En Sıcak Konular

Prof.Dr.Mustafa Erkal-Aydınlar Ocağı Genel Başkanı
Konuk Yazar-Aydınlarocagı.org
Prof.Dr.Mustafa Erkal-Aydınlar Ocağı Genel Başkanı
24 Ocak 2010

Bir tahliye ve basınımız



Mehmet Ali Ağca’nın tahliyesiyle basın bir kere daha kötü bir imtihan verdi. Bu tahliye gayet tabii haber niteliği taşıyordu. Ancak, birçok ciddi konuya ve şahsa gerekli ilgiyi göstermeyen basının bu aşırı tavrı dikkatlerden kaçmadı. Türkiye’de haber niteliği olabilmek için adam mı öldürmek, yoksa dağa mı çıkmak gerekiyor?
Basının bir başka kötü imtihanı da AB konusunda toplumu yanıltması ve yanlış bilgilendirmesi olmuştur. En son kötü bir örnek de; yazılı ve görüntülü basının değişik hesaplar uğruna iktidar yanlısı bir tavır almasıdır. Bu örnekler, üzücü de olsa Türkiye’deki basının büyük bir oranda demokrasinin basını olmadığı görüşüne bizi götürür.
İdeolojik çatışmaların yoğun olduğu ve terörün zirve yaptığı yıllarda teröristleri birer kahraman olarak gösteren gazetelerimiz de unutulmamıştır. İdeolojik tarafgirlikle haber niteliği olmayan olayların haber yapılmasını unutmadık. Dost ve müttefiklerimiz olayları tırmandırıp 12 Eylül’e zemin hazırladı da; ideolojik amaçlarla bazı basın mensupları bundan uzak mı durdu? Darbe davetçisi olmadılar mı?
Türkiye’de devrim yapacağını zanneden, ülkeyi geçmişin Suriye’si veya Küba’sı haline sokacak, devrimci ağabeyler tarafından kullanılan bazı aşırı sol militanların ifşaatları ve beyanları dikkate değerdir. “Biz ideolog da değildik; fikir adamı da. Sadece gençlik heyecanıyla düzeni değiştirmek ve devrim yapmak istiyorduk. Basın, bizlerden bazılarını kır veya şehir gerillası uzmanı olarak takdim ediyordu. Bu bizi hayrete düşürmüştü”  şeklindeki açıklamalar tazeliğini koruyor. Üniversite bahçesinde olay çıkmayınca neyi haber yapacağız diye üzülerek ayrılan muhabirleri de unutmadık. Şiddete ve teröre alkış tutup kamu düzenini korumakla görevli emniyet güçlerini “fruko”  diye aşağılayanları da...
1970’li yılların sonları dikkat çekici olaylara sahne olmuştur. Soğuk Harp şartlarının yoğunlaştığı ve iki süper gücün farklı coğrafyalarda üstünlük savaşı verdiği bu dönemde; Sovyetlerin ilerlemesini durdurabilmek ve yeni mevziler kazanabilmek için ABD’nin atakları vardı. Yeşil Kuşak hareketi ile Müslüman ülkeler, Sovyetler Birliği’nin ideolojisi olan komünizme karşı kullanılıyordu. Afganistan dahil birçok yerde fiili veya fiili olmayan Rus işgalleri ve etkinliği vardı. Bunları kırabilmek için ABD güdümlü darbeler yaptırılıyordu. Türkiye’de karşı görüşlere mensup aydınlar öldürülüyor; olaylar tırmandırılıyordu.
Hazreti Ali’siz Alevilik, Kur’an’ı ve hadisleri dışlayan Hazreti Muhammed’siz İslâm, Türk’süz Anadolu ve Atatürk’süz Türkiye tezgâhları kuruluyor. Milli ve dini geleneklerle çatışan, onları yıkmakla uğraşan sözde muhafazakârlar ortaya çıkıyor. Muhafazakârlığın DNA’sı değişiyor. Milli kimlikle, milli devletle kavgalı, dini gelenekleri reddeden, neoliberal güdümlü, hesaplaşma peşindeki muhafazakâr kadrolaşma, Devlete karşı alternatif egemenlik arayışına çıkıyor.

* * *

Avrupa’da Türk düşmanlığı, İslâm düşmanlığı şeklinde yürütülmektedir. Bizde ise; bazı sapıklar sözde İslâm adına Türklüklerini ifadeden kaçınmaktadırlar. Irkçılığı reddeder gibi görünerek Türk’e karşı ırkçılık yapmaktadırlar. Batı’da sürekli olarak fikir, düşünce, din ve vicdan hürriyeti ile ilgili acı gerçekler ortaya çıktıkça gerçekleri anlar hale geliyoruz. Geçenlerde Hollanda’da bir internet haber sitesinde  “Türkiye’nin dış politikaları”  hakkında köşe yazısı yazan bir Türk genci  “Türkler Ermenilere soykırımı yapmamıştır” başlıklı yazısı yüzünden işinden olmuştur. Bu örnekler çoktur ve uyarıcıdır.



Bu yazı 472 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 7 Şubat 2019 Türk Dünyasının Bazı Sorunları
    • 9 Ocak 2019 Ümmet Soslu Yeni Türkiye Oyunu
    • 21 Aralık 2015 Türklüğün Gururu Prof.Dr. Aziz Sancar
    • 24 Kasım 2015 Iğdır'da 42. Şura
    • 5 Eylül 2015 Psikolojik Savaş ve İstikrar
    • 14 Temmuz 2015 Koalisyon Mecburiyeti
    • 23 Nisan 2015 Seçim Öncesinin Gündemi
    • 9 Şubat 2015 Başkanlık Sistemi Tuzağı
    • 1 Aralık 2013 1920 Ve 1923 Ruhları
    • 4 Ağustos 2013 İleri Demokraside İlerlerken !
    • 12 Haziran 2013 Kosova ve Balkan Gerçeği
    • 30 Nisan 2013 Çözüm ve Barışın Arka Planı
    • 8 Nisan 2013 Çelişkiler Yumağı
    • 30 Mart 2013 Ters İşleyen Barış Süreci
    • 10 Mart 2013 Türke Karşı Irkçılık
    • 15 Ocak 2013 Teröre Ödül mü Veriliyor?
    • 2 Ekim 2012 Çelişkiler ve Olumsuzluklar
    • 12 Eylül 2012 AB'nin Amigolarına Ne Oldu?
    • 28 Ağustos 2012 Açılım Sevdası ve Terör
    • 14 Nisan 2012 12 Eylülün Örttüğü Sivil Darbeler

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    11,559 µs