En Sıcak Konular

Hakverdi Murat Merdamert

Mefkure
Hakverdi Murat Merdamert
3 Şubat 2009

Bir Çiçekle Bahar Olmaz !



    Tarih,6 Ekim 1996, yer Libya -Trablusgarb.
     Meşhur çadırının içerisinde bağdaş kurup oturan Libya Devlet Başkanı  Albay Kaddafi,zamanın Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Erbakan'ı ayakta kabul ediliyor.
     Kendisine "İslam komutanı" yakıştırması yapan Kaddafi,lütfedip Erbakan'ı da yardımcısı olarak sıfatlandırıyor.
     Erbakan nezaket gereği,asker kişiliğine vurgu yapmak istedğinden olacak Kaddafi'ye"komutanım" diye hitap ettiği halde mağrur Albay Kaddafi Türkiye Cumhuriyetine hakaret etmeye başlıyor:
     "Türkiye'nin geleceği Nato üyesi olmakta, Kürtlere eziyet çektirmekte değildir, Ortadoğu'daki güneşin altında Kürt Milleti de yerini almalıdır.Kürdistan kurulmalıdır. Türkiye, bağımsızlıklarını arayan insanlara karşı savaşmamalıdır. Ayrıca, Türkiye'nin uyguladığı dış politikadan genel olarak memnun değiliz,çünkü düşmanımız olan siyonist İsrail'le ilişki içindesiniz. Türkiye iradesini kaybetmiştir, işgal altındadır."
     Türkiye Cumhuriyeti'nin başbakanı bu laflar karşısında terliyor.Yüzü kıpkırmızı bir hal almış şekilde başına tavana dikip, gözlerini kaçırmaktan başka bir şey yapamıyor:
     Başbakan Necmettin Erbakan’ın Libya ziyaretinde yaşanan, Kaddafi’nin çadırındaki manzara ve Erbakan’ın Kaddafi’ye cevap vermemesi Türkiye’de infiala sebep oluyor..Erbakan'ı sonun başlangıcına sürükleyen bu ziyaret sonrası Türkiye-Libya ilişkileri de uzun süre geriliyor...
     Tarih 29 Ocak  2009, yer Davos
     "Gazze: Ortadoğu'da Barış İçin Model," başlıklı oturum yapılıyor
     Konuşmacılar; Başbakan Erdoğan, BM'nin sembolik Başkanı Ban Ki-Moon, İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres ile Arap Birliği Lideri (!) Amr Musa...
      Oturumu yöneten şahıs, Washington Post'un tanınmış köşe yazarı David Ignatius.Ignatius, ABD'deki Ermeni diasporasına yakınlığı ile bilinen  biri.
     Oturumunda bir araya gelen Başbakan Tayyip Erdoğan ile İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres arasında gerginlik yaşanıyor. Başbakan Erdoğan, son konuşmacı Peres'in "sert" sözlerine cevap vermek için oturumu yöneten İgnatius'tan İngilizce "bir dakika" süre istiyor, Panel yöneticisinin söz hakkı vermek istememesine karşılık, "bir dakika" diye ısrar eden Erdoğan, bacak bacak üstüne atıp,Peres'e dönerek, şöyle konuşuyor:
     "Sesin çok yüksek çıkıyor. Benden yaşlısın biliyorum ki sesinin benden çok yüksek çıkması bir suçluluk psikolojisinin gereğidir. Benim sesim bu kadar çok yüksek çıkmayacak. Bunu böyle bilesin. Öldürmeye gelince siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz. Plajlardaki çocukları nasıl öldürdüğünüz, nasıl vurduğunuzu çok iyi biliyorum. Filistin'e, tankların üstünde girdiği zaman, 'kendimi bir başka mutlu addediyorum' diyen başbakanlarınız var. Tankların üzerine çıkıp 'Filistin'e girince mutlu oluyorum' diyen başbakanlarınız var. Ve bana sayılar veriyorsunuz. İsimini de veririm, belki merak edenleriniz vardır."
