En Sıcak Konular

Muharrem Günay

Sıddıkoğlu
Muharrem Günay
24 Ağustos 2015

İman ve Salih Amel İlişkisi



Sözlükte tasdik etmek anlamına gelen "îman", Allah'ın varlığını ve birliğini, Hz. Muhammed'in peygamberliğine ve Kur'ân'ın hak kitap olduğuna ve Kur'ânda ve mütevatir sünnette haber verilen hususların doğru olduğuna kesin olarak inanmak, bunları tasdik etmek demektir. 
Îman, kalbin amelidir. Çünkü imanın yeri kalptır. Kuran’ı Kerimde imanın kalbe ait bir sâlih amel olduğu, Nuh  (a.s.)’ın oğlunun Allah’ı inkâr ve isyan etmesini “sâlih olmayan bir amel” işlediği ifade edilerek bildirilmiştir:
"Gale ya nuhu innehu leyse min ehlike, innehu amelun ğayru salihin…” 
“(Allah) ey Nuh! O (gemiye binmeyen) oğlun senin ailenden değildir. O’nun yaptığı salih olmayan bir ameldir…” (Hud, 11/ 46).   
Salih amel, Kuran’da iman anlamında, küfür kelimesinin zıddı olarak    kullanılmaktadır: 
“Men kefera fealeyhi kufruhu, ve men amile salihan fe li enfusihim yemhedûn.” 
“Her kim inkâr ederse, inkârı kendi aleyhinedir. Ve kim de sâlih amel işlerse, kendileri için rahat bir yer hazırlamış olurlar” (Rum 30/ 44).  
Ayrıca Kehf suresinin 110. ayetinde Allah’a şirk koşmadan iman etmek, sâlih bir amel olarak ifade edilmektedir. “De ki ben sırf sizin gibi bir beşerim ancak bana şöyle vahyolunuyor: İlâhınız ancak bir tek İlâhdır, onun için her kim Râbbının rızasını arzu ederse sâlih bir amel işlesin ve Rabbının ıbâdetine hiç bir şirk karıştırmasın” (Elmalılı, Kehf/ 110)
Kur’an’da iman ile sâlih ameller arasında o kadar kuvvetli bir bağ kurulmuştur ki, imanın zikredildiği her yerde peşinden hemen “illellezîne âmenû ve amilussâlihat..(Asr 103/ 3) âyetinde olduğu gibi sâlih amel gelmektedir. (Bakara 2/ 277; Yunus 10/ 9 vb âyetler)
İman-amel ilişkisi konusunda itikadî mezhepler farklı kanaatlere sahip olmuşlardır. Ehl-i sünnet bilginlerine göre amel, imandan bir cüz sayılmamıştır. Ancak iman soyut bir inançtan ibaret de kabul edilmemiştir. Ehl-i sünnet bilgilerine göre amel, imanın aslı için şart değilse de kemali için bir şart olarak görülmüş, amelsiz imanın, zayıflayacağı belki de yok olabileceği ifade edilmiş ve imanın sâlih amellerle beslenmesinin  gereği vurgulanmıştır.
Ehl-i sünnet âlimlerince, iman esaslarını kalpten benimsemiş fakat tembellik, gaflet gibi çeşitli sebeplerle Yüce Allah’ın buyruklarını yerine getirmeyen veya yasaklarını istemeyerek çiğneyen kimse, işlediği günahı helal saymadığı müddetçe mümin sayılmış ve İslam dairesinin dışında görülmemiştir.   
Haricî ve Mutezile mezhepleri, ameli imandan cüz saymışlar ve ameli olmayan kimsenin mümin olmayacağını ileri sürmüşlerdir. Ancak bu görüş isabetli değildir. Kur'an-ı Kerîm'de;
İnnellezîne êmenû ve amilussâlihâti
"İman edenler ve salih amel işleyenler..." diye başlayan pek çok ayetin (Bakara 2/ 277; Yunus 10/ 9; Hüd 11/ 23.) yanı sıra Tahrim Suresi 8. ayette açıkça görüleceği üzere Yüce Allah, “Yâ eyyühellezîne êmenû tûbû ilallâhi tevbeten nasûh┠“Ey Müminler Allha’a nasuh tevbesi ile tövbe edin” buyurarak günahkâr müminlere “iman edenler” diye hitap etmektedir. Bu, amelin imandan bir cüz olmadığını ifade eder.
Kuran’ı kerim’de iman edenler ile sâlih amel işleyenler ayrı ayrı zikredilmektedir. Eğer iman ile amel aynı şey veya amel imanın bir parçası olsaydı, iman ile amel ayrı ayrı zikredilmezdi.


Bu yazı 210 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 8 Ağustos 2020 Allah İnsanı Yarattı Ve Ülkülerle Donattı
    • 19 Temmuz 2020 Allah Tuzak Kuranların Tuzaklarını Başlarına Geçirendir
    • 20 Haziran 2020 Anadolu'nun Türkleşmesi ve İslamlaşması'nda Yunus Emre'nin Rolü
    • 30 Mayıs 2020 Fatih'in Şahsiyeti Nizam-ı Alem ve İ'lay-ı Kelimetullah Ülküsü
    • 23 Mayıs 2020 Bayram Namazının Kılınışı ve Evde Kılınma Durumu
    • 23 Mayıs 2020 Lider ve Fikir Adamlarımıza göre Milliyetçilik (2)
    • 23 Mayıs 2020 İslam'da Millet ve Türk Milliyetçiliği (1)
    • 20 Mayıs 2020 Türkçülük Anlayışımız ve Bu Anlayışa Saldıranlar
    • 16 Mayıs 2020 Fıtır Sadakası
    • 3 Mayıs 2020 3 Mayıs Türkçüler Günü
    • 2 Mayıs 2020 Türk Tasavvuf Ekolünün Kurucusu Hacı Bayram-ı Veli?
    • 22 Nisan 2020 Piri Türkistan Hoca Ahmet Yesevi
    • 13 Nisan 2020 Osmanlı Devleti'nin Kuruluşu - Kuruluşta Tasavvuf ve Tarikatların Rolü
    • 7 Nisan 2020 Berat Gecesi
    • 3 Nisan 2020 Tarihin Haklı Çıkardığı Lider TÜRKEŞ
    • 27 Mart 2020 Satuk Buğra Han ve Hz.Muhammed
    • 20 Mart 2020 İsra Miraç ve Miraç Kandili
    • 1 Mart 2020 Cihad Her Müslümana Kıyamete Kadar Devam Edecek Bir Farzdır
    • 11 Şubat 2020 Köni Eğri Bolsa / Adalet Eğrilirse Kıyamet Kopar
    • 3 Şubat 2020 Tevekkül: Çalışmak Nafile Namazdan Daha Kıymetlidir (3)

    Yazarlar


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,500 µs