En Sıcak Konular

Hakverdi Murat Merdamert

Mefkure
Hakverdi Murat Merdamert
29 Aralık 2008

Demek ki Valideniz Sağlam Papuç Değilmiş



Arif Şirin nam-ı diğer Ozan Arif,dini ve milli varlığımızla uğraşıp, sonrada benim nenem 5 vakit namaz kılardı,dedem hacı,babam hacaydı diyenlere,"Malüm Zat"ı kastererek bir şiirinde şöyle seslenir:

"Hani hoca oğluydun çok bilmişşin çok bilmiş,
Yahu hoca çocuğu yapar mı böyle iş?
O zaman valideniz sağlam papuç değilmiş".

Bu "özür dileme" kampanyası düzenleyen vicdanı karanlık aydınların, bu özürü kendilerini Türk tarafından sayarak dilemeleri aklıma bu deyişi getirdi.Siz hoca oğlu yerine Türk oğlu veya kızını koyarak şiiri yeniden okuyunuz.Benim yazmama gerek yok.

Bazıları ağzımızı bozduğumuzu düşünebilir.Fakat 1915 olaylarını okuma-yazma oranı çok düşük olan zamanın "yalın ayak başı kabak" diye tabir edilen Anadolu köylüsünün,Ömer Seyfettin'in yazdığı milli hikayelerini okuyarak etkilendiğini ve bu yüzden düşman bellediği,son  günlerin meşhur deyimiyle "ötekileştirdiği" Ermenileri katlettiğini iddia eden okumuş yazmışların bulunduğu ülkede,bu kadarcık ağız bozmayı,babası Ermenilerce şehit edilip,5 kardeşi ile 8-10 yaşlarında yetim bırakılmış,fakirliğin yoksulluğun en pecmurdesine mahkum edilmiş anne tafından bir dedenin torunu olarak mazur görünüz lütfen.

Tanıyanlar bilir bizi,bırak insan katletmeyi hoş görmeyi,Allah için kurban keserken bile "keşke bunun başka bir yolu olsaydı" diye düşünen,on sekizli yaşlarında,

"Gece gündüz tebliğ etsem Hak Dini
Dergâha çevirsem karanlık ini
Söksem milletlerden tarihi kini,
Dünyaya kendime faydam dokunsa".

Diyebilen,farklı ırkların birbirlerine karşı olan nefretinden,nefret eden biriyim.
Fakat Hümanizma'yı soysuzluk adleden bir anlayış benden uzak,ben ondan beriyim.
Biz haksız yere bir insanı öldürmeyi bütün insanlığı öldürmekle eş değer gören bir anlayışın
mümesssiliyiz.

İtirazımız var,çünkü;

Daha 150 sene öncesine kadar,gayrimüslim cemaatlerin huzur içinde ibadet edip rahat şekilde hayat sürdüğü İstanbulda,göreni "burası amanla mı alındı,hücümla mı" tereddütüne düşüren manzaları yaşatan "hoşgörü kültürü"nün sahibi bir millettir karalanamak istenen.

Gönlümüz buna razı değildir.

Türk'e bu yaftayı vurmak isteyenler bunları bilmezler mi? Bilmezler mi Osmanlı'da  Ermeni ayaklanmaları ne zaman başlamıştır?

Elbette bilirler.

İlk isyan,1890’da Erzurum'da, başgösterdi.Sonraları  1893’te 1. Sason İsyanı, 1895’te 1. Van İsyanı ve Zeytun Ayaklanması, 1904’te 2. Sason İsyanı, 1909’da Adana Olayları, 1915’te 2. Van Olayları ve katliâmı,

Bitti mi? Hayır...

Trabzon,Erzurum,Erzincan,Elaziğ,Diyarbakır,Muş,Bitlis,Ardahan ve Kars'da katledilen binlerce müslüman.

Neden 1890?

Bu tarih,

Van, Bitlis, Muş ve Trabzon'da silahlı çarpışma ile terör eylemlerini gerçekleştiren (Armenagan) "Armenakan Ermeni terör örgütü"nün (1885) kuruluşunun beş yıl sonrasıdır.

Bu tarih;

Osmanlı Devleti'ne cephe alan,çalışma bölgesi olarak Doğu Anadolu'yu seçen ,Ermeni örgütlerinden Hınçak'ın (Sosyal Demokrat Hunçakyan Partisi) Avedis Nazarbeg ve Marksist ideolojiye sahip beş öğrenci tarafından İsviçre'nin Cenevre kentinde,1887 yılında kuruluşunun 3 yıl sonrasıdır.

Amacı,silahlı eylem yoluyla isyanlar ve olaylar çıkararak Büyük Ermenistan'ı kurmak olan bu komite Osmanlı Devleti'ne karşı 1890'da Kumkapı ve 1895'de Bâb-ı Âli olaylarını organize etmiştir. I. Dünya Savaşı sürecinde de Ruslarla işbirliği yaparak eylemlerini sürdürmüştür.

