm şeytanî sistemler gibi Deccaliyet de kesin olarak mağlup olacak şekilde yaratılmıştır. Deccal'in kurduğu tuzaklar ve Deccal'in fikir sistemi de insanları Allah'ın yolundan engellemek için kurulmuş özel tuzaktır. Deccal de, onun kurduğu tuzaklar da sadece Allah'ın dilemesi ile vardır. Allah dilemedikçe hiç kimse, ne bir tuzak kurmaya ne de bu tuzağı yaşama geçirmeye güç yetirebilir. Ve inkârcıların tuzakları dağları yerinden oynatacak kadar güçlü de olsa, Allah'ın dilemesiyle, asla başarıya ulaşamayacaktır.

"Gerçek şu ki, onlar hileli-düzenler kurdular. Oysa onların düzenleri, dağları yerlerinden oynatacak da olsa, Allah katında onlara hazırlanmış düzen (kötü bir karşılık) vardır." (İbrahim Suresi, 46)

 



Bu yazı 655 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 22 Mayıs 2014 Somanın Ardından
    • 13 Şubat 2014 Mesleğimiz Uhuvvet Değil mi?
    • 9 Ocak 2014 Cephemizin Sinesinde İman Bir...
    • 13 Kasım 2013 Ortak Akıl; İstişare
    • 1 Eylül 2013 Müslümanlar İçin Başka Çözüm Yok!
    • 21 Temmuz 2013 Berekete Şükür Ayı; Ramazan
    • 3 Nisan 2013 Müslümanların Derdiyle İlgilenmeyen Onlardan Değildir
    • 15 Mart 2013 Korkma, Ebedi Varsın!
    • 17 Şubat 2013 En Büyük Kuvvet; İhls ve Samimiyet
    • 28 Ocak 2013 Asla Kopmayan Kulp; İttihad-ı İslam
    • 19 Aralık 2012 21 Aralık Son mu Başlangıç mı?
    • 19 Kasım 2012 Zulmedenler
    • 10 Kasım 2012 Kur’an Kinatı Okuyor
    • 26 Ekim 2012 Bayramın Ruhu
    • 6 Ekim 2012 İttihad-ı İslam Nedir?
    • 25 Eylül 2012 Allah Dinini Facir Eliyle De Kuvvetlendirir
    • 8 Eylül 2012 Kainat Merhametle Başlar
    • 22 Ağustos 2012 Bu Bayramda Vicdanımız Rahat mıydı?
    • 27 Temmuz 2012 Ramazan Bereket Sofrasıdır
    • 30 Haziran 2012 Susmak mı Karşı Durmak mı?

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,072 µs