En Sıcak Konular

Aziz Dolu

Atabey
Aziz Dolu
18 Ekim 2012

Yüksekovalı Yıllar



Bir zamanlar Türkiye-İran sınırında, yeni moda söylemle (tabir) 'sınıra sıfır kilometre'de bulunan, Yüksekova’ya bağlı Esendere Beldesi’nde görev yapmıştım. Belde dedimse, köyden bozma bir yerdi hâliyle. Nüfus sayımı sırasında, bırakın Yüksekova’yı, Van’ı; İran’ın Urmiye ve Tebriz gibi şehirlerinden bile ek otobüs seferleri düzenleyerek belde olduklarını köy sakinleri anlatmışlardı. Neyse uzatmayalım. O yıllarda, Adı Ercan mıydı, Şirvan mı; şimdi hatırlayamadığım ama lâkabı hafızamda yer etmiş olan bir gençle karşılaşmıştım. Herkes, ona 'Cırto' diyordu.

Cırto, az buçuk ilk ve ortayı bitirmiş, serde serserilik ağır basınca da öğrenimi (tahsil) boşlamış biriydi. Köyde nüfuzlu ailelerin çevresinde dolanır, onların ayak işlerini filân görürdü. Dahası okuldaki öğrenciler arasında sıkça görülen aşiret kavgalarında bile taraf olur, çanağını yaladığı ailenin çocukları adına bir nevi fedailik (Batılıların söylemi ile gorillik...) yapardı. Hatta bir defasında, okulun altıncı veya yedinci sınıfına giden bir öğrenciyi tekme-tokat döverken, elinden zor almıştım. Diğer zamanlarda kaçak mazot, benzin vs... İran sınırına sıfır kilometredeki Esendere’de, odun-kömür ihalesi yapacak değil ya... Anlayacağınız, 'iş yok, güç yok' sözünün gırtlaklarda düğüm olduğu o yörede barınabilmek için ya bir aşirete kapılanacaktı ya da PKK (pekaka)’ya katılacaktı! O da birinci yolu seçmişti.

Sınıra sıfır kilometre muhabbetlerinin sıkça dillendirildiği şu günlerde, Cırto’dan bahsetmemin hikmetli sebebine gelince, Ozan Arif’in bile, dayanamayıp, “Vatan vatan diyorlar, vatan vatan da; Esrar satan da var, karı satan da .” diye feryat etmesine sebep olan bir yaraya parmak basmaktır muradım. Düşünün bir kere, bugün ülkemizin içinde bulunduğu kargaşa (kaos) ortamının, biraz iktisattan (ekonomi); biraz adaletsizlikten; biraz eğitimsizlikten; biraz da maneviyatsızlıktan kaynaklandığı ayan beyan (apaçık) ortada değil midir? Bugün PKK (Kürdistan İşçi Partisi=Partiya Kalkaren Kurdiya) sorunu ile ilgili bir değerlendirme yapacaksanız, ibadetten bile önce gelen rızkı dikkate almak zorundasınız. Zira daha düne kadar yöre halkı, geçimini hayvancılık yaparak sağlarken, bugün, terör korkusu; canlı hayvan ve et ürünleri ithalâtında aymazlığa varan uygulamalar… diye giden sebeplerden dolayı açlık sınırının çok çok altında yaşamak zorunda kalmıştır. Hatta bölgede bulunduğum sıralarda, bizzat yöre halkının dile getirdiği bir gerçek vardır ki, kanınızı donduracak cinstendir. PKK’nın, yoksul ailelerden para karşılığı çocuk satın aldığı; kendisine destek vermeyen ailelerin çocuklarını rehin alarak, onlara karşı koz olarak kullandığı türünden duyumlar yöre halkının çaresizliğini gözler önüne serecektir sanırım. Aksi takdirde 'havanda su dövmeyi' milliyetçilik sananlardan olursunuz.

