En Sıcak Konular

Prof.Dr.Mustafa Erkal-Aydınlar Ocağı Genel Başkanı
Konuk Yazar-Aydınlarocagı.org
Prof.Dr.Mustafa Erkal-Aydınlar Ocağı Genel Başkanı
10 Ocak 2010

Açılım macerası ve demokrasi



Ülkemizde mutabakatlara ihtiyaç vardır. İktidar ve muhalefet, yargı, yürütme ve yasama güçleri ülke yararına belirli noktalarda uzlaşmak durumundadırlar. Yakın tarihimizde mutabakatsızlıklar, kamplaşmalar, ötekileştirmeler ve kutuplaşmalar ülkeyi beklenmedik krizlere götürmüştür. Bugün de kutuplaşma ve kamplaştırma ve iktidara körü körüne itaat anlayışı yerleştirilmemelidir. Kurumlararası çatışma, siyasi bir organ olmayan ve cevap hakkı bulunmayan TSK’ya karşı yöneltilmiştir. Uzlaşma noktalarından birisi de; TSK’nın rahat bırakılması olmalıdır. İktidar yandaş ordu mensubu yaratma macerasından vazgeçmelidir.
Uzlaşmanın temel taşlarından birisi de; dış patentli, demokratik örtülü açılım macerasından vazgeçmektir. Önce Kürt açılımı şeklinde Anayasanın 10. Maddesi başta olmak üzere, pozitif ayrımcılığa sebep olabilecek, bazılarını imtiyazlı kılacak yanlışlar yapılmamalıdır. Demokratik haklar, Anayasa ve yasalarla çelişmez. Herkes için geçerli olmalıdır. Daha sonra demokratik açılım ve barış ve kardeşlik ismi takılan açılım, bizim ürettiğimiz bir proje değildir. Kimse kimseyi kandırmaya kalkmasın. Bundan bir asır önce Wilson prensipleri olarak Dünya gündemine getirilen Ermenistan ve Kürdistan’ın kurulması şeklinde, ABD’nin Ortadoğu’da etkinliğini arttıracak bir dayatma da açılımdı. Toplumların kendi kaderini tayin hakkından hareket ediyordu. 1993’te yine açılım önümüze kondu. Daha sonra 1999’da açılımın gerçekleşmesi için bize teröristbaşı teslim edildi. Biz bunun daha ileride bize karşı kullanılabileceğini o dönemde düşünmedik. Nihayet 1997’de CIA ajanı Graham Fuller ve Prof. Henry Barkey şifreleri önümüze koyuverdiler. (Bu konuda Aslan Bulut’un  “Açılımın Şifreleri”  isimli eserine bakılabilir.) T. Özal da açılım yolunda ABD çıkarlarına az hizmet etmedi. Nihayet, bu yolda karar alabilecek cesur bir siyasetçi arayışına çıkıldı ve bulundu. Aslında, bu cesur siyasetçi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı iken, daha sonra danışmanlıktan azlettiği birine bir Kürt raporu hazırlatmıştı. Bu raporun birçok maddesi bugün Sayın Bülent Arınç’ın  “gerekirse istifade edebiliriz”  dediği teröristbaşının yol haritasıyla örtüşmektedir.
Açılım, görüldüğü kadarıyla herkese genişletilmiş eşit hak ve hürriyetler tanınması yerine; milli ve üniter yapıyı değiştirici, farklılıkları kutsallaştırıcı, yasallaştırıcı ve milli kimlikten etnisiteler adına vazgeçmenin, bazılarına pozitif ayırımcılık yapmanın yolunu açacaktır.
Şu iyice anlaşılmalıdır ki; demokrasiyle, etnik ırkçılık ve etnik yobazlık bağdaşmaz. Demokrasi, milletleşme sürecinin geliştirilmesiyle yürütülebilir. Boy, kabile, aşiret, şehir ve etnik asabiyetin zirve yaptığı bir yerde demokrasi işletilemez. Demokrasi vatandaşlığın ve milli kimliğin reddi değildir. Vatandaşlığın ve milli kimliğin reddedildiği yerde demokrasi de yaşatılamaz. Terör, demokrasinin vazgeçilmez bir unsuru değildir. Teröre değişik şekillerde hoşgörü ve dolaylı aflar, demokrasiyle bağdaşmaz. Demokrasi farklı hukuk anlayışlarının uygulandığı bir rejim değildir. Habur’da teröriste başka, Ümraniye davasında tutuklulara farklı muamele demokrasinin ve hukuk devletinin bir gereği değildir. Milli devletin ve üniter yapının altının oyulduğu bir yerde demokrasi de yaşatılamaz. Demokrasi, iktidara itaat eden basına değil; hür ve demokrat basına ihtiyaç duyurur.
Bunların gerçekleşmediği bir yerde; hem yakalara ay-yıldızlı rozeti takmak, hem de Türk kimliği yerine, Türkiyelilikten ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı yapay kimliğinden bahsetmek, milli kimliği dışlayan Anayasa ve yasa değişikliklerine gitmek çelişkilerin en büyüğüdür.

 



Bu yazı 292 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 28 Mart 2020 Virüslü Genel Manzara
    • 4 Şubat 2020 İstanbul Kanalı Üzerine
    • 1 Ocak 2020 Milli Marşımıza Ve Türkçeye Yapılan Saygısızlık ve Bir Sapıklık Örneği
    • 26 Kasım 2019 Aranan Bir Kayıp: İnsan Hakları
    • 7 Şubat 2019 Türk Dünyasının Bazı Sorunları
    • 9 Ocak 2019 Ümmet Soslu Yeni Türkiye Oyunu
    • 21 Aralık 2015 Türklüğün Gururu Prof.Dr. Aziz Sancar
    • 24 Kasım 2015 Iğdır'da 42. Şura
    • 5 Eylül 2015 Psikolojik Savaş ve İstikrar
    • 14 Temmuz 2015 Koalisyon Mecburiyeti
    • 23 Nisan 2015 Seçim Öncesinin Gündemi
    • 9 Şubat 2015 Başkanlık Sistemi Tuzağı
    • 1 Aralık 2013 1920 Ve 1923 Ruhları
    • 4 Ağustos 2013 İleri Demokraside İlerlerken !
    • 12 Haziran 2013 Kosova ve Balkan Gerçeği
    • 30 Nisan 2013 Çözüm ve Barışın Arka Planı
    • 8 Nisan 2013 Çelişkiler Yumağı
    • 30 Mart 2013 Ters İşleyen Barış Süreci
    • 10 Mart 2013 Türke Karşı Irkçılık
    • 15 Ocak 2013 Teröre Ödül mü Veriliyor?

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    13,602 µs