     Şimon Peres'in konuşmasının salonda alkışlanmasıyla ilgili olarak da Erdoğan, "Şu zulme alkış tutanları da ayrıca kınıyorum. Peki çocukları öldürenleri kalkıp da alkışlamak öyle zannediyorum ki insanlık suçudur" diyor. Erdoğan'ın, "Sadece size, iki söz söyleyeceğim..." sözleri üzerine, oturum yöneticisi, araya giriyor, Erdoğan, "sözümü kesmeyin,Tevrat'ın 6. maddesi der ki; Öldürmeyeceksin. Burada öldürme var" diyerek sözlerini sürdürüyor.Oturum yöneticisinin omuzuna dokunarak müdahale etmesine sinirlenen Erdoğan, "Sana da çok teşekkür ediyorum. Benim için de bundan böyle Davos bitmiştir. Daha Davos'a gelmem. Siz konuşturmuyorsunuz. 25 dakika konuştu, 12 dakika konuştum, olmaz" diyerek salonu terkediyor.
     Türkiye ayaktadır.Yunan devlet televizyonu NET'in tabiriyle;" Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Davos'ta, Gezegendeki çok kişinin söylemek istediklerini dile getirmiştir".
     Başbakan Tayyip Erdoğan bu sözleri Peres'in yüzüne karşı söylemiştir ama,yaşanan gerginlik sonrasında Forum Başkanı Klaus Schwap ile bir basın toplantısı düzenleyip; "Herhangi bir şekilde ne İsrail halkını ne Cumhurbaşkanı Perez'i ne de Musevi halkını hedef aldım,"Gazze gözlemlerimi Davos ruhuna uygun olarak açıkladım. Peres, 25 dakika, ben 12 dakika konuşturuldum. Görüşlerimi ifade etmeme imkan tanınmadı. Moderatöre tepki gösterdim. Yumuşak başlıyım ama uysal koyun değilim" demesi geri adım izlenimi bıraktı.
     Erdoğan'ın,yurda döner dönmez yaptığı basın toplantısında ise; Peres'in "Hakarete varan ifadelerini, buyurgan tavrını kabul etmemiz mümkün değildi,Milletimize sünepelik yakışmaz,"Emekli diplomatların dilini bilmem. Hele monşerlerin adetlerini bilmem, bilmek de istemem" ifadelerini kullannası ve geceyarılarında kendisini karşılama yagelen binlerce vatandaşa hitaben "Asaletli duruşumuz bizi mazlumun sesi yaptı" şeklindeki sözleri Davos tavrını iç siyaset malzemesi olarak kullanacağını ortaya koydu.
     Erdoğan'ın Peres'e son bölümde sarffettiği sözler yenir yutulur şeyler değildir.Batı basını haberi duyururken en çok Erdoğan'ın "siz öldürmeyi iyi bilirsiniz" sözünü öne çıkardı.Hatta Başbakan'ın fazla Arap televizyonu seyrettiğini ve tesirinde kaldığını söyleyenler dahi oldu.
     Erdoğan bunu tahmin ettiğinden özellikle antisemitist olmadığını tekraren ifade etti...
     Türkiye'de Erdoğan'ın bu tavrını eleştiren,yerden yere vuran siyasetçiler ve gazeteciler olduğu gibi,methiyeler düzenlerde çoğunluktaydı.
     Batının Ortadoğu dediği bu coğrafyanın şimarık çocuğu İsrail'ın Cumhurbaşkanı Peres,son bir ayda yaptıkları saldırıları hararetle savunurken parmağını Türk Başbakanı'na doğru salllayarak yüksek sesle azarlar,gibi,"Resmi Hamas kadroları Yahudilerin yok edilmesinden bahsediyor. Siz nasıl bir Hamas'tan bahsediyorsunuz sayın Başbakan. Tüm askerlerimizi, polislerimizi geri çektik. Bize neden füzelerle saldırıyorlar?Bizi Mısır anlıyor,Abbas anlıyor siz anlamıyorsunuz.Her gece İstanbul'a füze atılsa ne yaparsınız" sözleri karşısında Erdoğan sessiz kalsaydı veya sert tepki vermeseydi ne olurdu?
     Yandaş basın Davos kavga yeri değil derken,muhalif  basın Erbakan'a yaptığının daha beterini yapar ve "Peres haşladı,Erdoğan seyretti" derdi.
