En Sıcak Konular

Nurullah Aydın

Zulmetten Aydınlığa
Nurullah Aydın
30 Kasım 2013

Hakk'a Değil GüceTapınmak



Toplumlarda yöneten ve yönetilenler vardır.

Yönetenler kim olacak, nasıl olacak sorusu yüzyıllar boyunca insanların temel sorunu olmuştur.

Büyük oyunlar oynanır. Yıprananların yerine yeni bir siyasi figür ortaya çıkarılır.
 
Rakibi hedef alan asılsız iddialar, suizana dayanan isnatlar ve insanın kanını donduran iftiraları içeren propaganda faaliyeti işlemeye başlar.
 
Taraftarlar; konuşmalarında, yazılarında, ara sıra öven tavırlarla tam bir riyakârlık örneği sergilerler. Desteklediklerini büyük bir şevkle ve zevkle takdim ederler.
 
Yeni siyasi figürün hareket alanı sınırlıdır.
Belirlenen projenin gereğini yapmaya odaklanırlar.
Perde gerisindeki güç odakları ne diyorsa onu yaparlar.
 
Perde gerisindeki güç odaklarına neyin sözünü vermişlerse onu yerine getirirler.
Sonra emir verenler emir alanların ümüğünü sıkar. İstediği zaman gevşetir, istediği zaman sıkar.
 
Sloganlarla, kitleleri uyuşturma sürecine yönelirler.
Ülkenin birçok meselesi çözüm beklerken, fırsat fırsattır diyerek yoksulluk, yolsuzluk, yozlaşma ve yasaklar yeni iktidarın karakteri haline gelir.
 
Halkın iktidardan beklentileri karşılanmaz, iktidar çevresinde, yanında olan yandaş olan kim varsa nemalandırılır. Mutlu olan rant peşinde koşan yandaşlar olur, yeni bir zengin sınıf türer.
 
Emir alanlar; kuldur, hak’kın kulluğu yerine liderin kulluğunu seçerler, ona toz kondurmazlar.
 
Bazıları;  kuvvete ve güce inanır. Dünya’ya Hak değil kuvvet hâkimdir, düşüncesindedir. İktidar olunduğunda istediklerini yapacak ve kuvvet istemini uygulayacaklardır.
Bazıları; Hak’ka inanır. Hak’kın ergeç gerçekleşeceği düşüncesindedir. Kuvvete güce dayalı bu oyun ve davranış, hem İslamiyet’i hem de açıkça Hak’kı inkardır.
 
İnsanlar; kötü ve iyi insan diye ikiye ayrılır. İyi olan nedir kötü olan nedir?
İnsanlar içinde; iyi olmaya, iyi olanı savunmaya inandık diyenler vardır. Oysa onlar inanmış değildirler. Onlar inanmış kimseleri kandırırlar. Oysa onlar kendilerinden başka kimseyi kandıramazlar.
 
İnsan gerçekten iyi olduğuna, iyi olanı savunmaya inanıyorsa, insanları kandırmak için uğraşmaz, inanmıyorsa yine kandırmaya kalkışmaz.
 
İnsanlığın başına gelen kötülüklerin asıl sebebi ve kaynağı; samimi olan insanca ve hakça yaşamak isteyen inanmış olan kimseleri kandırmak, iyi insanları ve inananları istismar etmektir. Sonunda da zararını hep birlikte görürler.
 
Hak’ka değil güce inananlar; açıkça hak’kı inkâra kalkışmak, inanmadığı halde insanları aldatmak için bilgiçlik taslamak, yani münafıklık yapmak, inanmış kimseleri istismar edip kullanmak yolunu seçerler.
 
Kendilerine güven duyulmasını sağlamak, kendilerine inandırmak için ise; onlar, iz’an ve insaf ölçülerine asla sığmayan sebepsiz ve mesnetsiz iftiraları sergilerler.
 
Onlar başkalarını suçlamada sınır tanımazlar, sakınmazlar, sıkılmazlar.
 
Dünya’yı sömürme ve sindirme kıskacına alan güç odakların kuşatması nasıl kırılacak?
 
Nasıl teşkilatlanıp organize olunacağını, huzura ve kurtuluşa nasıl kavuşulacağını ve bunların yapılması için neler yapılması gerektiği konusunda, insanlık tarihi bir tecrübe birikimidir.
 
Günün Sözü: Gerçeği anlamak ve doğruyu savunmak, erdemli ve kararlı insanların temel özelliğidir.



Bu yazı 212 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Ekim 2018 İKTİDAR SAVAŞI VE PROPAGANDA
    • 9 Ekim 2018 SİYASAL/EKONOMİK ŞEKİLLENDİRME
    • 1 Ekim 2018 ABD-NATO VE TÜRKİYE
    • 4 Aralık 2017 ÖVÜLENLER, ELEŞTİRENLER, SUÇLANANLAR KİM NE?
    • 29 Ağustos 2017 Mikrodalga ile Beyin Kontrolü
    • 21 Ağustos 2017 Kimler Neleri Tartışıyor
    • 14 Ağustos 2017 Egemenlik Duygusu Stratejik Aldatma ve Yanıltma
    • 7 Ağustos 2017 Sinsi Hainler ve Robotlaştırılanlar
    • 31 Temmuz 2017 Mürteciler Yobazlık ve Kimlik Parçalanması
    • 24 Temmuz 2017 Sapkın İslamcı araplarçıların Çığırtkanlığı
    • 17 Temmuz 2017 Ders Almasını Bilmek
    • 10 Temmuz 2017 Güveni İstismar Edenler
    • 3 Temmuz 2017 Kirletilen Solan Adalet
    • 29 Haziran 2017 Küresel Odaklar ve Türkiye
    • 19 Haziran 2017 Çığırtkanlar Güven ve Umut
    • 12 Haziran 2017 Yalan Rüzgarı, Kin, Nefret Fırtınası
    • 5 Haziran 2017 Vahhabi Selefi Haşhaşiler Zihniyeti ve Türkiye
    • 29 Mayıs 2017 Bilgi Algı Medya Hukuk
    • 22 Mayıs 2017 Duyarlı Olmak Ama Neden Nelere?
    • 15 Mayıs 2017 Kuklalar Görevliler ve Karar Vericiler

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    11,881 µs