Bu tarih,

Osmanlı Devleti'nde Ermeniler için özerk bir bölge kurulmasını sağlamak ve bu uğurda çalışan Ermeni gruplarını bir çatı altında toplamak gayesi güden  Ermeni Devrimci Federasyonu'nun (Taşnaksutyun ,kısaca Taşnak olarak da bilinir) 1890'da Tiflis'te Krisdapor Mikaelyan, Simon Zavaryan ve Stepan Zoryan tarafından kurulduğu yıldır

1894'te Diyarbakır'a bağlı Sason'da Osmanlı yönetimine karşı silahlı direniş örgütleyen,1895'te  Van bir ayaklanma düzenleyen,1896'da İstanbul'da Osmanlı Bankası'nı basan,1905'te - Allahtan başarısızlıkla sonuçlanan- II. Abdülhamit'e karşı "Yıldız Suikastini" tertipleyen,1895-1904 döneminde Doğu Anadolu'nun birçok yerinde kanlı olaylara karışan  bu fedarasyondur.Yine Nisan 1909'da çıkan Adana Olayları ile Nisan 1915'te Van'da başlatılan Ermeni isyanı Taşnak tarafından örgütlenmiştir.

Genelde "konumuzla ne alakası var itirazı" ile karşılaşıldığı için,1975 yılında Lübnan'ın Beyrut şehrinde, Agop Agopyan ile Agop Tarakçıyan tarafından kurulan ve amacı Bağımsız bir Ermenistan ile 1915 yılında gerçekleştiği iddia edilen -Sözde- Ermeni soykırımının kabul ettirilmesi olan ASALA'nın diplomatlarımıza yönelik saldırılarını ve Ermenistan'ın Hocalı katliamı ile Dağlık Karabağ'ın işgalini gündem dışı tutuyoruz.

1915-1918 bilindiği üzere Birinci Dünya Harbi'nin yapıldığı yıllardır.Bu tarihler arasında 7 cephede birden savaşan Osmanlı Devleti Anadolu'daki aşayışı sağlayacak durumda değildi.

Bu sebeple,Ermeni ve Müslüman vatandaşların arasında çatışmaların yoğunlaştığı bir dönemde,"Tehcir Kanunu" olarak da bilinen; "Savaş zamanında hükümet uygulamalarına karşı gelenler için asker tarafından uygulanacak önlemler hakkında geçici kanun" 27 Mayıs 1915 tarihinde kabul edilip 1 Haziran 1915 günü dönemin Resmi Gazetesi Takvim-i Vekayi'de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

Kanunun birinci maddesi; ordu, kolordu ve fırka komutanlarına, savaş sırasında Hükümetin emirlerine, ülkenin savunulmasına ve huzurun korunmasına karşı çıkanlara, silâhlı saldırı veya direnişte bulunanlara karşı derhal askeri önlem alma, tecavüz ve direniş sırasında isyancıları yok etme yetkisi vermekteydi. İkinci madde ise aynı komutanlara, casusluk ve vatana ihanet ettikleri anlaşılan köy ve kasaba halkını, tek tek veya toplu halde başka yerlere sevk ve iskân ettirme yetkisi vermekteydi.

Kanunun ikinci maddesine dayandırılarak;Erzurum, Van ve Bitlis vilayetlerinde bulunan Ermenilerin, Musul'un güney kısmı,Zor ve Urfa sancağına; Adana, Halep, Maraş civarında bulunan Ermeniler ise Suriye'nin doğu kısmı ile Halep'in doğu ve güneydoğusuna nakledilmesi planlanmıştır.

Yer değiştirme kararı bütün Ermenilere uygulanmış değildir.Katolik ve Protestan olan Ermenilerin yanı sıra, Osmanlı ordusunda subay ve sıhhiye sınıflarında hizmet gören Ermeniler ile Osmanlı Bankası şubelerinde ve bazı konsolosluklarda çalışan Ermeniler göçe tabi tutulmamışdır.Hasta, özürlü, sakat ve yaşlılar ile yetim çocuklar ve dul kadınlar da sevke tabi tutulmamış, yetimhaneler ve köylerde koruma altına alınarak ihtiyaçları devletçe, Göçmen Ödeneği'nden karşılanmıştır.Yer değiştirme uygulamasına tabi tutulan nüfus içerisinde yer alan Halep'teki 26.064 Ermeni nüfusu, göç ettirilenler içerisine dahil edilmemiştir.

1.500 milyon Ermeni yalanı ( hiç bir kayıtta yok)

Tehcire tabi tutulan Ermeni nufusu;ABD resmi kaynaklarına göre 486.000,Catholic Encyclopedia'ya göre 600.000,Salahi Sonyel'e göre 700.000 olarak geçmektedir.İngiliz Yabancı İşler Dairesi Yetkilisi Arnold J. Toynbee'ye göre bu sayı 1.000.000-1.200.000'dır ve bunlardan 600.000'i hayatını kaybetmiştir.

