En Sıcak Konular

Nuri Gürgür
Konuk Yazar - turkocagi.org.tr
Nuri Gürgür
30 Ekim 2012

Türkiye Devleti Ölüm Oruçlarıyla Diz Çökmeye Zorlanıyor



PKK VE KCK’lı mahkumlar kırk gün kadar önce, bazı siyasal-örgütsel taleplerinin yerine getirilmesi amacıyla açlık grevi başlattılar. Üç istek öne sürüyorlar:

Abdullah Öcalan’a uygulanan tecrit kaldırılsın,
Okullarda Kürtçe eğitimin yapılması kabul edilsin,
Yargılamalar sırasında Kürtçe ifade verilmesi, savunma yapılmasına imkân tanınsın.
Aslında bu isteklerden üçüncüsü AKP kongresinde sunulan 23 maddelik reformlar listesinin içerisinde yer alıyor. Ancak anlaşılan örgüt diğer iki isteğiyle birlikte bunu da dile getirmek suretiyle bu yöndeki bir hükümet kararını kendi başarısı olarak sunmak istiyor.

Aslında bu taleplerin tamamı yıllardan beri PKK ve siyasal uzantıları tarafından her vesileyle öne sürülüyor. Demokratik özerklik adıyla açıklanan ve devlet içinde devlet inşasını amaçlayan projenin başlıca esaslarını bunlar oluşturuyor.

Açlık grevi eyleminin terör örgütünün merkezi yönetimi tarafından özenle hazırlanıp uygulamaya koyulduğu açıkça ortada. Büyük iddialarla geçen yılın yaz başlarında ilan ettikleri ve bu yıl bütün güçleriyle yürütmeye çalıştıkları “devrimci halk savaşı” nın ne sonuç verdiğini herkes görüyor. Son açıklanan rakamlara göre 9 ayda 1000’e yakın PKK’lı öldürüldü; 100’den fazlası teslim oldu. Bu arada yaralı ve ölü olarak alıp götürdükleri bu rakamlara yansımıyor.

Terör örgütünün kış yaklaşırken çıkmazda olduğu anlaşılıyor. Suriye’deki gelişmelere paralel olarak, bölgede halk ayaklanması yaratmak planları da tutmadı. Çaresizlik içinde okullara saldırıp yakıyorlar; ama bu eylemler kendilerinin ve yandaşlarının dışında, herkesin tepkisini topluyor. Bu saldırılarıyla gerçek yüzlerini bir kere daha ortaya koyuyorlar. Çocuklarının okumasını isteyen ve örgütün okulları boykot çağrısına uymayan bölge halkı PKK’lıların öğretmenleri kaçırmalarına, taciz etmelerine, bu girişimleriyle eğitimi durdurmaya çalışmalarına, korku nedeniyle tepkisini açıkça dillendirmese bile yapılanlara rıza göstermiyor.

İstediklerini Türkiye Devleti’ne “devrimci halk savaşı” adını verdikleri terör saldırılarıyla kabul ettiremeyen PKK’lılar şimdi konuya uluslararası boyut kazandırmak, mağdur ve ezilen bir topluluk görünümü sağlamak için cezaevlerini devreye sokuyor.

PKK’nın ne kadar acımasız ve gaddar olduğunu, en ufak bir kazanım için elemanlarını fütursuzca ölüme saldıklarını, bu tarz eylemlerini kendilerince yüceltilen amaçlarına ulaşmak üzere yapılan fedakârlıklar şeklinde izah edip meşru göstermeye çalıştıklarını yıllardır gözlemliyoruz. Varlığını kan üzerinden politika yürüterek oluşturan PKK, bu defa gündeme soktuğu açlık grevi yöntemiyle psikolojisinin, ruh sefaletinin tipik bir örneğini sergiliyor. Açlık grevinde ne kadar çok sayıda insan ölürse, bunu başarı sayacaklar. Ölümler çoğaldıkça olayı olabildiğince yüksek sesle dillendirip kamuoyunun dikkatini çekmek üzere kullanacaklar. 
Ölümlerden medet uman bu insanlık dışı, vicdansızca yöntemin etkili olması ve diledikleri sonuca ulaşabilmesi için doğal olarak propaganda mekanizmasını çok yönlü kullanmaları gerekiyor. Her zaman ki gibi bu hususu ayrıntılı olarak hesapladıkları görülüyor.

PKK, taktik gereği sözcülerini konuşturmaktan çok, yandaşlarını vakit geçirmeden devreye sokmaya çalışıyor. Nitekim her vesileyle örgütün paralelinde tavır sergileyen İnsan Hakları Derneği, Türk Tabipler Birliği gibi kuruluşlar art arda açıklamalar yapıyorlar. Keza PKK’nın her girişimine tuzu kapıp koşuşturan ve kendilerini aydın olarak tanımlayan bildik isimler de bildiriler yayınlayarak devreye girmekte gecikmiyorlar. Radikal, Taraf, Birgün gibi mahut varakpareler başta olmak üzere, bazı tirajlı gazetelerdeki sempatizan muhabir ve kalemler de haberleriyle ve yorumlarıyla malum koroya katılıyorlar.

