En Sıcak Konular

Fuat Türker

Mücadele
Fuat Türker
10 Nisan 2010

Yarışıp Öne Geçenler



Yarışıp Öne Geçenler

İşte onlar, hayırlarda yarışmaktadırlar ve onlar bundan dolayı öne geçmektedirler." (Müminun Suresi, 61)

Hidayet lütfeden, doğru yola ulaştıran Yüce Allah'ın Kuran'da, "... Artık hayırlarda yarışınız ..." (Maide Suresi, 48) buyruğuyla bildirdiği yarış, inanan insanların güzellikleri artırma yarışıdır; bu rahmani bir yarıştır. Kuran ahlakından uzak toplumlardaki bireylerin ‘birbirini ezme, diğerinin üstüne basarak yükselme’  yarışı değil, hayırları artırma ve Allah’ın hoşnutluğunu kazanma yarışıdır. Müminlerin bu yarışta hedefledikleri, dünyevi bir çıkar elde etmek ya da insanların gözünde üstün bir konuma sahip olmak değildir. Onlar yalnızca Allah'ın buyruklarını yerine getirmek, O'nun tavsiye ettiği ahlâkı yaşamak ve Rabb’imizi hoşnut etmek amacıyla yarışırlar. Allah Katında üstünlük takva iledir; öne geçenler de hayırlarda yarışma çabası içindeki samimi müminlerdir.

Kuran'da emredilen güzel ahlakın yeryüzünde hakim olması için tüm imkânları ile çaba gösteren müminler, bütün yaşamlarını bu şerefli sorumluluğun bilincinde, yararlı işler yapmak üzerine kurmuşlardır. Yalnızca Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak amacıyla çalışır ve yalnızca Rabb’leri için yaşarlar. Salih amelleriyle O’na yakınlaşmayı umut ederler.

 “Bizim Katımız'da sizi (bize) yaklaştıracak olan ne mallarınız, ne de evlatlarınızdır; ancak iman edip salih amellerde bulunanlar başka. İşte onlar; onlar için yaptıklarına karşılık olmak üzere kat kat mükafaat vardır ve onlar yüksek köşklerinde güven içindedirler.” (Sebe Suresi, 37)

Müminler yaşamın her anını kapsayan sabırda da, "Ey iman edenler, sabredin ve sabırda yarışın, (sınırlarda) nöbetleşin. Allah'tan korkun. Umulur ki kurtulursunuz." (Al-i İmran Suresi, 200) ayeti gereği yarışırlar. Sabır, Rabb’i için sabreden mümine acı değil haz veren bir ibadettir. 

 “Yoksa siz, Allah, içinizden cihad edenleri belirtip-ayırt etmeden ve sabredenleri de belirtip-ayırt etmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? (Ali İmran Suresi, 142) ayetiyle bildirildiği üzere, müminler, Allah yolundaki fikir mücadelesinin ve sabretmenin cennetin anahtarı olduğunun bilincindedirler.

Müminler Allah'a, elçilerine ve mümin kardeşlerine sevgi duyar, birbirlerine şefkatle yaklaşır, bu konuda yarışırlar. Dünyevi geçici değerler peşinde koşturan, din ahlakından uzak kimselerin cimri ve bencil tutkularına karşılık müminler, diğer mümin kardeşlerinin ihtiyaçlarını kendi nefislerinden daha önde tutarlar.

Kendilerinden önce o yurdu (Medine'yi) hazırlayıp imanı (gönüllerine) yerleştirenler ise, hicret edenleri severler ve onlara verilen şeylerden dolayı içlerinde bir ihtiyaç (arzusu) duymazlar. Kendilerinde bir açıklık (ihtiyaç) olsa bile (kardeşlerini) öz nefislerine tercih ederler. Kim nefsinin 'cimri ve bencil tutkularından' korunmuşsa, işte onlar, felah (kurtuluş) bulanlardır. (Haşr Suresi, 9)

Yüce Allah’ın beğendiği Kuran ahlakını yaşamayan kimseler affedicilik, hoşgörü, sabır, sevgi gibi üstün ahlak özelliklerinden de uzak bir yaşam sürerken, samimi müminlerin yaşam boyu süren yarışları aynı zamanda affetmenin, kin ve öfkeyi kalplerinden arındırmanın yarışıdır.