Osmanlı Arşivlerinde yer değiştirilen kişi sayısı 413.067'dir.Bölgedeki çetelerin saldırısı, hastalık vb. durumlarla toplam 56.610  Ermenini ölmüştür.Yine Osmanlı arşivlerinde yer alan kayıtlara göre 1906-1922 yılları arasında Anadolu’da ve Kafkaslar’da, 517.955 Müslüman Osmanlı vatandaşı,Ermeniler tarafından öldürülmüştür.

İşte bu ülkenin ekmeğini yiyen,karanlık düşüncelerin piyonları olan aydıncıkların;

"1915’te Osmanlı Ermenilerinin maruz kaldığı Büyük Felâket’e duyarsız kalınmasını, bunun inkâr edilmesini vicdanım kabul etmiyor. Bu adaletsizliği reddediyorum, kendi payıma Ermeni kardeşlerimin duygu ve acılarını paylaşıyor, onlardan özür diliyorum."

Diyerek başlattıkları kampanya bu dönemle ilgilidir.Kurnazlığa bakınız ki,metinde soykırım demiyorlar ama dünya genelinde Ermeniler, özellikle Diaspora 1915 olaylarını  "Büyük Felaket"diye adlandırıyor.

Osmanlı devleti,değişik mezhep ve menşeîdeki vatandaşlarını sonradan tekrar geri dönme haklarını saklı tutularak,kendi sınırları içerisinde bulunan bölgelere göndermek süretiyle,savaş sürecinde Anadolu'da güvenliği sağlamak istemiştir.

Birinci Dünya savaşını Osmanlı çıkarmamıştır.

Osmanlı,Ermeni vatandaşlarının ordusunda subay,bankasında memur,köyünde kasabasında esnaf ve tüccar olarak bulunmalarında herhangi bir beis görmemiştir.

İstanbul'daki Ermeni mezarlıklarının tarihleri 1453 sonrasına aittir.Bizans'ın İstanbul'a sokmadığı Ermenileri,Osmanlı sokmuştur.

1915 olaylarında bir suçlu aranıyorsa,Hınçak'lı Avedis Nazarbeg,Taşnaklı Krisdapor Mikaelyan,Simon Zavaryan ve Stepan Zoryan ,Armenakan terör örgütü ve onların ağababaları tarihin kirli sayfalarında bekliyor.

Biz dedelerimizin,nininelerimizin kanına girenlere hesap sormaktan acizken,birileri kalkıp bir de bunlardan özür dilemekten dem vuruyorsa -okuyucularımızın affına sığınarak- sormak hakkımız değil mi?

"Siz hangi cenabet gecenin mahsulüsünüz"?



Bu yazı 1,117 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 29 Mart 2020 Cuma Namazı Bundan Sonra Farzı Kifaye mi Oldu?
    • 20 Mart 2020 Hürriyet Olmayan Yerde Cuma Namazı Kılmak Caiz Değildir
    • 13 Mart 2020 Salgın Hastalık Olan Yerlerde Cuma Namazı Kılınamaz!
    • 9 Mart 2020 Allah Belamızı Çoktan Vermiş de Farkında Değiliz!..
    • 24 Şubat 2020 Neden İlle de Su Manzarası?
    • 5 Ocak 2020 9 Işık'ı 1 Ampule Bağlamak
    • 6 Aralık 2019 Müslümanın 12 Ödevi
    • 27 Kasım 2019 Anlarsın yalan Dünyayı
    • 19 Şubat 2019 Göçtü Gitti Ozan Arif -Sagu-
    • 15 Şubat 2019 ''Çağrımız İslam'da Dirilişedir'' ve OZAN ARİF
    • 12 Ocak 2018 Beyin Yetmezliği
    • 1 Eylül 2017 Aldığı Nefese Hükmedemeyen İnsan
    • 3 Ağustos 2016 Milliyetçi Camia'nın Fethullah Gülen'le İmtihanı
    • 30 Temmuz 2016 Çarşı 15 Temmuz Gecesi Niye Sokakta Değildi?
    • 30 Kasım 2015 Otoritenin Sarsılmaz Gücü Saldığı Korkuda Saklıdır
    • 11 Ocak 2015 Talak Suresi 4.Ayeti Aslında Ne Diyor?
    • 11 Eylül 2014 Rantiyecilikten Rantkeşliğe
    • 28 Nisan 2014 Güneş Sabahına Doğmaz Bir daha
    • 22 Ekim 2013 Bu Ülkede Adalet Yok Diyenler Haksız mı?
    • 2 Eylül 2013 Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Türkleri Seviyormuş

    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    13,701 µs