En Sıcak Konular

İbrahim Akın

Çağrı
İbrahim Akın
18 Mart 2010

Şeytanın Telkini, İnkar Edenleri Esir Almıştır



"Akıl" kelimesi genellikle kişilerin zekâ düzeyini ifade etmek amacıyla kullanılsa da, zekânın çok üstünde ve çok daha derin bir kavrayış şeklidir. İnsanların çoğu, aklın doğuştan gelen, tecrübe ve bilgi ile gelişebilecek bir meziyet olduğunu zanneder. Oysa akıl, Allahın, Kendisinden korkanlara ve Kuran’a uyanlara verdiği üstün bir özelliktir. Bu özellik vesilesi ile akıl sahibi insan, karşılaştığı her olayda, Kuran’a en uygun tavrı göstererek, aklın kendisine sağladığı bu üstünlüğü yaşamış olur. Bu gerçek, Kuran’da Rabbimiz tarafından şöyle bildirilir:

"Ey iman edenler, Allah'tan korkup-sakınırsanız, size doğruyu yanlıştan ayıran bir nur ve anlayış (furkan) verir, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Allah büyük fazl sahibidir." (Enfal Suresi - 29)

Ancak her şey zıttı ile yaratıldığı için, aklın karşısında da, doğal olarak akılsızlık kendini gösterir. Akılsız insanlar, Allah’ın varlığını ve büyüklüğünü kavrayamayan, acizliklerinin farkında olmadan Allah’a karşı büyüklenen, olmayan aklı ile zekâsını beğenen, şeytan’ın sistemine ayak uydurmuş, zayıf karakterli kimselerdir.

Bu insanların, bütün amaçları dünya hayatını en iyi şekilde yaşamak yönünde şekillenir. Çiçeklere baktıklarında, eşlerine veya arkadaşlarına bu çiçeği götürdüğünde, kendisine gösterecekleri yakınlığı hayal ederler. Gökyüzüne baktıklarında, havanın durumuna göre, o gün giyecekleri kıyafeti düşünürler. Deniz, çoğu zaman serinlik veren bir su topluluğu veya evlerinden görünüyorsa, hava atabilecekleri bir zenginlik göstergesi olur.

Göklerde ve yerde nice ayetler vardır ki, üzerinden geçerler de, ona sırtlarını dönüp giderler. (Yusuf Suresi - 105)

Çevresindeki güzelliklerin, mucizelerin farkına varmadan yaşadıkları için, hiçbir zaman, bütün bu güzelliklerden, iman eden insanların aldığı zevki alamazlar. İman eden kişi, baktığı her yerde Rabbinin ayetlerini görür. Ruhu bundan, tarif edilemez bir haz alır. Gördüğü her şey üzerinde düşünür. Bu o’nun aklını, Allah’ın izni ile daha da açar.

Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki:) "Rabbimiz, sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek yücesin, bizi ateşin azabından koru." (Al-i İmran Suresi - 191)

Akıldan yana yoksun insanların, karşılaştıkları olaylar karşısında, en doğru karara ulaşmaları da mümkün değildir. Çünkü onlar için en doğru karar, her zaman çıkarlarına en uygun olanıdır. Doğal olarak, kararlarının Allah rızasına ve Kuran’a uygun olmasını gözetmezler. Önemli olan, o anı kurtarmalarıdır. Bunu ne şekilde yaptıklarının hiçbir önemi yoktur.