     Aslında Erdoğan panelde kendisine ayrılan sürede gayet sakın şekilde İsrail'i yeterince eleştirmişti.Konuşmasında: "Gazzeye bombalar inerken insanlık seyretti. BM'nin okulları bile vuruldu. İsrail'in elindeki silah gücü kitle imha silahları dahil acaba zerresi Filistin'in elinde var mı? Yok. Gazze, Filistin adeta bir açıkhava hapishanesi. Ben antisemitizmi, islamofobia'yı insanlık suçu olarak gören bir başbakanım. Gönderdiğimiz yardımlar 15 gün kapılarda bekletildi. Sadece El Fetih'le bu süreci çözmezsiniz. Hamas'ı da o masaya davet etmelisiniz."diyen Erdoğan,Peresin kendi sözlerine cevap verirken takındığı saldırgan tavrına,yüksek ses tonuna ve el hareketlerine karşılık ,Moderatörün kendisine yeterince söz vermek istememesi yüzünden tavır koyduğunu söylemiştir.
     Sinirlenmesi bir zaafiyet miydi?
     Değildi diyemeyiz fakat, 
     Erdoğan haklıydı veya haksızdı eleştileri yersizdir.Başbakan tabii bir şey yapmıştır.
     Genzinize bir şey kaçtığında öksürürsünüz.Yutkunmak çare değildir.Erbakan yıllar önce Libya'da yutkunurken, İstanbul Belediye Başkanı olarak kendisini seyreden Erdoğan,aldığı dersle Dovos'ta öksürmüştür.
     Tartışılan öksürük şeklinin adaba uygun olup olmadığıdır.
     Erdoğan'ın dik duruş sergilediği konusuna gelince,onu bundan sonraki süreçte yeniden gözlemleyeceğiz,
     Temkinli ve şüpheciyiz çünkü,
     Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a,ABD gezisi esnasında Ocak 2004 tarihinde ADL Yahudi kuruluşu tarafından “Yahudi Üstün Hizmet ve cesaret ödülü” verilmiştir.Gelinen süreçte bu ödülü iade etme gibi bir girişimi olmamıştır.
     Bu ödül töreninden bir buçuk sene sonra, 7 Haziran 2005'de Washington'da düzenlenen Türk-Amerikan Konseyi'nin toplantısında ,Türk-Amerikan ilişkileri doğrultusunda,bir zamanlar eleştirdiği,şimdilerde ise Türkiye'nin Kalkınmasını sağladığı iddiasıyla," Truman programı ve Marshall yardımı için müteşekkir " olduğunu söylemiştir.
     Bu sözler,uzmanlarca,bir Türk Başbakanı'nın ABD için yaptığı en methiyeli konuşma diye değerlendirilmiştir.
     Bu tarihten sadece 3 gün sonra,
     42 Yahudi aileyi Nazi zulmünden ve Auschwitz toplama kampına gönderilmekten kurtaran Türk diplomat Selahattin Ülkümen anısına ödül verilmek üzere New York'taki Yahudi kuruluşlarınca düzenlenen törende,Anti Defamation League-ADL (Karalamacılığa Karşı Birlik) Başkanı Abraham Foxman'ın; "Büyük Kemal Atatürk tarafından kurulan ve laik idaresi ile Müslüman ülkeler için eşsiz bir model olduğunu" belirttiği Türkiye'nin Başbakanı Erdoğan, ödülü alırken davetliler tarafından ayakta alkışlanan şu konuşmayı yapmıştır:
     "Musevi düşmanlığı, utanç verici bir akıl hastalığıdır. Bir sapıklıktır. Musevi soykırımı, tarih boyunca insanlığa karşı işlenmiş en ağır suçtur. Soykırım, ayırımcılık, İslam düşmanlığı, Hıristiyan düşmanlığı, etnik temizlik, hep aynı hastalığın tezahürüdür."
     Bu sözler öylesine etkileyici olmuştur ki,Yahudi lobi kurulaşlarından Amerikan Yahudi Komitesi (AJC) yetkilisi Berry Jacobs, "Bunları Erdoğan'dan duymak kulağa çok hoş geliyor" demiştir.
     Doğrusu şimdiye kadar hiç bir Türk siyasetçisinin hele bir Türk Başbakanı'nın ağzından,Yahudi düşmanlığına karşı çıkan bu kadar aleni konuşma duyulmuş değildir.
     Başbakan'ın Davosta yaptığı ve gururumuzu okşayan "çıkışı" da bir ilktir.
     Toplantının Erdoğan tarafında istenmiş olması bir mizansen miydi tartışmalarına sebep olsa da,sonradan kızgınlığının şahsına ve inacına ait olmadığı ikrarına rağmen, bir İsrail Cumhurbaşkanına uluslararası bir panelde o denli sözler sarfetmek ancak militan ruh taşıyan liderlerin harcıdır.
