En Sıcak Konular

Fuat Türker

Mücadele
Fuat Türker
18 Şubat 2011

Allah'ın Dinini Yayma Mücadelesi: Cihad



Cihad sözcüğü c-h-d kökünden türemiş, "bütün gücünü kullanma" anlamına gelen ve tek kelime olarak "mücadele" anlamında kullanılan Arapça bir kelimedir.


Cihad, Allah'ın dinini yayma mücadelesidir, tebliğdir. İnananların cihadı kendi nefisleri ve yeryüzündeki kötülüklerledir. Nefsindeki ve çevresindeki kötülüklerle mücadele eden mümin, kendisinde ve diğer insanlarda sevgi, saygı, şefkat, merhamet, barış, güven, adalet gibi değerlerin hakim olmasına vesile olur.


Toplumda yalnızca kendi yiyeceği, içeceği, evi, arabası, malı mülküyle ilgilenen insanlar çoğunluktadır. Aile kurmak, ev sahibi olmak, para kazanmak bu kişilerin hemen hepsinin en önemli amaçlarıdır. Toplumun büyük bir kesiminde bir başıboşluk hakimdir. Dünyanın dört yanında yaşanan zulüm, acı, haksızlık, açlık, ölüm bu kimseleri hiç ilgilendirmez. Öldürülen masum insanların, çöpten yiyecek arayan çocukların görüntülerinden etkilenmezler. Yalnızca kendilerini düşünür, kendileri için yaşarlar. Kuşkusuz insanların zorluk yaşadıkları böyle bir ortamda bencilce davranmak büyük vicdansızlıktır.


Bu yüzden amaçsız yaşayan kişilere ya da batıl görüşlerin takipçilerine, yaratılış amaçlarının ve Kur'an ahlakının anlatılması gereklidir. Bu, Allah'ın farz kıldığı bir ibadettir:



Bunlar, tevbe edenler, ibâdet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rükû' ve secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah'ın koyduğu sınırları hakkıyla koruyanlardır. Mü'minleri müjdele. (Tevbe Suresi, 112)



Kur'an'ın yukarıdaki ayette müjdelediği müminlerin niteliklerinden olan iyiliği emredip kötülükten alıkoymak, üstün bir ahlak özelliğidir. Kur'an ahlakında, insanın gerçek iyiyi ve kötüyü yalnızca kendisinin bilmesi ve yaşaması yeterli değildir. Müminler, diğer insanları da din ahlakını yaşamaya davet etmekle sorumludurlar. Kur'an, “Yoksa siz; Allah, içinizden cihad edenleri (sınayıp) ayırt etmeden ve yine sabredenleri (sınayıp) ayırt etmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?” (Al-i İmran Suresi, 142) ifadesiyle cihad etmenin, din ahlakını anlatmanın, insanı cennete kavuşturacak önemli bir ibadet olduğunu haber verir.


İslam’ın şartı 5 diyerek, yalnızca bu ibadetleri yerine getirip kendilerini yeterli gören çok sayıda insana rastlarız. Bu inanış nedeniyle birçok Müslüman din konusunda pasif bir yaşam sürer. Namazını kılan, evinde ailesiyle mutlu bir şekilde yaşayan, hacca da gitmişse cennet ehli olduğunu düşünen kesimde bu tarz bir Müslümanlık anlayışı yaygındır. Oysa Kur'an, kendilerini kurtuluşta zanneden bu kişilere, "Allah cihad edenleri (sınayıp) ayırt etmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?" (Ali İmran Suresi, 142) diye seslenir.


Yüce Allah, İslam’ı dünyaya hakim kılacağını vaad ederken bunun için mücadele etmemek, cehd etmemek büyük yanılgıdır. İnsanları yanlış olandan sakındırmak, doğruyu insanlara anlatmak, toplumdaki sapkın görüşlerle fikir mücadelesi yapmak, özellikle yaşadığımız dönemde her Müslüman'ın önemli sorumluluğudur. Bozgunculuk çıkaran, huzur ve düzeni bozan, barışı engelleyen, tüm dünyada şiddet, terör ve anarşiyi körükleyen fitnenin asıl beyninin yok edilmesi gereklidir.