Örneğin, iman etmeyen bir insanın evliliğini düşünelim. Evliliğindeki seçimi,  akılsızlığını gözler önüne serer. Evlilik onun için, toplumun da telkini ile mutlaka gerçekleşmesi gereken bir olaydır. Bu nedenle yaşı çok da geçmeden birini bulup evlenmesi gerekir. Eş olarak seçtiği kişinin, öncelikle güzel bir görüntüsü ve mümkünse parası olması tercih sebebidir. Sonrasında huylarına bakılır. Huylarında dikkat edilen şey ise, kendisini ne kadar memnun edeceği ile sınırlıdır. Hal böyle olunca akılsız kişinin zekâ ve mantığını kullanarak yaptığı evliliği, bir süre sonra renk değiştirir ve kâbusa dönüşmeye başlar. Erkek için, eşi biraz kilo alsa, yaşlanmaya başlasa veya hasta olsa, ona olan sevgisi de azalmaya başlar. Çünkü o, insan derisini oluşturan bir milimetrelik dokuya âşık olmuştur. Bedeninin tamamını kaplayan toplam 2 kiloluk et yığını, evlilik kararındaki en önemli kıstastır. Kadının en önem verdiği konu ise zenginliktir. Eşi eskisi gibi kendisine pahalı hediyeler alamadığında veya iyi ortamlar ve lüks arabalar sunamadığında, eşine olan sevgisi gitgide azalmaya başlar. Çünkü iki taraf da, aklını değil, zekâsını ve mantığını kullanarak birbirlerini seçmişlerdir. Değer verdikleri konu, sadece iki kiloluk et yığını ve birkaç kâğıt parçasıdır.

Oysa akıl sahipleri, Allah’ın kendilerine verdiği doğruyu yanlıştan ayıran nur ve anlayışla, evliliklerini de, her konuda olduğu gibi Allah rızasına uygun gerçekleştirirler. Eşlerinde aradıkları kıstas ise, yalnızca Allah’a olan yakınlıklarıdır.

Onda 'sükun bulup durulmanız' için, size kendi nefislerinizden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet kılması da, O'nun ayetlerindendir. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir kavim için gerçekten ayetler vardır. (Rum Suresi - 21)

İnkâr edenlerin şeytandan aldıkları zekâsı, onların dünya hayatının esiri olarak yaşamalarına vesiledir. İman edenlerin aklı ise, onları tüm dünyevi esaretlerden sıyırıp yalnızca Allah’a kul olarak yaşamalarına vesile olan şükre şayan bir lütuftur.



Bu yazı 651 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Aralık 2013 Yıldız Falları İle Uyuşmayın; Ahir Zaman Alametleriyle Uyanın!
    • 15 Aralık 2013 Evrimcilerin Coelacanth Hezimeti
    • 29 Kasım 2013 ''Allah (Haşa) Seçimlerimizi Bilemez'' Diyen Hocalara Cevap
    • 22 Eylül 2013 Kuran Haşa Bulmaca Kitabı Değildir
    • 21 Temmuz 2013 Bağnaz, Kadından Nefret Eder; Mümin İse Şiddetli Sever
    • 18 Haziran 2013 Komünizm Pusuda!
    • 24 Mayıs 2013 Size Ne Oluyor da Suriye'den Hicret Edenlere Sırtınızı Dönüyorsunuz?
    • 4 Mayıs 2013 İnsanlara Hoş Görünmek Uğruna Dinden Taviz Vermek
    • 11 Nisan 2013 Karşı Cinsle Konuşmak Haram Değildir
    • 19 Mart 2013 Müzik Haram Değil, Nimettir
    • 22 Şubat 2013 Kuran Apaçık ve Noksansızdır
    • 5 Ocak 2013 Sevgiye Evet, Nefrete Dur!
    • 18 Aralık 2012 Ertelemek İnkrda Bir Artıştır
    • 30 Kasım 2012 Tat Alma Mucizesi
    • 7 Kasım 2012 Nefislere İlişkin Güzel ve Etkili Söz Söylemek İbadettir
    • 21 Ekim 2012 Üzülmek Şeytanın Telkinidir, Allah Üzülmeyi Yasaklar!
    • 29 Eylül 2012 Allahın Emri: Benden Korkup Sakının!
    • 12 Ağustos 2012 Hz. İsa İkinci Kez Yeryüzüne Gelecek
    • 28 Temmuz 2012 Hz. İsa (as) Ölmedi!
    • 18 Haziran 2012 İman Edenler; Küfür, Müşrik ve Münafıkları Konuşmalarından Tanırlar

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,069 µs