En Sıcak Konular

Hakverdi Murat Merdamert

Mefkure
Hakverdi Murat Merdamert
30 Nisan 2010

Bunca P.ştun Olduğu Bir Ülkede Diaspora Galiba Başaracak!



Avrupa'nın gelişmiş ülkelerinden birinin vataşdaşı,ülkesinin tabîyetinden çıkmak için gerekli mercilere başvurur.Yetkililer,adama neden böyle bir istekte bulunduğunu sorar?
Avrupalı vatandaş; "Bakın bu ülkede 100 yıl önce İb..leri  asarlardı.50 yıl önce hapse atarlardı,20 yıl önce serbest bırakıldı,önümüzdeki yıllarda ib..lik mecbur kılınmadan ben bu ülkeyi terkedeyim" diye cevap verir.

*****

Sadi Somuncuoğlu'nun 28 Nisan 2010 tarihli Yeniçağ Gazetesi'ndeki köşesinde ''Ermenilerin Büyük  Yalanı''yla ilgili yazısını okurken bu fıkrayı hatırladım.

Şöyle diyordu Somuncuoğlu:

"Su Ermeni meselesini doğru anlamak ve anlatmak için ne yapmalı? Herhalde öncelikle meselenin adı doğru konmalıdır. Öyle ya, 1890’dan 1922’ye kadar yaşanan terör, çatışma, planlı katliam, ihanet ve zorunlu göç olaylarına ne demeli?
Biz 32 yıla yayılan bu korkunç olaylara önceleri "Ermeni Mezalimi" diyorduk. Sonra, 1974-1984 Ermeni ASALA katliamının başladığı dönemde, "Sözde soykırım" demeye başladık. Bunu da beğenmemiş olmalıyız ki, 2007'den itibaren resmi söylem "1915 Olayları" oldu. Kısa sürede iktidarı muhalefetiyle, yazarı çizeriyle herkes bu adı pek sevdi. Bu bir yenilmişlikti, fark etmedik.Ermeniler bu olaylara başından itibaren "soykırım" anlamına gelen "Büyük felaket" (Meds Yeghern) dediler. Bir de, 1990'da Bağımsızlık Bildirisiyle "1915 olayları" ifadesini kullandılar. Ermenistan,diaspora, ABD, AB ve bir çok devlet böyle konuşuyor. Bu suçlayıcı kervana artık Türkiye de katılıyor.
Tarihin en kanlı ihanet ve felaketini yaşan Müslüman Türkler olaya haklı olarak, "Ermeni mezalimi" adını vermişken, ne olmuş da bundan vazgeçip Ermeni suçlaması olan "1915 Olayları" ifadesini benimsemiştir? Bu büyük bir hata değil mi? Bu hal, tarih şuurundan yoksunluğun, misyonunu unutmuşluğun,tembelliğin, yorgunluğun, bıkkınlığın, yenilmişliğin, özetle kimlik zafiyetinin tezahürü olsa gerek......
......Ermeni teröristleri 1914-1915 döneminde (tehcire kadar) 122 bin,savaş sonrasında 1918-1922 döneminde 301 bin sivil insanımızıkatletti......Yaşananların adı "1914 Olayları" olmalıdır. Çünkü tehcir bir sonuçtur. Esas olan onu doğuran sebeplerdir. Sebepler gölgelenirse, gerçekler görülemez, olaya hasmın gözüyle bakmaya başlarsınız."

***

29 Nisan 2010 tarihli MGK bildirisinde "Ermeni Meselesi" ile ilgili yapılan açılamada şu iadelere yer verildi:
"1915 olaylarıyla ilgili yapılan açıklamalar ve Türkiye’nin bu konudaki girişimleri değerlendirip,Türk ve Ermeni uluslarının ortak tarihlerinin ancak ön yargıdan uzak, tarafsız ve bilimsel bir yaklaşımla değerlendirilebileceğinin altı çizilmiştir"

****
Türk Basını'nın duayenlerinden Hasan Pulur da aynı mesele hakkında 26 Nisan 2010 tarihli Milliyet Gazetesi'nde şunları yazdı:

