En Sıcak Konular

Prof.Dr.Mustafa Erkal-Aydınlar Ocağı Genel Başkanı
Konuk Yazar-Aydınlarocagı.org
Prof.Dr.Mustafa Erkal-Aydınlar Ocağı Genel Başkanı
5 Haziran 2011

İleri Demokrasi



MHP’ye akla gelmeyecek tuzaklar kuruluyor ve oyunlar oynanıyor. Bütün bunlar “ileri demokrasi”nin bir gereği olsa gerek! Ancak derin devletlerin başaracağı bir kaset taarruzundan sonra, Diyarbakır mitingi öncesinde bazı MHP’lilerin gözaltına alındığı görülüyor. Amaç MHP’ye Diyarbakır’da miting yaptırmamak. Kürtleri değil; ama içeriden ve dışarıdan kumandalı Kürtçülüğü kullananlarla, bundan çıkar sağlayanlarla ülkücüleri karşı karşıya getirmek. Bu İçişleri Bakanlığını bir tasarrufu olduğuna göre demek ki niyet de budur.
Açılım maceralarıyla birbirine ötekileştirilmeye, soğutulmaya çalışılan insanlarımız şimdi de “haydi çatışın” komutu ile karşı karşıya. Ülkücü ile Kürtçü ırkçılar çatışacak ama malı birileri götürecek. Bir iki MHP ilçe başkanını kafaya almışlar ve istifa ettirmişler. Bunların gittikleri parti de belli.
Yargının da artık bağımsızlığından bahsedebilmek zorlaşmaktadır. Yürütmenin emrine girmiş bir yargı; iktidar partisinin temsilcisi haline gelen kamu görevlileri herhalde “ileri demokrasi”nin ilk belirtileri oluyor. YSK’nın on gün içinde fikir değiştirip Kürtçü ve ırkçı bazı eski siyasilerin önünü açtığını unutmadık. Kasetler konusunda yapılan müracaat da boş çıktı. YSK’ya bu ortamda neden ihtiyaç duyulur anlaşılamıyor. Seçmen kayıtlarını İçişleri Bakanlığına devretmişken YSK’nın görevlerini de aynı yere devretsek ne olur?!
MHP’ye oynanan ileri demokrasi oyunları aklı başında olan herkesi MHP’yi destekleme yöneltmektedir. MHP oylarının %17-18’i aşacağı iddiaları yaygındır. Diğer taraftan, seçmen sayısında görülen sekiz milyonluk artış açıklığa kavuşmuş değildir. Seçim öncesi bu kadar hile ve oyuna başvuran siyasi irade, seçimlerde ve sonrasında neler yapmaz ki? Şu halde, herkes demokrasinin mücahidi olmalı.
Genel seçimler öncesinde Ege Denizindeki Eşek ve Bulamaç Adalarının Yunanistan tarafından işgal edildiği milli hassasiyeti kalmış birkaç yayın organında yer alıyor. Siyasetçilerden buna tepki pek yok. Tam tersine ülkenin Dışişleri Bakanı Newyork Times’a verdiği demeçte Türkiye’nin sınırlarının yapay olduğundan bahsediyor. Demek ki Ege’de iki üç ada ve bir miktar kara parçasının Türkiye’den kopmuş olması önemli değil. Sorunları sıfırlamak için bu belki de gerekli.
Türkiye’nin en büyük talihsizliği Türk yerine Türkiyeliliği ileri süren “Türkiye sadece Türklerin değildir” diyebilen sözde devlet adamlarına sahip olabilmesidir. Şimdi de asimilasyonların bittiğinden bahsediyorlar. Ne Selçuklu, ne Osmanlı, ne de Cumhuriyet Türkiye’si eritmeye ihtiyaç duymamıştır. Tam tersine yönettiğimiz her coğrafyada o çağın çok ötesinde insan hakları ve hürriyetler tanıdık. Anadolu’da tersine işleyen bir eritme var. Bugün birçok Türkmen köyünde Türkçenin unutulmuş olması nasıl izah edilebilir? Tam tersine; milli kimliği ve ülkesinin çıkarlarıyla uğraşmayı demokratikleşme zanneden aydın maskaraları dün ve bugün egemenliğini sürdürüyor. Yurtdışında Türk ve Müslüman topluluklar üzerinde uygulanan çirkin eritme politikalarına neden karşı çıkılmaz da Türkiye içinde “asimilasyon” arayışlarına çıkılır? Bu iddiada bulunanlar eritme ile sosyal bütünleşme arasındaki farkı öğrensinler. Sosyal bütünleşme, kültürel bir etkileşimdir, kültürleştirmedir ve zora dayanmaz. Eritme ise, tamamen farklı kültürel değerlere sahip topluluklardan birinin diğerini zorla kendisine benzeştirme sürecidir. Bu süreç Anadolu’da işlemiş olsaydı; işbirlikçiler ve Türk’e karşı ırkçılık yapan gruplar bugün ortaya çıkabilir miydi?

Not: Büyük devlet adamı, KKTC kurucu Cumhurbaşkanı Sayın Rauf Denktaş’a geçmiş olsun der, en derin saygılarımızı sunarız.

 



Bu yazı 527 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 7 Şubat 2019 Türk Dünyasının Bazı Sorunları
    • 9 Ocak 2019 Ümmet Soslu Yeni Türkiye Oyunu
    • 21 Aralık 2015 Türklüğün Gururu Prof.Dr. Aziz Sancar
    • 24 Kasım 2015 Iğdır'da 42. Şura
    • 5 Eylül 2015 Psikolojik Savaş ve İstikrar
    • 14 Temmuz 2015 Koalisyon Mecburiyeti
    • 23 Nisan 2015 Seçim Öncesinin Gündemi
    • 9 Şubat 2015 Başkanlık Sistemi Tuzağı
    • 1 Aralık 2013 1920 Ve 1923 Ruhları
    • 4 Ağustos 2013 İleri Demokraside İlerlerken !
    • 12 Haziran 2013 Kosova ve Balkan Gerçeği
    • 30 Nisan 2013 Çözüm ve Barışın Arka Planı
    • 8 Nisan 2013 Çelişkiler Yumağı
    • 30 Mart 2013 Ters İşleyen Barış Süreci
    • 10 Mart 2013 Türke Karşı Irkçılık
    • 15 Ocak 2013 Teröre Ödül mü Veriliyor?
    • 2 Ekim 2012 Çelişkiler ve Olumsuzluklar
    • 12 Eylül 2012 AB'nin Amigolarına Ne Oldu?
    • 28 Ağustos 2012 Açılım Sevdası ve Terör
    • 14 Nisan 2012 12 Eylülün Örttüğü Sivil Darbeler

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,999 µs