En Sıcak Konular

Prof.Dr.Mustafa Erkal-Aydınlar Ocağı Genel Başkanı
Konuk Yazar-Aydınlarocagı.org
Prof.Dr.Mustafa Erkal-Aydınlar Ocağı Genel Başkanı
11 Nisan 2010

Açılımlar ve “kararsız toplum”



Geçenlerde kaybettiğimiz vefalı dostumuz ve kardeşimiz, aynı zamanda Aydınlar Ocağımızın üyesi Doç. Dr. Hüseyin Kalkan’ı rahmetle anıyorum. Ailesine, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı diliyorum.
Bundan 91 yıl önce Beyazıt Meydanı çok acı, üzücü ve düşündürücü bir olaya şahit olmuştu. 10 Nisan 1919 tarihinde değerli bir Türk evlâdı, Boğazlıyan Kaymakamı milli şehit Kemal Bey, Ermenilere kötü muamele yapılmasını engelleyemediği gerekçesiyle haksız bir şekilde işgal kuvvetlerinin, İngiliz ve Fransızların baskısı ile idam edilmişti. Daha önce beraat eden Kemal Bey, işgal kuvvetlerinin baskı ve dayatmalarıyla ipe götürülmüştü. Aslında, ipi çekilen Kemal Bey değil; Osmanlıydı. Kemal Bey’i Urfa, Adana ve diğer illerde idam edilenler takip etti. Kemal Bey ve Türk’e yapılan iftiralar ve bize yapılan gerçek soykırımlar unutturulmadığı ve devamlı canlı tutulduğu takdirde, dünden ders alıp geleceğe akabiliriz. 
Büyük Atatürk’ün teklifiyle TBMM’ce milli şehit unvanı verilen şehit kaymakamımızı rahmetle ve saygıyla anıyoruz. Kemal Bey adeta zaman tünelinde bizi düne götürüyor. Ve bugün dış baskılarla yapılanlar arasında bağlantı kurmamızı sağlıyor. Dün bugünden pek farklı değil. Bugün de dış baskılarla milli kurumlarımızı yıpratıyor, itibar kaybettirmeye çalışıyoruz. Ermeni ve Kürt açılımlarıyla uğraştırılıyoruz. Çözülmeyi, ufalanmayı demokratikleşme zannediyoruz. Farklılıkları kutsallaştırıyoruz. İnsanlarımızı birbirinden soğutuyoruz. Etnik taassubu ayağa kaldırıyoruz; milletleşme sürecini gözden uzak tutuyoruz.
Eğer bugün tarih çarpıtılıyor, işgalci güçler değil de; Türkler İzmir’i yaktı diye propaganda yapılabiliyorsa; demek ki bizim de tören milliyetçiliğini ve tören Atatürkçülüğünü aşmamız gerekir. Biz tersini yaparak mütekabiliyeti hesaba katmadan ders kitaplarını yumuşatmaya ve hatta bazı sapıkların iddialarından esinlenerek neredeyse tarihimizle hesaplaşmaya çalışıyoruz.    
Diğer taraftan, milletleşmeyi tahrip edip etnik ırkçılığı tahrik ederken demokrasi ve demokratikleşmeden bahsediyoruz. Bu çelişkiyi herkes düşünmelidir. Demokrasinin temeli ve tabanı milletleşme ile ortak mutabakatlara dayanır. Boy, kabile, aşiret, mezhep ve etnik taassubu aşamayan toplumlar; etnik ırkçılık hastalığından kendilerini kurtaramazlar. Bu toplumlar, demokrasiyi sadece tartışırlar; ama uygulayamazlar. 
Geçenlerde İstanbul Barosu’nun bir ödül töreni vardı. Eski Adalet Bakanlarından Mahmut Esat Bozkurt adını taşıyan bu ödül töreninde bir Yargıtay mensubuna ödül verildi. Yaklaşık 30 kişilik bir grup bunu protesto etti ve dışarıda da bir açıklama yaptı. Açıklamada Mahmut Esat Bozkurt’un, Türkü övdüğü, öne çıkardığı ve etnisiteleri dışladığı ileri sürüldü. Açıklamayı yapan kişi, ağzı köpüre köpüre etnik grupları saydı. Türkiye’yi böyle bir etnik yobazlığa sürükleyenler, bu ortamı yaratanlar, bu açılım macerasını ve Türkiye’nin nerelere götürülebileceğini daha iyi düşünmelidirler.
Atatürk sonrası dönemde genelde devleti ele geçirme mücadelesi devam ettiğinden siyasi istikrar, mutabakat ve huzur ortamını yakalayamıyoruz. Bu olmayınca; iktisadi bakımdan gerekli atılımları yapamıyoruz. Türkiye her şeyden önce farklı iki kutbun üzerinde at oynattığı bir kobay olmaktan kurtarılmalıdır. Aksi takdirde, birbirinden rövanş almayla zaman tüketecek olan taraflar, bu ülkeye krizden başka hiçbir şey veremezler. Hukuk herkese lâzımsa; hukuk devleti korunmalı, parti devletine dönüştürülüp demokrasi özlenir hale getirilmemelidir. Bütün bunlar olurken, malı küçük bir azınlık ve yabancılar götürmektedir. Bütün bu kısır çekişmeler içinde gerçek gündem maddeleri ve tuzaklar basına bile yansıyamamaktadır. Zaten basının önemli bir bölümü sıcak havada efendisine yelpaze sallayan köle konumundan uzaklaşamamaktadır.
Bütün bunlara ve demokrasinin önemli kan kaybına rağmen; biz Türkiye’de demokratikleşme adı altında olmadık şeyleri tartışıyor, tartıştırılıyoruz. Z. Brzezinski’nin Büyük Satranç Tahtası isimli eserinde Türkiye’den “kararsız toplum” olarak bahsetmesi herhalde bundandır.

 



Bu yazı 404 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 7 Şubat 2019 Türk Dünyasının Bazı Sorunları
    • 9 Ocak 2019 Ümmet Soslu Yeni Türkiye Oyunu
    • 21 Aralık 2015 Türklüğün Gururu Prof.Dr. Aziz Sancar
    • 24 Kasım 2015 Iğdır'da 42. Şura
    • 5 Eylül 2015 Psikolojik Savaş ve İstikrar
    • 14 Temmuz 2015 Koalisyon Mecburiyeti
    • 23 Nisan 2015 Seçim Öncesinin Gündemi
    • 9 Şubat 2015 Başkanlık Sistemi Tuzağı
    • 1 Aralık 2013 1920 Ve 1923 Ruhları
    • 4 Ağustos 2013 İleri Demokraside İlerlerken !
    • 12 Haziran 2013 Kosova ve Balkan Gerçeği
    • 30 Nisan 2013 Çözüm ve Barışın Arka Planı
    • 8 Nisan 2013 Çelişkiler Yumağı
    • 30 Mart 2013 Ters İşleyen Barış Süreci
    • 10 Mart 2013 Türke Karşı Irkçılık
    • 15 Ocak 2013 Teröre Ödül mü Veriliyor?
    • 2 Ekim 2012 Çelişkiler ve Olumsuzluklar
    • 12 Eylül 2012 AB'nin Amigolarına Ne Oldu?
    • 28 Ağustos 2012 Açılım Sevdası ve Terör
    • 14 Nisan 2012 12 Eylülün Örttüğü Sivil Darbeler

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    10,717 µs