"Demokrasi ve özgürlük yolunda, yavaş yavaş ilerliyoruz. Eğer hedefimize İsviçre'yi koymuşsak az kaldı. İsviçre, "Türkler, Ermenilere soykırım yapmadılar" demeyi yasaklamadı ya, az kaldı, bizde yasaklanacak, kimse kalkıp "sözde soykırım!" diyemeyecek...
Duymuşsunuzdur, bazıları, şimdilik gizli kaydıyla, "soykırım" lafını etmeden, "ölenlerin aziz ruhları için" toplantılar düzenliyor...
Diyeceksiniz ne var bunda, 1915'in savaş günlerinin karanlıklı çatışması sırasında sadece Ermeniler değil, Türkler de öldürüldü.Ama birileri de öyle düşünmeyebilir. "Ermenilerden özür dileyecekler de şimdilik çekindikleri için kılıfı buldular" diyebilir...
Yooo, hemen kızmaca yok, şimdilik bu memlekette "soykırım yapıldı" demek mümkünse, "yapılmadı" demek de mümkün... "
***
24 Nisan 2010 günü Aydınlar Ocağı'nın tertiplediği ve şahsımızın da dinleyici olarak iştirak ettiği toplantıda konuşan Sakarya Ün. Fen – Ed. Fak. Tarih Bölümü Öğr. Üyesi Doç. Dr. Haluk SELVİ, "Ermenilere soykırım yapıldığına dair hiç bir belge yoktur.Bundan emin olun. Bunlar Ermeni Tarihçilerin sahte belgeler düzerek yazdıkları kitapları Türkçe'ye çevirip yayımlatan yerli işbirlikçilerin tezgahıdır.Amaç Türk Milleti'ni,'Ermenilere "soykırım" yapıldığına ikna etmektir.Çünkü Türk Milleti ikna olmadıkça "soykırım yalanını" kabul ettirmenin imkanı yoktur" şeklinde açıklamalarda bulundu.

***

Dedelerimizin,ninelerimizin uğradığı korkunç zülüme, Somuncuoğlu'nun hatırlattığı gibi bizim çocukluğumuzda ''Ermeni Mezalimi'' denirdi.Çünkü o zülmü görenlerden hala yaşayanlar vardı aramızda.Sonraları "Sözde Soykırım" denmeye başlandı .Şimdi Ermeni ağzı ile öncesi yok sayılıp sadece "1915 Olayları" deniliyor.
Ülkemizin sınırlarında hem de İslami camia diye adlandırılan bazı grupların gazete ve televizyonlarından ücret alan isimlerin de içinde bulunduğu sözde "aydınların" imzaladığı deklarasyonla özür dahi dilenmeye başlandı.301. madde de yapılan değişiklik yüzünden bunlarla artık hukukî olarak da mücadele edilemiyor.
Kısaca taşları başlayıp itleri üstümüze saldılar.

***

Maalesef Hasan Pulur'un işaret ettiği yere doğru gitmekteyiz.
Bu istikametle 10-15 yıl sonra, Türkiye'de ''Ermeni Soykırmı yoktur" demenin yasak olacağı günler çok uzak gözükmüyor.
Yok daha neler düşüncesinde iseniz bir hatırlatma.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti için  8-10 yıl önce "Kürt Sorunu" da yoktu ama artık en yetkili makamlar ''Kürt Açılımı''nın uğraşı içindeler.
Yazımın başında anlattığımız fıkradaki Avrupalı, ib..lik mecbur kılınmadan ülkesini terk etme yolunu seçti.
Bizim terk edip gideceğimiz başka bir ülkemiz de yok.
Bunca p.ştun olduğu bir ülkede ''Ermeni Diaporası'' da galiba başaracak.

 



Bu yazı 968 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 29 Mart 2020 Cuma Namazı Bundan Sonra Farzı Kifaye mi Oldu?
    • 20 Mart 2020 Hürriyet Olmayan Yerde Cuma Namazı Kılmak Caiz Değildir
    • 13 Mart 2020 Salgın Hastalık Olan Yerlerde Cuma Namazı Kılınamaz!
    • 9 Mart 2020 Allah Belamızı Çoktan Vermiş de Farkında Değiliz!..
    • 24 Şubat 2020 Neden İlle de Su Manzarası?
    • 5 Ocak 2020 9 Işık'ı 1 Ampule Bağlamak
    • 6 Aralık 2019 Müslümanın 12 Ödevi
    • 27 Kasım 2019 Anlarsın yalan Dünyayı
    • 19 Şubat 2019 Göçtü Gitti Ozan Arif -Sagu-
    • 15 Şubat 2019 ''Çağrımız İslam'da Dirilişedir'' ve OZAN ARİF
    • 12 Ocak 2018 Beyin Yetmezliği
    • 1 Eylül 2017 Aldığı Nefese Hükmedemeyen İnsan
    • 3 Ağustos 2016 Milliyetçi Camia'nın Fethullah Gülen'le İmtihanı
    • 30 Temmuz 2016 Çarşı 15 Temmuz Gecesi Niye Sokakta Değildi?
    • 30 Kasım 2015 Otoritenin Sarsılmaz Gücü Saldığı Korkuda Saklıdır
    • 11 Ocak 2015 Talak Suresi 4.Ayeti Aslında Ne Diyor?
    • 11 Eylül 2014 Rantiyecilikten Rantkeşliğe
    • 28 Nisan 2014 Güneş Sabahına Doğmaz Bir daha
    • 22 Ekim 2013 Bu Ülkede Adalet Yok Diyenler Haksız mı?
    • 2 Eylül 2013 Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Türkleri Seviyormuş

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    11,633 µs