En Sıcak Konular

Nurullah Aydın

Zulmetten Aydınlığa
Nurullah Aydın
2 Eylül 2013

Şeytanın Dostları Kan İstiyor



Yüzyıllarca barışın, adaletin, kardeşliğin, huzurun ve güvenin merkezi olan Türkiye; tarihi rolünü bırakmış, şeytanın dostlarının karanlık, kirli senaryosunda.
 
İslamcılık adına; kardeşi kardeşe düşüren fitne tohumlarının atıldığı, kan içici sahte İslamcı teröristlerin barındırıldığı eğitildiği, fitne, husumet ölüm, yıkım teşvikçiliği sürdürülüyor. Siyasetçisi ile gazetecisi ile akademisyeni ile şeytanın emrinde zehir kusuyorlar.
 
ABD-İngiltere Fransa şer üçgeni; doyamadıkları Müslüman kanını, ne yazık ki devşirdikleri münafık ve fasık İslamcı işbirlikçilerle bir kez daha Suriye’de dökmeye kararlılar.
 
Haçlı-İslamcı ittifak; zehirlerini kusuyorlar, ölüm yıkım istiyorlar.
Irak; Türkiye’deki üsler kullanılarak işgal edildi, yakıldı, yıkıldı. Petrol şer güçlerin eline geçti ama kardeş katliamları devam ediyor. Etnik, mezhep bölünme ile birlik parçalandı.
Libya katliam yıkım kaos planı yapıldı, uygulandı. Libya’da, petrol şer güçlerin eline geçti ama kardeş katliamları devam ediyor!
 
Şimdi de şeytanın dostları; ölüm ve yıkım için Suriye’de kan dökmeye çabalıyorlar.
Ne kadar kan içici vampir varsa sırıtarak Suriye’ye müdahaleyi savunuyorlar.
Gerçek dostları şeytan ise çıkardığı yeni fitne ile sevinçlidir muhakkak.
 
Olanlar; tarih bilgisinden mahrum, zihniyeti bozuk tiplerin hezeyanı değil de nedir ki?
 
Petrol kaynakları batılıların eline geçmiş, kardeş kardeşi öldürmüş, kentler yakılıp yıkılmış, hala utanmadan demokrasiden, insan haklarından bahsediyorlar. Bu ne pişkinlik.
 
Vahşi kan içicilerinin ajanlığını yapanlar, Müslüman mı?
 
Ne zaman ki; İngiliz-Fransız fitne tohumları ekildi, Osmanlı hakimiyetini kaybetti. Bölge, kan, savaş, yıkım bölgesi haline geldi.
 
Bugün işbirlikçi gurüh, bölgede kan dökülmesinde rol alıyor. Yazık hem de çok yazık.
 
Afganistan, Irak, Sudan, Yemen, Mısır ve Libya’nın yaşadığı acı, Suriye’de yaşatılıyor.
Yaptıklarının kan, gözyaşı, yıkım demek olduğunu sinsice ve haince çok iyi biliyorlar.
 
Bölgede yaratılan kaos devam edecek. Kaos aşamasında son ülke Türkiye’dir.
 
Suriye; dünyanın en huzurlu, en hoşgörülü ülkelerinden biriydi. Etnik kimliklere, dinlere ve mezheplere özgürlük, orada örnekti. Şimdi ise birbirlerini katlediyorlar.
 
Suriye ile ortak bir tarihi, ortak bir kültürü paylaşıyor, aynı coğrafyada birlikte yaşıyoruz. 
 
Bugünkü dünyayı; şerrin ve her türlü insanlık dışı yaşamın sembolü olan şeytan yönetiyor.
Şeytan; dünyayı kitlelerin başına geçirdiği piyonlarıyla yönetir. Onlar riyakar ve takıyyecidir.
 
Şeytanın dünyayı yönetme icraatında gücün başını etki noktalarında oturan şeytani kurmaylar çekiyor. Bunlar, şeytanın işbirlikçileridir.                                                                      
 
Yine bunlara bağlı, bunların piyonu ve hizmetçisi olarak iş gören taşeron şeytan uşakları var.
Bunlar ise despot riyakarlardır. Güç para sahibi olanlar için İslam, haçlı kurmayların onayladığı kadarıyla dindir. İslam dünyası haçlı ve takkeli şeytani gücün etkisi altındadır.
 
İslam dünyası; bu coğrafyayı kan denizine çeviren bu senaryodan nasıl kurtulacaktır?
Müslümanlar şeytanın dostluğunu bırakıp Allah’ın dostluğuna yönelmedikçe İslam dünyasındaki kaos bitmeyecektir.
 
İnsan isek; Akıl bilim öncülüğünde, din, dil, ırk, cinsiyet ayrımı gözetmeksizin Türkiye’de, bölgede, Dünya’da barışı, savunmak ve korumak zorundayız.

Günün Sözü: İnsanların en aşağılığı haksızlıkla insanları katledenlerdir.

 



Bu yazı 548 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Ekim 2018 İKTİDAR SAVAŞI VE PROPAGANDA
    • 9 Ekim 2018 SİYASAL/EKONOMİK ŞEKİLLENDİRME
    • 1 Ekim 2018 ABD-NATO VE TÜRKİYE
    • 4 Aralık 2017 ÖVÜLENLER, ELEŞTİRENLER, SUÇLANANLAR KİM NE?
    • 29 Ağustos 2017 Mikrodalga ile Beyin Kontrolü
    • 21 Ağustos 2017 Kimler Neleri Tartışıyor
    • 14 Ağustos 2017 Egemenlik Duygusu Stratejik Aldatma ve Yanıltma
    • 7 Ağustos 2017 Sinsi Hainler ve Robotlaştırılanlar
    • 31 Temmuz 2017 Mürteciler Yobazlık ve Kimlik Parçalanması
    • 24 Temmuz 2017 Sapkın İslamcı araplarçıların Çığırtkanlığı
    • 17 Temmuz 2017 Ders Almasını Bilmek
    • 10 Temmuz 2017 Güveni İstismar Edenler
    • 3 Temmuz 2017 Kirletilen Solan Adalet
    • 29 Haziran 2017 Küresel Odaklar ve Türkiye
    • 19 Haziran 2017 Çığırtkanlar Güven ve Umut
    • 12 Haziran 2017 Yalan Rüzgarı, Kin, Nefret Fırtınası
    • 5 Haziran 2017 Vahhabi Selefi Haşhaşiler Zihniyeti ve Türkiye
    • 29 Mayıs 2017 Bilgi Algı Medya Hukuk
    • 22 Mayıs 2017 Duyarlı Olmak Ama Neden Nelere?
    • 15 Mayıs 2017 Kuklalar Görevliler ve Karar Vericiler

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    9,726 µs