En Sıcak Konular

Nurullah Aydın

Zulmetten Aydınlığa
Nurullah Aydın
13 Ağustos 2014

İslamcılar; Stratejik Aldatma ve Yanıltma



Müslüman, mümin, münafık, fasık, imansız, İslamcı ayrı kavramlardır.

İslamcı; Müslüman görünen, Müslüman geçinen, Müslümanlığı istismar eden kullananlardır.

 

Toplum söyleniyor ama söylemiyor.

Aydınlar yorumluyor ama açıklamıyor.

Siyasetçiler konuşuyor ama yapmıyor.

İnsanlar inanıyor ama inandığı ilkeleri istismar edenlere destek veriyor.

 

Derin devlet diye diye Türkiye; çeteleşmiş siyasi parti adında, dernek vakıf adında, derin odakların egemenliğine geçmiştir.

 

Psikolojik savaş yöntemlerinden bir tanesi kontrollü gerilim stratejisidir.

Egemenlik duygusu evrensel bir duygudur. Güç odakları bu duygunun etkisi ile ellerindeki kontrolü kaybetmemek için gerilimi artırırlar ve gerilimden çıkar sağlarlar. Potansiyel tehlike olarak algıladıkları tehlikeyi kendi savaş kurallarına çekmeye çalışırlar.

Kendi savaş kuralları demokrasi kılıfıdır.

Demokrasi ile beslenirler, demokrasiden yararlanırlar.

Kontrollü gerilim, güçlü tarafın egemenliğini elinde tutmak için geliştirdiği bir yöntemdir, kısa vadede sonuç verir. Uzun vadede silah geri teper.

 

Uluslararası güç odakları kontrollü gerilim stratejisini her zaman kullanmıştır. Ülkeler işgal edip, yakıp yıkması, insanları katletmesi, ülkelerin kaynaklarına  el koyulması; demokrasi, insan hakları ve özgürlükler adına yapılmaktadır.

 

Kontrollü gerilim stratejisinde suçlanan taraf; kendi savaşını kendi belirlemelidir. Demokratik şiddet, demokratik argümanlarla karşılık vermek saldırgan tarafın orman alanına girmektir. Doğru, onurlu, açık, net duruş gösteren taraf psikolojik savaşta uzun vadede kazanan taraf olur.

 

Dolayısıyla olan bitenleri yorumlarken, bu gündeme sokulan olayla birlikte ulaşılmak istenen psikolojik savaş hedefinin ne olduğunu da analiz etmek gerekir.

 

Psikolojik savaşın saldırı ve savunma silahı; propaganda, eğitim ve provokasyondur. Cephanesi ise; söz, yazı, resim, broşür ve e–posta şeklindeki bilgidir.

Bu savaş tarzının amacı, insanları ikna etmek ve onları değiştirmektir. Yöntemi de beyin yıkamadır. Yani hedef insan beynidir, insan beynine hükmetmektir.

 

Çinli General Sun–tzu, 2500 yıl önce yazdığı ve. Türk devletlerin parçalanması sürecinde kullanılan PS yöntemi, bugün için de geçerliliğini sürdürmektedir.

Hasım ülkelerde iyi olan şeyleri gözden düşürünüz.

Hasım ülkelerin hakanlarının başarılarını küçük göstererek şöhretlerine gölge düşürünüz ve zamanı geldiğinde de kendi halkının onları hor görmesini sağlayınız.

Adi ve aşağılık kişilerin işbirliğinden yararlanınız.

Düşman halkın kendi aralarında olan uyuşmazlık ve kavgalarını yayınız.

Hasmınızın geleneklerini gülünç hale getiriniz.

 

Bu öneriler, Türkiye’nin hasımları tarafından uygulandı. Hainler soyundan gelen, şeytana tapan ama Müslüman görünen şarlatanlarca uygulandı.

 

Peki! Bizler yani Türk Milleti’nin değerlerinin, varlığının, bekasının emanetçisi aydınlar, yazarlar, gazeteciler, akademisyenler, bürokratlar susup oturacağız mı?

Olan bitenler karşısında sadece konuşup duracağız mı, sadece yazıp çizeceğiz mi?

Elbette ki hayır.

 

Zafer kazandık diyen din istismarcılarını, hırsızları, sahtekarları, yalancıları; saf temiz iyiniyetli insanlar anlamaya başlayacaktır.

 

Unutulmasın ki; bugün ülke ciddi tehdit ve tehlike altında diyenler, yaşanmakta olanlar karşısında duyarsızlıklar sisinin toplumda da dağılmakta olduğunu görmeye başlayacaktır.

Yarın bugünden daha hızlı gelişmelere gebedir.

Bazıları;  ne oluyor, neden diye şaşırsa bile…..

 

Günün Sözü: Oyun bitince şah da, piyon da aynı kutuya konur.



Bu yazı 283 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Ekim 2018 İKTİDAR SAVAŞI VE PROPAGANDA
    • 9 Ekim 2018 SİYASAL/EKONOMİK ŞEKİLLENDİRME
    • 1 Ekim 2018 ABD-NATO VE TÜRKİYE
    • 4 Aralık 2017 ÖVÜLENLER, ELEŞTİRENLER, SUÇLANANLAR KİM NE?
    • 29 Ağustos 2017 Mikrodalga ile Beyin Kontrolü
    • 21 Ağustos 2017 Kimler Neleri Tartışıyor
    • 14 Ağustos 2017 Egemenlik Duygusu Stratejik Aldatma ve Yanıltma
    • 7 Ağustos 2017 Sinsi Hainler ve Robotlaştırılanlar
    • 31 Temmuz 2017 Mürteciler Yobazlık ve Kimlik Parçalanması
    • 24 Temmuz 2017 Sapkın İslamcı araplarçıların Çığırtkanlığı
    • 17 Temmuz 2017 Ders Almasını Bilmek
    • 10 Temmuz 2017 Güveni İstismar Edenler
    • 3 Temmuz 2017 Kirletilen Solan Adalet
    • 29 Haziran 2017 Küresel Odaklar ve Türkiye
    • 19 Haziran 2017 Çığırtkanlar Güven ve Umut
    • 12 Haziran 2017 Yalan Rüzgarı, Kin, Nefret Fırtınası
    • 5 Haziran 2017 Vahhabi Selefi Haşhaşiler Zihniyeti ve Türkiye
    • 29 Mayıs 2017 Bilgi Algı Medya Hukuk
    • 22 Mayıs 2017 Duyarlı Olmak Ama Neden Nelere?
    • 15 Mayıs 2017 Kuklalar Görevliler ve Karar Vericiler

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,773 µs