Allah Kur'an'daki, "Halkı, ıslah eden kimseler iken, senin Rabbin o ülkeleri zulüm ile helak edecek değildi. (Hud Suresi, 117) ifadesiyle, ıslah edici kimseler bulunmadığında ülkeleri helaka uğrattığını haber verir. Kur'an'a baktığımızda peygamber kıssalarında hep bu olayları görürüz. Bir başka ayetteki, "Sizden, faziletli ve varlıklı olanlar, yakınlara, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere vermekte eksiltme yapmasınlar, affetsinler ve hoşgörsünler... (Nur Suresi, 22) ifadesi de bu yönde bir uyarıdır. Allah "Sizden önceki nesillerden onlardan kurtardığımızdan pek azı dışında yeryüzünde bozgunculuğu önleyecek fazilet sahibi kişiler bulunmalı değil miydi?" diye sorar. Ancak zulmedenler, "içinde bulundukları refahın" peşine düşmüşlerdir. (Hud Suresi, 116)


Kur'an birçok ayette cihadın öneminden söz eder:


Hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram'ı onarmayı, Allah'a ve ahiret gününe iman eden ve Allah yolunda cihad edenin (yaptıkları) gibi mi saydınız? (Bunlar) Allah Katında bir olmazlar. Allah zulmeden bir topluluğa hidayet vermez. (Tevbe Suresi, 19)


Andolsun, biz sizden mücahid olanlarla sabredenleri bilinceye (belli edip ortaya çıkarıncaya) kadar, deneyeceğiz ve haberlerinizi sınayacağız (açıklayacağız). (Muhammed, 47)


Kur'an'ın ışığında görürüz ki, Allah, evde oturan ya da camiden eve evden camiye tekdüze yaşayan bir Müslüman modeli tarif etmez. Allah'ın rızası, rahmeti ve cennetini kazanmak için Kur'an'ın deyimiyle "mücahid" olmak gereklidir. Mücahid, Allah'ın dinini hakim kılmak için fikir mücadelesi içinde olduğu ve ciddi bir çaba gösterdiği için mücahiddir. Davasından asla ödün vermez. Çünkü kendi davasına saygısı olmayan insana, kimsenin saygısı olmaz.


Rabb’inin sınırlarını gözeten, merhametli, adil, özverili, tevekküllü, hoşgörülü olan, iyiliği emredip kötülükten sakındıran mümin, evinde oturarak ecrini artıramayacağını bilir. Allah tüm yapıp ettiklerinin ecrini verir, onu dünyada ve ahirette yüceltir, gerçeklerden yüz çevirenlere üstün kılar.


Mümin olmanın ölçüsü, Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak için derin bir istek duymak ve bu yolda özveriden kaçınmamaktır. Allah, en zor zamanda, en iyi hizmeti ve mücadeleyi yapan mücahid kullarına en fazla ecri nasip eder. Bu yolda çabası olan müminler bilirler ki "inanmış olarak salih bir amelde" bulunduklarında, 'çekirdeğin sırtındaki tomurcuk kadar' bile haksızlığa uğramayacaklardır.


Mü'minlerden, özür olmaksızın oturanlar ile, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler eşit değildir. Allah, mallarıyla ve canlarıyla cihad edenleri oturanlara göre derece olarak üstün kılmıştır. Tümüne güzelliği (cenneti) va'detmiştir; ancak Allah, cihad edenleri oturanlara göre büyük bir ecirle üstün kılmıştır. (Nisa Suresi, 95)



Fuat Türker



Bu yazı 784 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 22 Mayıs 2014 Somanın Ardından
    • 13 Şubat 2014 Mesleğimiz Uhuvvet Değil mi?
    • 9 Ocak 2014 Cephemizin Sinesinde İman Bir...
    • 13 Kasım 2013 Ortak Akıl; İstişare
    • 1 Eylül 2013 Müslümanlar İçin Başka Çözüm Yok!
    • 21 Temmuz 2013 Berekete Şükür Ayı; Ramazan
    • 3 Nisan 2013 Müslümanların Derdiyle İlgilenmeyen Onlardan Değildir
    • 15 Mart 2013 Korkma, Ebedi Varsın!
    • 17 Şubat 2013 En Büyük Kuvvet; İhls ve Samimiyet
    • 28 Ocak 2013 Asla Kopmayan Kulp; İttihad-ı İslam
    • 19 Aralık 2012 21 Aralık Son mu Başlangıç mı?
    • 19 Kasım 2012 Zulmedenler
    • 10 Kasım 2012 Kur’an Kinatı Okuyor
    • 26 Ekim 2012 Bayramın Ruhu
    • 6 Ekim 2012 İttihad-ı İslam Nedir?
    • 25 Eylül 2012 Allah Dinini Facir Eliyle De Kuvvetlendirir
    • 8 Eylül 2012 Kainat Merhametle Başlar
    • 22 Ağustos 2012 Bu Bayramda Vicdanımız Rahat mıydı?
    • 27 Temmuz 2012 Ramazan Bereket Sofrasıdır
    • 30 Haziran 2012 Susmak mı Karşı Durmak mı?

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,008 µs