     Nihat Genç,krizi televizyona yorumlarken, Başbakan Erdoğan'ın ortaokuldan beri getirdiği ne varsa ortaya döktüğünü ifade ederek, bu "militan ruha" vurgu yapıyordu.
     Devamını bekliyoruz.
     Ne kadar değerli olursa olsun bir çiçekle bahar olmaz.!
     Sayın Başbakan'ın karşıtı olmaktan korktuğu Semitizm nedir? 
     Bilenler bilir de bilmeyenlere hatırlatalım:
     Semitizm,dünya litaratüründe Yahudi taraftarlığı,Yahudi severlik,Yahudi nasyonalizmi ,Yahudi sempatizanlığı veya Yahudicilik gibi manalarda kullanılagelen bir kelimedir.
     Dolayısı ile Antisemitizm;Yahudilik dinine, ırkına ya da kültürüne karşı duyulan nefret,beslenen kin,kısaca Yahudi aleyhtarlığı demektir.
     Antisemitizmin temellerini din farklılığı atmıştır.Tek tanrı inancına sahip Yahudilerin putperestliğe karşı çıkmalarından dolayı ilkel topluluklar arasında başgösteren bu aleyhtarlık,Hz. İsa'nın Yahudiler'in yardımı ile Romallılar tarafından çarmıha gerildiğine inanan Hiristiyanlarca asırlar boyu sürdürülmüştür.
     Antisemitizmin en acımasız zaman dilimi 1933'ten sonrası, 2. dünya savaşı olduğu yıllardır. Hitler'in Nazi Partisi tarafından hem Almanya'da, hem de Alman ordularıyla işgal edilen ülkelerde,özellikle Polanya'da uygulanmıştır..Bu Savaş boyunca Almanlar tarafından,milyonlarca yahudi katledilmiştir.(Bu rakamın, bir buçuk milyonu çocuk olmak üzere altı milyon civarında olduğu iddia edilmektedir.)
     Ne hazindir ki,bugün Filistinde müslümanlara kan kusturup,Hiristiyan batıdan destek gören Yahudiler'in,tarih boyunca içlerinde en rahat ettikleri toplumlar hep müslümanlar olmuştur.
     Günümüzde soykırım anlamında bir antisemtizm mümkün değildir.Sosyal ve ekonomik bakımdan antisemitizm,Yahudilerle ilişki kurmama veya ürünlerini boykot etmek şeklinde görülebilmektedir.
     



Bu yazı 804 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 29 Mart 2020 Cuma Namazı Bundan Sonra Farzı Kifaye mi Oldu?
    • 20 Mart 2020 Hürriyet Olmayan Yerde Cuma Namazı Kılmak Caiz Değildir
    • 13 Mart 2020 Salgın Hastalık Olan Yerlerde Cuma Namazı Kılınamaz!
    • 9 Mart 2020 Allah Belamızı Çoktan Vermiş de Farkında Değiliz!..
    • 24 Şubat 2020 Neden İlle de Su Manzarası?
    • 5 Ocak 2020 9 Işık'ı 1 Ampule Bağlamak
    • 6 Aralık 2019 Müslümanın 12 Ödevi
    • 27 Kasım 2019 Anlarsın yalan Dünyayı
    • 19 Şubat 2019 Göçtü Gitti Ozan Arif -Sagu-
    • 15 Şubat 2019 ''Çağrımız İslam'da Dirilişedir'' ve OZAN ARİF
    • 12 Ocak 2018 Beyin Yetmezliği
    • 1 Eylül 2017 Aldığı Nefese Hükmedemeyen İnsan
    • 3 Ağustos 2016 Milliyetçi Camia'nın Fethullah Gülen'le İmtihanı
    • 30 Temmuz 2016 Çarşı 15 Temmuz Gecesi Niye Sokakta Değildi?
    • 30 Kasım 2015 Otoritenin Sarsılmaz Gücü Saldığı Korkuda Saklıdır
    • 11 Ocak 2015 Talak Suresi 4.Ayeti Aslında Ne Diyor?
    • 11 Eylül 2014 Rantiyecilikten Rantkeşliğe
    • 28 Nisan 2014 Güneş Sabahına Doğmaz Bir daha
    • 22 Ekim 2013 Bu Ülkede Adalet Yok Diyenler Haksız mı?
    • 2 Eylül 2013 Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Türkleri Seviyormuş

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    12,702 µs