En Sıcak Konular

Nurullah Aydın

Zulmetten Aydınlığa
Nurullah Aydın
2 Ekim 2014

Müslümanların Dört Düşmanı



Her İslam ülkesinin siyasi ve dini yetkilileri; sürekli kardeşlik, birlik, ümmet gibi kavram odaklı aynı özlemi ve temenniyi dile getirir.

Peki bugün bunlar ne anlam ifade ediyor?

Müslümanlar arasında kin, nefret ve düşmanlık fırtınaları esiyor.

Siyasi partiler, tarikatler cemaatler, ülkeler bazında ayrı çizgidedir. Yalancılığa hırsızlığa katliama, teröre yönelen, bölündükçe bölünenler için bu kavramlar bir anlam ifade ediyor mu?

 

İslami ilimlerden edebiyata kadar yazılmış eserler; İslam tarihinin dününe ait eserlerdir.

Bugünkü Müslümanlar; yüzlerce yıl önce yazılmış bu eserler odaklı dini anlıyor ve yaşıyor.

İslam ülkelerinde; yüksek din eğitim müesseseleri, eğitim merkezleri ve yaygın din eğitimi kursları var.

Ancak İslam dünyası, insanlığa bilim adamı yetiştiremiyor. Bilimde, sanatta yoklar.

 

İslam dünyası tıkanmıştır.

Siyasi ayrışmalar, itikadi ayrışmalar, ibadete yönelik ayrışmalar, Müslümanları parçalamıştır.

Bazı Müslümanlar; Yalancılıkla, ikiyüzlülükle, terörle, vahşetle, hırsızlıkla, servetle anılıyorlar.

 

Temel sorun bu noktadır.

 

Müslümanların mücadele etmesi gereken dört büyük düşmanı vardır.

Bunlar;

Biri; siyasi liderleridir. Onlar din iman derler servet edinirler, yalan söylerler, sürekli fikir tavır değiştirirler.

Biri; cehalet'tir. Cehaletibilgiyle, hikmetle, ilimle yenilir. İslam dini cehaletle birlikte varlığını sürdüremez.

 

Diğeri; fakirlik'tir. Küfürle fakirlik eşdeğer kabul edilmiştir. Bu düşmanı yenmenin yolu üretmekten ve çalışmaktan geçer. İslamcı liderler servet içinde yaşarken, müslümanların fakir yaşamı kabul etmesi çelişkidir. Bu çelişkiden kurtulmalı, sorgulamalıdırlar.

 

Diğeri; tefrika'dır. Ayrılık ve gayrılıktır. İslam kardeşliği yeniden ihya edilerek her türlü tefrika ortadan kaldırılmalıdır. Ben diyen siyasi lider ve alimlere tepki gösterilmelidir.

 

İslam dünyası; bölünme, çatışma savaş, kan gözyaşı yıkımla içiçedir. Böyle bir ortamda bilim sanat teknoloji üretimi olabilir mi?

 

İnsanın ruhu ve kalbi rahatsız olunca beden rahat olmaz. Hatta insanın kalbi hayatın merkezidir. O durduğu zaman hayatta durur.

 

Ülkelerin de; tıpkı insan gibi bedenleri, kalpleri ve ruhları var.

O yüzden son yüzyılda toplumların bedenlerine çok önemli yatırımlar yapıldı. Ancak ruhunu ve kalbini zaman zaman unuttular. Hâlbuki ruh ve kalp olmadığı zaman beden yaşayamaz. Ruh ve kalpte bir bozukluk olursa beden yanlış işler.

 

Kurumlar; ülkeler için önem taşır.

İnsanlara, topluma hizmetin yolu; bilgi üretmekten ve insanları doğru eğitmekten, doğru eğitim programları yürütmekten geçer.

 

Oysa; renklerimiz, soylarımız, ülkelerimiz ne olursa olsun bütün insanlar eşittir.

Renkleri, dilleri, ırkları, coğrafyaları farklı da olsa bizleri kardeş kılan insan olmamızdır.

 

Yüreklerini, kalplerini imar edemeyen insanlar yeryüzünü imar edemezler. Ruhlarını imar edemeyen insanlar bedenlerini imar edemezler.

 

Bilim ve sanat akılla aynı zamanda bizim ruhlarımızı ve kalplerimizi imar ettiğimiz üretilen eserlerdir.

 

İnsanlığın evrensel değerleri esas alınmalıdır.

İnsanlığın gelişim değişim dönüşüm dinamiğinden uzak kalınmamalıdır.

Dünya; her bölgesiyle, her toplumuyla barış içinde yaşanan bir gezegen olmalıdır.

 

Günün Sözü; Aklını kullanmayan, kullanamayan, köleleşmeyi kalullenen insanın şikayet etme hakkı yoktur.



Bu yazı 53 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Ekim 2018 İKTİDAR SAVAŞI VE PROPAGANDA
    • 9 Ekim 2018 SİYASAL/EKONOMİK ŞEKİLLENDİRME
    • 1 Ekim 2018 ABD-NATO VE TÜRKİYE
    • 4 Aralık 2017 ÖVÜLENLER, ELEŞTİRENLER, SUÇLANANLAR KİM NE?
    • 29 Ağustos 2017 Mikrodalga ile Beyin Kontrolü
    • 21 Ağustos 2017 Kimler Neleri Tartışıyor
    • 14 Ağustos 2017 Egemenlik Duygusu Stratejik Aldatma ve Yanıltma
    • 7 Ağustos 2017 Sinsi Hainler ve Robotlaştırılanlar
    • 31 Temmuz 2017 Mürteciler Yobazlık ve Kimlik Parçalanması
    • 24 Temmuz 2017 Sapkın İslamcı araplarçıların Çığırtkanlığı
    • 17 Temmuz 2017 Ders Almasını Bilmek
    • 10 Temmuz 2017 Güveni İstismar Edenler
    • 3 Temmuz 2017 Kirletilen Solan Adalet
    • 29 Haziran 2017 Küresel Odaklar ve Türkiye
    • 19 Haziran 2017 Çığırtkanlar Güven ve Umut
    • 12 Haziran 2017 Yalan Rüzgarı, Kin, Nefret Fırtınası
    • 5 Haziran 2017 Vahhabi Selefi Haşhaşiler Zihniyeti ve Türkiye
    • 29 Mayıs 2017 Bilgi Algı Medya Hukuk
    • 22 Mayıs 2017 Duyarlı Olmak Ama Neden Nelere?
    • 15 Mayıs 2017 Kuklalar Görevliler ve Karar Vericiler

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    11,014 µs