En Sıcak Konular

Aziz Dolu

Atabey
Aziz Dolu
3 Şubat 2014

Bürokrasi Devlet Değildir



Türkiye’de bürokrasinin devlet gibi algılanması yanlışlığı başlı başına bir sorundur. Romanlara, sinema fil(i)mlerine konu olacak kadar çetrefil bir hâl almış olan bu meselenin, zaman zaman telâfisi mümkün olmayan sonuçlara yol açtığı da malûmdur. Dahası Sağ ve Sol cenahta arz-ı endam eyleyen haşmetmeaplar, bu çetrefil meselede -ne yazık ki- çoğu zaman sınıfta kalmaktadırlar.

 

Sol’un açmazı hem tek fırka (party) uzantısı bürokrasi ile işbirliği yapmak hem de olumsuz bir durum karşısında “nerde bu devlet, nerde benim pijamalarım” terâneleri ile devlete eleştiri yöneltmek olarak kendisini gösterir. Oysa sivil ve askerî bürokrasi ile dirsek temasını sürdürmek yerine; sine-i millete giderek, milletle kol kola girse hem demokrasimiz arızalarından kurtulacak hem de Sol’un, Türk halkının teveccühünü kazanması kolaylaşacaktır.

 

Sağ’ın açmazına gelince; “devlete zeval gelmesin” kaygısıyla bürokrasinin her türlü hatasına göz yummak, sineye çekmek vaka-yı âdîyedendir. Hatta ‘devlet’ söz konusu ise müsamaha bile gösterilir. Misâl terörle mücadele sırasında vuku bulmuş bir insan hakları ihlâli bile hoş görülebilir. 12 Eylül’ü bile sineye çektikten sonra!..

 

Türk Solu’nun nihaî hedefi Sosyalizm, nihayetinde de Komünizmdir denilebilir. Türk Solu bu noktada tam anlamıyla bir idrâk şaşılığı; günümüzdeki ifâdesiyle akıl şaşılığı, şaşkınlığı içerisindedir. Öyle ya Sovyetler’deki düzen (systeam) bal gibi Rus Faşizmidir; Çinlilerin, diğer halklara (Uygurlar, Moğollar, Tibetliler, Mançuryalılar…) revâ gördüğü baskı, zulüm ve katliamlar da ha kezâ. Dolayısıyla halkların kardeşliği masalı, kafaları marihuana ile tütsülenmiş insanların yaşadığı Küba gibi üçüncü dünya ülkelerinde belki bir anlam ifâde edebilir. Lâkin şanlı geçmişi 7 bin yılı sözlü, 4 bin yılı yazılı kaynaklarla da sabit olan; dahası parlak bir medeniyete, köklü bir kültüre sahip olan büyük Türk milleti için gülünç kaçacağı aşikârdır. Kaçmıştır da!..

 

Türk Sağı’nın uç isimlerinden olan Mustafa Çalık, Sağ’ın demokrasiyi geç benimsemesinin nedenleri arasında pederşahî aile geleneğini de sayar. Bu tespitte haklılık payının olduğu muhakkaktır. Yalnız İslâm öncesi dönemde beylerin birleşip, hanları; hanların birleşip, hakanları seçtiği de unutulmamalıdır. Dahası devlet yönetimi dâhil, her türlü toplumsal iş ve işleyişi bir kurala bağlayan töre olgusu da göz ardı edilmemelidir.

 

Türkiye’de, devlet bürokrasisini elinde bulunduran zümre, bu iktidarı kaybetmemek için temel hak ve hürriyetleri bile yeri geldiğinde askıya alabilmektedir. Misal 1960’da askerî ve sivil bürokrasinin elbirliği ile millî iradeye yaptığı darbe bunlardan sadece biri hatta en çarpıcı olanıdır. İdamların da etkisiyle siyasîlerin yüreğine çöken korku havası -onlarca yıl geçmesine rağmen- bir türlü dağılmamış; bu menfi durum, iktidara gelen siyasî fırkaların muktedir olamamalarının en büyük etkenlerinden (âmil, factor) biri olmuştur.

 

Haddizatında siyaset, iyi kurgulanmış bir dildir. Siyasetçi, Mevlâna’nın “Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol.” sözünü destur bilerek halka yaklaşmalıdır. Aksi takdirde önce halkı aldatır, sonra da kendisini… Çünkü önce bürokrasinin oyuncağı olur, sonra da nefsinin. Cemil Meriç’in dediği gibi “Çıkar konuşunca, vicdan susar.” Ve yine Cemil Meriç’in dediği gibi: “Aydınların aydınlatamadığı halkı, soytarılar aldatır." Son tahlilde de “Din, elden gidiyor!” diyenler, “Ülke, nereye gidiyor?” diyenler, sifon çekenler, mum dikenler meydanları doldururlar. Böyle zamanlarda kuru kalabalıkları dolduruşa getirmek de, dolmuşa bindirmek de kolay olur. Velhâsıl güzel ülkemize yazık olur. Yeri gelmişken, kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’in niçin “Oku!” emriyle başladığını hiç düşündünüz mü?

 

Bürokrasi devlet değildir cancağızlar. Haliyle Solcular gibi, Don Kişot’luk yapmaya da; Sağcılar gibi, evliyalık payesi dağıtmaya da lüzum yoktur. Bürokratlar, milletin -sadece ve sadece- hizmetkârlarıdırlar. Aslî görevleri de millete hizmet etmektir!.. Döve döve, söve söve değil; seve seve!..

 

Aziz Dolu Atabey

Serik-03.01.2014 Cuma



Bu yazı 208 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 16 Temmuz 2017 Ömer Halisdemir
    • 5 Temmuz 2017 Musul; Nureddin Zengi'nin Yadig
    • 23 Mayıs 2017 Ra, Rab, Tanrı ve Türkler
    • 7 Mart 2017 Türkiyeyi Ve Dünyayı Anlamak
    • 14 Ocak 2017 Rainadan, Radikalizme
    • 1 Ocak 2017 İslam, İslamcılar ve Anarşizm
    • 22 Aralık 2016 Kurt Ulur, Vatan Kurtulur
    • 7 Aralık 2016 Şangay Bilmem Ne Kaçlısı
    • 20 Kasım 2016 Başkanlık Tartışmaları
    • 20 Kasım 2016 Fıratın İki Yakasını Bir Araya Getirmek
    • 7 Ekim 2016 Bir Meşrep Olarak Alevilik
    • 22 Eylül 2016 Piruz Dilenci; Güney Azerbaycanın Özgürlük Ateşini Harlayan Adam
    • 11 Eylül 2016 Bu da oldu; Atatürkün resmine sansür
    • 31 Ağustos 2016 Yüksekova İl Olmalı
    • 18 Ağustos 2016 Yapılandırma Ayarlarına Dönüş
    • 8 Temmuz 2016 Atatürk Türkiyesinden, Humeyninin İranına
    • 2 Temmuz 2016 Akıl ile vicdanın hasbıhali
    • 2 Temmuz 2016 Almanların Maskarası, Çerkezlerin Yüzkarası
    • 29 Mayıs 2016 Bir, Üç, Beş
    • 23 Mayıs 2016 Otizmliler, ille de AKP diyormuş

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,398 µs