Düşünün bir kere, Türk tarihinin hiçbir döneminde olmayan bir şey oluyor ve Amerikalıların “Bizim çocuklar!” dediği birileri çıkıp, yöresel lehçeleri yasaklıyor. Bununla da kalınmıyor, nerede bir sürgün yiyen devlet memuru varsa -ki bunların ekseriyetle devletle sorunlu kişiler olmaları da cabası- yöreye gönderiliyor. Yurdumun insanına okuma-yazma bilmesinin bile çok görülmesi; yüzde doksan dokuzu Müslüman iken, dini değerlerinden koparılmaya çalışılması da cabası... Şimdi size bir soru: “Kafalarınız zonklamaya başladı mı?” Başladı ise hep birlikte haykıralım: Türk-Kürt kardeştir; Ayrım yapan kalleştir! Bu haykırışınızda samimi iseniz “Heval dıji işareta bozkurde bıde!” de diyebilirsiniz. Çünkü yüzyıl öncesine kadar -başta Rus ve İngiliz kaynakları olmak üzere- Batıda yayımlanan kaynaklar Kürtleri (Gurmanç-Kurmanç) Orta Asya’dan göç etmiş, Turanî bir topluluk olarak kabul ediyordu. Misal İngilizlerin meşhur ansiklopedisinin 1910’larda basılıp yayımlanan sayısı bunlardan sadece biridir. Ne zaman ki, Batılı bilginlerin (âlim) dimağları neft (petrol) ile kirlenmiştir; Kürtler, Doğuya yönelik sömürgeciliğin bir nevi adı olan Oryantalizmin elinde bir maşa; bir ne idüğü belirsiz topluluk durumuna sokulmaya çalışılmıştır. Yine -Radlof gibi namuslu birkaç fikir adamı hariç- Rusların, Türkistan kaynaklı kaygıları da tarih ve toplumbilimine (sosyoloji) sürülmüş bir leke olarak kalmıştır. Bu konuda güvenilir kaynak arayanların Eşref-i Bitlisî’nin, Şerefname’sini; Prof. Dr. Abdülhaluk Çay’ın, Kürt Dosyası’nı; Prof. Dr. Fahrettin Kırzioğlu’nun, Kürtlerin Türklüğü’nü; Prof. Dr. Orhan Türkdoğan’ın, Güneydoğu Kimliği’ni okumaları elzemdir. En azından gazeteci-yazar Raif Karadağ’ın -şehit edilmesine de sebep olan- kitabı ‘Petrol Fırtınası’ ile Prof. Dr. Mim Kemal Öke’nin Musul ve Kerkük üzerine kaleme alınmış eserlerini okumadan Ortadoğu üzerine fikir yürütmek, olsa olsa havanda su dövmek olacaktır.

Başkalarının arka bahçesi olma sevdasına düşen, başkalarının çanağını yalayan -ha PKK olmuş ha Barzani hiç fark etmez- kim olursa olsun sonunda lâyık olduğu yere dökülecektir. Bu, dün İzmir Körfezi idi yarın da Basra Körfezi olur. Arka bahçe olacağız derken, arka bahçeye dökülüverirler. Burada sorun, bunların dökülmesi değil sapla samanın karışabileceğine dair kaygının ağır basmasıdır. Yoksa Kandil’in yağının akıtılıvermesi işten bile değildir. Ordumuzun bünyesinde nice Cezzar Ahmetlerin, nice Gazi Osmanların, Mustafa Kemallerin olduğundan şüpheniz olmasın. Rahmetli Eşref Bitlis, Sayın Osman Pamukoğlu bunlardan sadece birkaçıdır. Zira bizim askerimiz, on üç asır öncesinden bir muştudur. “Ne güzel askerdir.” Ve biz 'ehl-i sünnet ve’l cemaat' olarak yolumuza devam edeceğiz. Bu muştunun, 'ya şehit, ya gazi' nişanesi olarak kıyamete kadar bizim göğsümüzde parıldayacağından ve Türklüğün amentüsü olacağından da emin olabilirsiniz. Hele siz meali elinize alıp, 'Maide Suresi'ni bir okuyuverin de... Gerisi lâf-ı güzaf olacaktır çünkü. Halvetimize Cırto ile başlamıştık ya… Haydi, yine onunla bitirelim. 'Cırto' ne demek, bilir misiniz dostlar? 'Kuş pisliği!..' Serik–08.12.2007

 

Aziz Dolu Atabey

http://azizdolu.blogcu.com/

http://www.facebook.com/groups/azizdolu/

 




Bu yazı 553 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 16 Temmuz 2017 Ömer Halisdemir
    • 5 Temmuz 2017 Musul; Nureddin Zengi'nin Yadig
    • 23 Mayıs 2017 Ra, Rab, Tanrı ve Türkler
    • 7 Mart 2017 Türkiyeyi Ve Dünyayı Anlamak
    • 14 Ocak 2017 Rainadan, Radikalizme
    • 1 Ocak 2017 İslam, İslamcılar ve Anarşizm
    • 22 Aralık 2016 Kurt Ulur, Vatan Kurtulur
    • 7 Aralık 2016 Şangay Bilmem Ne Kaçlısı
    • 20 Kasım 2016 Başkanlık Tartışmaları
    • 20 Kasım 2016 Fıratın İki Yakasını Bir Araya Getirmek
    • 7 Ekim 2016 Bir Meşrep Olarak Alevilik
    • 22 Eylül 2016 Piruz Dilenci; Güney Azerbaycanın Özgürlük Ateşini Harlayan Adam
    • 11 Eylül 2016 Bu da oldu; Atatürkün resmine sansür
    • 31 Ağustos 2016 Yüksekova İl Olmalı
    • 18 Ağustos 2016 Yapılandırma Ayarlarına Dönüş
    • 8 Temmuz 2016 Atatürk Türkiyesinden, Humeyninin İranına
    • 2 Temmuz 2016 Akıl ile vicdanın hasbıhali
    • 2 Temmuz 2016 Almanların Maskarası, Çerkezlerin Yüzkarası
    • 29 Mayıs 2016 Bir, Üç, Beş
    • 23 Mayıs 2016 Otizmliler, ille de AKP diyormuş

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,134 µs