30 yıldır izahını yapamadığım bir husus var; basının uzun yıllar en ağır topu konumunda olan, bir ara birkaç gazeteye ve televizyona hükmeden Aydın Doğan, klasik Leninci komünistlerin, sol sosyalistlerin ve başta PKK olmak üzere, Kürtçü fraksiyonların sözcülüğünü yapan, tirajı 20 binlerde sürünen bir gazeteye nasıl oluyor da oluk gibi para akıtarak yaşamasını sağlıyor. Eşiyle birlikte hacca gidecek kadar inanç sahibi olduğu görünen bir insan, ideolojik yapıları, zihniyetleri ortada olan, bunları militanca sergilemekte sakınca görmeyen insanları neden yıllardır besleyip durur? Milli, manevi ve muhafazakâr herhangi bir yayına kuruşu nasip olmayan bu zatın taksiratı, vebali bir hac vesilesiyle zayi olabilir mi? 
PKK’nın yurt dışındaki uzantıları Batı Avrupa’da oluşturdukları diaspora üzerinden sağladıkları bağlantılarla işlevlerini yapmak üzere şimdiden girişimler başlattılar.

PKK terörünü görmezlikten gelen, tam tersine bunu bir halkın kurtuluş mücadelesi olarak haklı sayan kuruluşlar harekete geçtiler. PKK’ya her zaman hoşgörüyle bakan, sık sık destek veren Uluslararası Af Örgütü’nün güdümündeki Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi’nin (CPT) 01 Kasım’da Strazburg’da yapılacak genel kurul toplantısında, konunun ele alınacağı açıklandı. CPT’nin Türk üyesi Prof. Yakın Ertürk, Türkiye’den alınan haberlerin kaygı verici olduğunu ifade ederken, söz konusu toplantıdan çıkacak kararın ne mahiyette olacağının ilk işaretini vermiş oldu. Birkaç gün içerisinde örgütün güdümünde olan bazı Avrupalı parlamenterlerin, gazetecilerin, sivil toplum temsilcilerinin peş peşe Türkiye’ye gelmelerini bekleyebiliriz.

PKK içeride ve dışarıda oluşturduğu bu koro vasıtasıyla, silahla elde edemediği taleplerini açlık grevi ve muhtemel ölümlerle gerçekleştirmek için önümüzdeki günlerde çabalarını daha da yoğunlaştıracaktır. Türkiye’nin en büyük talihsizliği medya başta olmak üzere, propaganda araçlarının zihniyet ve ideojileri bilinen kesimlerin kontrolünde olmasıdır. Bu yüzden en kritik konularda bile medyadan genellikle aynı tonda ve belli eğilimde seslerden başkası işitilmiyor. Dünyada örneği az görünen bu dezenformasyon çabalarının etkisiyle hükümet, devletin PKK’ya diz çöküp yenilgiyi kabul ettiği anlamına gelecek yanlış bir adım atmamalıdır. Bu yanlışın telafisi olmaz, Balkan faciasının 100.ncü yılına girilirken tarihimize kapkara bir sayfa olarak geçer, yeni bir facia olarak yer alır.

Kaynak: http://www.turkocagi.org.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=4393


Bu yazı 387 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 19 Mart 2019 2019 Zor Bir Yıl Olacak
    • 9 Mart 2019 Marmara Depremi- Pusudaki Büyük Tehlike
    • 1 Mart 2019 9 Mart Olayı ve 12 Mart Müdahalesi- Darbeye Karşı Darbe
    • 14 Şubat 2019 Ozan Arif Çağımızın Dede Korkut'u Hakk'a Yürüdü
    • 25 Ocak 2019 12 Eylül Zulümlerinin Baş Mimarı Nurettin SOYER
    • 5 Kasım 2016 Sorunlarımızın Temel Nedeni: Kaliteli Eğitim Ve Hukuk Devleti Zafiyeti
    • 27 Eylül 2016 Sorunlarımızın Temeli; Eğitim Meselesi
    • 20 Temmuz 2016 Menfur Darbe Girişimi ve Sonrası
    • 12 Şubat 2016 PKK Terörü-Etnik Fitne Ve Terörle Mücadele Eylem Plnı Bağlamında Yüz Yıl Sonra Yeniden Beka Güvenlik Ve Bütünlük
    • 1 Ocak 2016 Özyönetim Bildirgesi Yahut Ayrılış Manifestosu
    • 7 Aralık 2015 Rusya Krizinin Düşündürdükleri
    • 22 Kasım 2015 Emperyalizm-Oryantalizm Ve IŞİD - İnsanlığın Ortak Sorunları
    • 20 Ağustos 2015 Erken Seçim Neyi Değiştirecek?
    • 10 Temmuz 2015 Türkiyenin Sorunları Karşısında Erken Bir Seçim Çözüm Olabilir Mi?
    • 22 Nisan 2015 Bugünkü Eğitim Kalitesiyle Az Gelişmişlik Çemberini Kıramayız
    • 15 Şubat 2015 Başkanlık Sistemi Tartışmalarının Işığı Altında Otoriterleşme Eğilimi Ve Hukuk Devleti Sorunu
    • 15 Ocak 2015 Müslümanlar Kendilerini Şimdi Değilse Ne Zaman Sorgulayacaklar?
    • 1 Aralık 2014 Dersim Konusu Siyasete Malzeme Yapıldıkça Fitneye Kapı Açılmış Oluyor
    • 14 Ekim 2014 Tarihi Bir Tuzakla Karşı Karşıyayız
    • 26 Ağustos 2014 Her Toplum Layık Olduğu Şekilde Yönetilir

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    12,312 µs