En Sıcak Konular

Prof.Dr.Mustafa Erkal-Aydınlar Ocağı Genel Başkanı
Konuk Yazar-Aydınlarocagı.org
Prof.Dr.Mustafa Erkal-Aydınlar Ocağı Genel Başkanı
28 Mart 2010

Açılımlı karışık kafalar



Geçen hafta  Türkiye Kamu Çalışanları Vakfı’nın İstanbul’da düzenlediği  “Ne Açılım, Ne Bölünme, Bir Bütündür Türkiye” konulu iki gün devam eden  toplantılara katıldım. Dışarıdan bize dayatılan açılım ismi verilen projelerin ve hatta operasyonların Türkiye’yi nerelere götüreceği bugünden görülmektedir.
Demokratikleşme örtüsü altında gizlenen, bürokrasinin vatandaşa saygılı olması ve analarının ağlamaması gerekçelerine dayalı açılımlar; bütünleştirmeyi değil; çözülmeyi hedeflemektedir. Parça bütünün önüne geçirilmekte; farklılıklar kutsallaştırılmaktadır. Silahı bırakacak teröriste silahlı eylemle talep ettiklerinin verilmesi, milli ve üniter yapının değiştirilmesi, milli kimlikten etnisiteler öne çıkarılarak vazgeçilmesi, Anayasanın 10. maddesindeki eşitliğin  çiğnenmesi açılımdır.
Bu açılım macerasının demokrasi ile yakından uzaktan bir ilişkisi yoktur. Birlik ve bütünlüğünü sağlamış, milli devletin ve devlet isminin, mili kimliğin netleştiği ülkelerde demokrasi işletilebilir. Bizdeki gibi iki farklı kutbun devleti ele geçirme mücadelesini verdiği, ortak mutabakatların şekillenmediği bir ülkede demokrasi tam işletilemez. Açılımlar bizi Yugoslavya örneğine götürebilir. Hiçbir ülke ufalanarak demokratikleştirilemez.  
Sayın Başbakan yedi buçuk yıl önce konuşulmayanlar, bugün konuşuluyor diyor. Önemli olan bugün nelerin konuşulduğudur. Türkiye yedi buçuk senede yangın yerine çevrildi. Milli kimlik aşağılandı. Nüfus kağıtlarından din hanesi çıkarılıyor. Zina neredeyse serbestleştirildi. Misyonerlik dış dayatmalarla teşvik edildi. Cuma hutbelerinde “Allah indinde hak din İslâm’dır” ayeti  bencillik sayıldı ve kaldırıldı. Şimdi sırada AB’yi methedici Cuma hutbeleri var. Tarım ve reel sektör perişan edildi, orta sınıf çöküyor, yabancı şirketlerin dışarıya gelir transferleri büyük boyutlara ulaştı. Neredeyse satılacak kuruluşumuz kalmadı. Egemenlik hakları devrediliyor. Artan cari açığın sıcak para ile karşılanma kısır döngüsü sürüyor. İmtiyazlılar yolsuzluk yapabiliyor ve korunuyor. Bırakın Van’ı İstanbul Üniversitesi Öğrenci Kültür Merkez’inden “işgalci TC  Kürdistan’dan defol” havlamaları geliyor.
Gündem yargı-yürütme kavgasına yönlendirilince ve açılımlar gündemde asılı kaldıkça; yüksek öğretimde Bologna süreci gerektiği gibi tartışılamıyor. Basında yer alamıyor. Yolsuzluklar, yoksulluklar ve özelleştirmeler konuşulamıyor. AB -Türkiye ilişkilerinde gelinen üzücü nokta fark edilemiyor. 
TV’lerdeki tartışmalarda  “milliyetçilik kötü; ama teslimiyetçilik, küreselcilik şahane” yorumları yapılıyor. Haber-Türk Kanalı’nda bir tartışma izledim. Sosyalist olduğunu söylemek zorunda kalan bir konuşmacı her şeyin tarihsel ömrü var milliyetçilik de tarihi ise; ortadan kalkacak deyiverdi. Bu ve benzerleri ile sanki aynı Dünyada yaşamıyoruz. O’nun gerçekten söylemek istediği, Fransız İhtilâli ile doğan ve gelişen burjuvazi ile milliyetçilik ortaya çıkmıştır, dialektik yürüyüşün son durağı olan komünist toplumda burjuvazi ortadan kalkacağına göre, milliyetçilik de buharlaşacaktır. Demek ki yanlış ezber teneşire kadar gidecek.Türklerin milliyetçilik tarihi acaba Fransız İhtilâli ile mi başlıyor? Halâ milleti kültürel bütünleşme ve milli mutabakatlar olarak değil de; ırk birliği olarak anlayanlar var. Milliyetçilik ve ırkçılığı aynı görenler var. Milleti, milliyetçiliği ve din kurumunu dışlayıp evrenselleştirirsek neredeyse hiçbir sorun kalmayacak zannediliyor. Böyle düşünenler halâ var ise; bunları artık kelaynak kuşları gibi korumalıyız! Yaşanan coğrafyaya göre milliyetçilik ve din toplumlarda oluşur iddiası ise; tam bir cehalet örneğidir. Dini bir ideoloji olarak  görmek de. Türk ırkı gayet tabii vardır. Ancak; vardır diyenler de ırkçı olmayabilir.

 



Bu yazı 303 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 7 Şubat 2019 Türk Dünyasının Bazı Sorunları
    • 9 Ocak 2019 Ümmet Soslu Yeni Türkiye Oyunu
    • 21 Aralık 2015 Türklüğün Gururu Prof.Dr. Aziz Sancar
    • 24 Kasım 2015 Iğdır'da 42. Şura
    • 5 Eylül 2015 Psikolojik Savaş ve İstikrar
    • 14 Temmuz 2015 Koalisyon Mecburiyeti
    • 23 Nisan 2015 Seçim Öncesinin Gündemi
    • 9 Şubat 2015 Başkanlık Sistemi Tuzağı
    • 1 Aralık 2013 1920 Ve 1923 Ruhları
    • 4 Ağustos 2013 İleri Demokraside İlerlerken !
    • 12 Haziran 2013 Kosova ve Balkan Gerçeği
    • 30 Nisan 2013 Çözüm ve Barışın Arka Planı
    • 8 Nisan 2013 Çelişkiler Yumağı
    • 30 Mart 2013 Ters İşleyen Barış Süreci
    • 10 Mart 2013 Türke Karşı Irkçılık
    • 15 Ocak 2013 Teröre Ödül mü Veriliyor?
    • 2 Ekim 2012 Çelişkiler ve Olumsuzluklar
    • 12 Eylül 2012 AB'nin Amigolarına Ne Oldu?
    • 28 Ağustos 2012 Açılım Sevdası ve Terör
    • 14 Nisan 2012 12 Eylülün Örttüğü Sivil Darbeler

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    10,465 µs