En Sıcak Konular

Prof.Dr.Ali Bardakoğlu-Diyanet İşleri Başkanı
Konuk Yazar- Diyanet Aylık Dergi
Prof.Dr.Ali Bardakoğlu-Diyanet İşleri Başkanı
22 Ekim 2009

Din ve Toplum



İnsan, doğası gereği sosyal bir varlıktır. Dinlerin tabiatı da toplumsala yöneliktir. Toplumsallığın sahici, benimsenebilir ve sürdürülebilir olması ise sosyal organizmanın çimentosu sayılan ve herkesçe paylaşılan değerlerle mümkündür. İman, kişinin özgür iradesiyle belli bir varoluş ve varlık anlayışına, özel bir topluluğa, muayyen bir ahlak ve değerler sistemine aidiyet beyanında bulunması demektir.  İman ve dinle varlığa, hayata, hemcinslerine ve değerlere açılan insan, yine iman-din aracılığıyla belirli bir topluluğa, dile, sembollere, ortak yükümlülük ve eylemlere katılır.

Hz. Adem ve Havva’nın çocukları olarak çoğalan ve yeryüzüne dağılan insanlık camiası, çok farklı düzeylerde birlikteliklerden oluşan büyük bir topluluktur. İslam da, bir arada yaşamanın ve sosyal dayanışmanın tabii, fıtri, psikolojik, içtimai, ahlaki ve maddi unsurlarını bir arada değerlendirmiş ve öğretilerini bu şekilde vazetmiştir.

İslam dininde namaz, zaman ve coğrafyadan, etnik, sosyal ve kültürel kimlikten, her türlü imtiyaz ve ayırımcılıktan bağımsız olarak Müslüman toplumunu gerçek ve görünür, katılınabilir ve sürdürülebilir kılan en önemli ibadettir. Herhangi bir kimse hiçbir resmi prosedüre, şu veya bu makamın iznine gerek kalmadan namaz aracılığıyla dini-sosyal organizmanın bir parçası haline gelebilir. Müslümanın sahip olduğu mali imkânın bir kısmını ihtiyaç sahipleriyle paylaşması demek olan zekât ve infak ise, hem Yüce Yaratan’a hem de insanlığa olan sadakatin ve bağlılığının bir nişanesi olarak yerine getirilir. Ancak İslam, dindar insanın topluma iştirakini yalnızca  namazda olduğu gibi cemaate organik katılım ve yine zekâtta olduğu gibi mali katılımla sınırlı görmez.  Mesela oruç ve hac ibadeti, inananlar topluluğuna  şuur düzeyinde katılmayı ve ruhi-psikolojik olarak onunla bütünleşmeyi sağlamaktadır. Kurban, selamlaşma, ezan ve dua da farklı yönlerden sosyalleşmeye açılır.  

İslam’a göre dindar insan fert ve toplumun ontolojik güvenliği ile psiko-sosyal güvenliği arasında kopmaz bir bağ olduğu gerçeğinin farkında olan insandır. O nedenle de zorunlu olarak “ahlak”lı insandır. Kur’an-ı Kerim’de ortaya konulan esaslar ve Hz. Peygamber’in örnekliğiyle somutlaşan değerler, dinin, dindarlığın ve ahlakın soyut kabuller bütünü olmadığını, insanın içtenliğine bağlı hayata dönük pratik gerçeklikler olduğunu göstermektedir.

Kur’an’ın ve Hz. Peygamber’in beyan ettiği din, sadece teorik ilkelerden ibaret olmadığı gibi, ibadet kabilinden fiillerle de sınırlı değildir. Dindarlık, insan ilişkilerinin tamamına yansır; beşeri ve ahlaki davranışlar yanında tabiat ve eşya ile ilişki biçimi de dindarlığın konusu olur. Mesela Kur’an’ın İsra ve Lokman surelerinde müminlerin gündelik hayatlarında gözetecekleri insani ve ahlaki duyarlılıkların, iman-amel, fert-toplum bağlantısı içinde sıralanması (İsra, 22-39; Lokman, 14-19), imanın ahlaki boyutunu, bireysel davranışların sosyal sorumluluk boyutunu göstermektedir. Benzer hususların insanın beslenme ve tüketim alışkanlığından, gündelik hayatın davranış kalıplarına, özel hayatından sosyal sorumluluk ve ödev şuuruna uzanan boyutlarını Kur’an’ın muhtelif ayetlerinde görmek mümkündür. Zaten İslam Dini böyle bir bütünlük içinde kavrandığı ve hayata yansıdığı ölçüde iki dünya mutluluğunun ve ezel-ebed çizgisinde bitmeyen bir rahmetin kaynağı olur.


 

 



Bu yazı 630 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 10 Kasım 2010 Hac Diriliştir
    • 4 Ekim 2010 Edep ahlakın özüdür
    • 15 Ağustos 2010 Öz denetim ve ramazan
    • 25 Temmuz 2010 Kardeşlik ve sevgi ortamını yeniden inşa
    • 30 Haziran 2010 Farklılıkla zayıflamadan tevhitle güçlenmek
    • 16 Haziran 2010 Bilgi ve Ahlak
    • 20 Mayıs 2010 Gençlerimizle daha aydınlık günlere...
    • 13 Nisan 2010 Temeli Allah Korkusu Olan İslam Medeniyetinin Işığında Dünyayı Düşünmek
    • 12 Nisan 2010 Vahyin 1400. yılında Kur’an’ı okumak, anlamak ve yaşamak
    • 18 Mart 2010 Namaz müminin miracıdır
    • 26 Şubat 2010 Ayrımcılığa karşı gönül bağlarıyla birleşmek
    • 17 Ocak 2010 Ömürlük tecrübe: Yaşlılık
    • 30 Aralık 2009 Çok Kültürlülük
    • 2 Aralık 2009 Hakkın Rahmani Sesi Vicdan
    • 22 Ekim 2009 Din ve Toplum
    • 1 Ekim 2009 Başarı ve Erdemleriyle Gururlandığımız Gençlerimiz
    • 17 Ağustos 2009 Paylaşma Mevsimi Ramazan
    • 19 Haziran 2009 Kur'an'ı Kalplere Yazmak...
    • 20 Mayıs 2009 İç Huzur Arayışı
    • 14 Nisan 2009 Allah Rasulü ve Aile

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    9,496 µs