Müminler kibirden titizlikle sakınır ve Allah Katında beğenilen bir özellik olan alçak gönüllülüğe sahip olmak için yarışırlar. Samimi müminlerin sahip olduğu bu ahlak Kur’an’da, "O Rahman (olan Allah)ın kulları, yeryüzü üzerinde alçak gönüllü olarak yürürler…" (Furkan Suresi, 63)  ayetiyle bildirilir. Allah'ın gücünü gereği gibi takdir edebilen şuur sahibi bir insan, Rabb’i karşısındaki aczinin farkındadır. Bu nedenle büyüklenmek son derece yersiz ve nefsani bir davranıştır.

Din ahlakından uzak yaşayan insanların sohbetlerinde sürekli bir rekabet gözlenir. Bu kişiler, iğneleyici sözler söyler,  seslerini yükseltir ve birbirlerine sözle üstün gelme yarışı yaparlar. Oysa Allah Kuran'da "Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle." (İsra Suresi, 53) ayetiyle insanlara her zaman güzel söz söylemeyi emreder.

Müminler Allah'ın bu hükmünü uygulamakta yarışır, konuşurken en güzel sözleri kullanırlar. Bilirler ki; “Güzel söz O'na yükselir, salih amel de onu yükseltir…”(Fatır Suresi, 10)

“Öne Geçenler”

Müminler, dünya hayatının çok kısa, ölümün her an gelebileceğinin ve Allah’ın hoşnutluğunu kazanmakta yeterli çaba göstermeme nedeniyle ahirette yaşanabilecek pişmanlığın bilincindedirler. Sonsuz yaşama geçtikten sonra tekrar dünyaya dönüp hayırlarda yarışmak mümkün değildir. Bu yüzden samimi müminler, daha fazla salih amelde bulunma konusunda adeta zamana karşı yarışırlar. Kısacık dünya hayatına iyilikten yana olabildiğince çok şey sığdırmaya çalışırlar.

Yüce Allah insanlara verdiği nimetlere bir sınır koymaz, sayılamayacak kadar fazla güzellik ve nimeti, inanan inanmayan herkese ikram eder. Samimi müminler de bu nedenle yaptıkları salih amellere bir sınır koymaz, "Şu halde boş kaldığın zaman, durmaksızın (dua ve ibadetle) yorulmaya-devam et." (İnşirah Suresi, 7) buyruğu gereğince şevkle çaba gösterirler. Allah'ın hoşnutluğunu kazanma konusunda kendilerini yeterli görmez, en fazlasını arar ve bu istekle hayırlarda yarışırlar. Dünyada durmaksızın çaba harcayan ve yarışıp öne geçenlerin alacakları karşılık; Allah’ın dilemesiyle, sonsuza kadar en güzel mekânlarda, nimetler içinde ağırlanmak olacaktır.

 "Yarışıp öne geçenler de, öne geçmiş öncülerdir. İşte onlar, yakınlaştırılmış (mukarreb) olanlardır. Nimetlerle-donatılmış cennetler içinde; Birçoğu geçmiş (ümmet)lerden, Birazı da sonrakilerden. 'Özenle işlenmiş mücevher' tahtlar üzerindedirler. Karşılıklı yaslanmışlardır." (Vakıa Suresi,10-16)

Fuat Türker



Bu yazı 584 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 22 Mayıs 2014 Somanın Ardından
    • 13 Şubat 2014 Mesleğimiz Uhuvvet Değil mi?
    • 9 Ocak 2014 Cephemizin Sinesinde İman Bir...
    • 13 Kasım 2013 Ortak Akıl; İstişare
    • 1 Eylül 2013 Müslümanlar İçin Başka Çözüm Yok!
    • 21 Temmuz 2013 Berekete Şükür Ayı; Ramazan
    • 3 Nisan 2013 Müslümanların Derdiyle İlgilenmeyen Onlardan Değildir
    • 15 Mart 2013 Korkma, Ebedi Varsın!
    • 17 Şubat 2013 En Büyük Kuvvet; İhls ve Samimiyet
    • 28 Ocak 2013 Asla Kopmayan Kulp; İttihad-ı İslam
    • 19 Aralık 2012 21 Aralık Son mu Başlangıç mı?
    • 19 Kasım 2012 Zulmedenler
    • 10 Kasım 2012 Kur’an Kinatı Okuyor
    • 26 Ekim 2012 Bayramın Ruhu
    • 6 Ekim 2012 İttihad-ı İslam Nedir?
    • 25 Eylül 2012 Allah Dinini Facir Eliyle De Kuvvetlendirir
    • 8 Eylül 2012 Kainat Merhametle Başlar
    • 22 Ağustos 2012 Bu Bayramda Vicdanımız Rahat mıydı?
    • 27 Temmuz 2012 Ramazan Bereket Sofrasıdır
    • 30 Haziran 2012 Susmak mı Karşı Durmak mı?

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,123 µs