En Sıcak Konular

Hakverdi Murat Merdamert

Mefkure
Hakverdi Murat Merdamert
1 Ocak 1990

Ölümü Sevdiren Şair



    Neredeyse bütün muhafazakar,milliyetçi camiaların üzerinde,Mehmet Akif'ten sonra ittifak ettiği yegane şahsiyetlerden Necip Fazıl Kısakürek,25 sene önce bugün "güzel insanların  bindiği güzel atlardan biriyle" Hakk'a yürümüştü.

O sadece edebiyat dünyamızın değil,fikir dünyamızın da yeri doldurulamaz kıymetlerindendi.Gençlik yıllarında yazdığı eserler,okul kitaplarında okutulurken,

"Tam otuz yıldır saatim işlemiş ben durmuşum;
Gökyüzünden habersiz, uçurtma uçurmuşum".

     Diyerek reddetiği otuz yaş öncesi bohem hayatının sonucunda vardığı hakikatten dolayı ders kitaplarından çıkartılmıştır.Onu ders kitaplarında çıkartıp hapse koyanlar büyük bir yanılgı içindeydiler.Üstad'ın yeri artık milletinin gönlü idi ve oradan çıkartabilmekse mümkün değildi.

     Bizim Necip Fazıl'la hemhal oluşumuz,fikir dünyamızın filizlendiği lise çağlarında başlar.Necip Fazıl,bizim de Mehmet Akif'le birlikte sığındığımız gönül istinatgâhlarımızdandır.O Benim nezdimde bir dava adamı profili yanında,"ölümü sevdiren şair"dir.Materyalist düşüncenin "varlığın sonu" diye nitelediği "ölüm",Üstad'ın gözünde,Sonsuzluğa varış,adeta yeniden diriliştir.

     Şiirlerini topladığı Çile kitabındaki bölümlerden biri olan "ölüm"de 39 şiir yer almakla birlikte,diğer bölümünlerdeki pek çok şiirlerinde de ölüme  vurgu yaptığı gürülmektedir.

Bir fikir  ve aksiyon adamı olarak dünyada yapacaklarının bitmediğini HASRET şiirinde anlatırken,

"Ölecek miyim tam da söyleyecek çağımda
Söylenmedik cümlenin hasreti dudağımda."

TEBESSÜM'le hakikate hazırlanmaktadır.

"Bu dünyada renk, nakış, lezzet, ne varsa küsüm;
Gözümde son marifet, Azraile tebessüm."

Ölümü unutabilmeyi NASIL'da ararken,

"Başım çığlıklı çoçuk, onu nasıl avutsam?
Ne yapsam da ölümü bir saatcik unutsam?"

ZAFER ARABASI'nda görür kendini.

"Sultan olmak dilersen, tacı, sorgucu unut!
Zafer araban senin, gıcırtılı bir tabut!"

O DEM geldiği vakit,

"O dem çocuklar gibi sevinçten zıplar mısın?
Toprağın altındaki saklambaçta var mısın?"

GEÇER AKÇA'nın derdindedir.

"Hasis sarraf, kendine bir başka kese diktir!
Mezarda geçer akça neyse, onu biriktir!"

Onun gözünde.

Ölüm BÜYÜK  RANDEVU'dur.

"Büyük randevu bilsem,nerede,saat kaçta?
Tabutumun tahtası bilmem hangi ağaçta"

Ölüm bir BAYRAM günüdür.

"Ölüm ölene bayram bayrama sevinmek var
Oh ne güzel, bayramda tahta ata binmek var"

Ölüm GÜZEL ŞEY'dir

"Ölüm güzel şey; budur perde ardından haber
Hiç güzel olmasaydı ölür müydü peygamber"

En  nihayet varlığı,yokluğun panzehiri olarak ZEHİR'de anlatır.

"Çocukken haftalar bana asırdı
Derken saat oldu derken saniye
İlk düşünce, beni yokluk ısırdı
Sonum yokluk olsa bu varlık niye?

Yokluk sen de yoksun, bir var bir yoksun
İnsanoğlu kendi varından yoksun
Gelsin beni yokluk akrebi soksun
Bir zehir ki hayat özü faniye "

     "ZEHİR" Üstad'ın yazdığı en son şiiri.Adeta hayata şiirle veda etmiştir.Zaten Onun vefatı da şairane olmuştur.

     Doğum tarihinden bir gece önce,şahitlerin ifadesi ile gözlerini pencereden dışarıya karanlığa dikmiş (karanlık orada bulunanlar içindir elbet).Karanlıkta ne görmüşse -Allahualem-,dudaklarından şu kelimeler dökülmüş:

"Demek böyle ölünürmüş"

ÇİLE'yle geçirdiği bir ömrün sonunda,biricik meselesi olan sonsuza varmıştı.

"Diz çök ey zorlu nefs, önümde diz çök!
Heybem hayat dolu, deste ve yumak.
Sen, bütün dalların birleştiği kök;
Biricik meselem, Sonsuza varmak",


Ruhu şad olsun.



Bu yazı 2,232 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 19 Şubat 2019 Göçtü Gitti Ozan Arif -Sagu-
    • 15 Şubat 2019 ''Çağrımız İslam'da Dirilişedir'' ve OZAN ARİF
    • 12 Ocak 2018 Beyin Yetmezliği
    • 1 Eylül 2017 Aldığı Nefese Hükmedemeyen İnsan
    • 3 Ağustos 2016 Milliyetçi Camia'nın Fethullah Gülen'le İmtihanı
    • 30 Temmuz 2016 Çarşı 15 Temmuz Gecesi Niye Sokakta Değildi?
    • 30 Kasım 2015 Otoritenin Sarsılmaz Gücü Saldığı Korkuda Saklıdır
    • 11 Ocak 2015 Talak Suresi 4.Ayeti Aslında Ne Diyor?
    • 11 Eylül 2014 Rantiyecilikten Rantkeşliğe
    • 28 Nisan 2014 Güneş Sabahına Doğmaz Bir daha
    • 22 Ekim 2013 Bu Ülkede Adalet Yok Diyenler Haksız mı?
    • 2 Eylül 2013 Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Türkleri Seviyormuş
    • 25 Temmuz 2013 Hayatı Karayemiş Ağacıyla Anlatmak Anlamak
    • 23 Nisan 2013 Bu Ayaklar Koktu Be Kerry!
    • 8 Ocak 2013 Balyoz Davası' nın Hatırlattığı Fıkra
    • 25 Kasım 2012 Basının Turan Yazgan Hoca'ya Kahreden Duyarsızlığı
    • 6 Kasım 2012 Koray Aydın Kurultayda Taktik Hatadan mı Kaybetti?
    • 29 Ekim 2012 MHP'de Lider Değişimi Elzem mi?
    • 27 Ağustos 2012 Samsun'da Neler Oluyor?
    • 7 Ağustos 2012 Günümüzün Bazı Dini Meselelerine İlahi Hitap

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    10,742 µs