En Sıcak Konular

İbrahim Akın

Çağrı
İbrahim Akın
5 Şubat 2011

Müslüman mısınız? Mümin misiniz?



Dünya nüfusunun büyük bir bölümünü oluşturan Müslümanlara baktığımızda, çoğunun Kuran ahlakından uzak bir yaşam sürdüklerine şahit oluruz. Bu durum gösterir ki, nüfus cüzdanında Müslüman yazıyor olması o kişinin dini kimliği için belirleyici bir şey değildir. Belirleyici olan, kişinin Kuran ahlakına uygun bir yaşam sürmesi ve bunda da karalı olmasıdır. Bu noktada Müslüman ve mümin arasındaki fark ortaya çıkar.

Gerçek mümin, Allah’ın Kuran’da bildirdiği emir ve yasakları titizlikle korur ve bunda kararlı davranır. Kuran’ın bir kısmını yerine getirip, bir kısmından kendini muaf görmez. Peygamberimiz (sav)’in sünnetlerinin bir kısmına duyarlı olup, bir kısmını göz ardı etmez.

Çevremizde kendini hidayet üzere zanneden ancak Kuran’daki pek çok hükümden uzak bir yaşam süren çok sayıda insan vardır. Mesela evlenme sünnetini yerine getiren kişilerin çoğu, enteresan bir ruh halindedir. Erkek tarafının ebeveynleri, ev işlerinde hamarat, oğullarını çekip çevirecek aynı zamanda da kapalı bir gelin adayı ararlar. Kız tarafının ebeveynleri de damat adayı için, Cuma namazı dışında dini vecibelerle pek alakadar değilse, “evlenince nasıl olsa kızımız ona öğretir” mantığı ile bu durumun çok da üzerinde durmazlar. Hatta zina gibi bir günaha yaklaşması, elinin kiri olarak değerlendirilir ve evlenince hepsinin son bulacağı düşünülür.  Oysa Rabbimiz, pek çok ayetinde, Kuran’a uygun yaşayan müminlerin birbirlerinin velileri olduğunu bildirmiştir. Bu şekilde Kuran’a uygun yapılmayan evlilikler de haram kılınmıştır.

…zina eden erkek, zina eden ya da müşrik olan bir kadından başkasını nikâhlayamaz; zina eden kadını da zina eden ya da müşrik olan bir erkekten başkası nikahlayamaz. Bu, mü'minlere haram kılınmıştır(Nur Suresi, 3)

Dini konularda birtakım sünnetlere uyulurken, Peygamberimiz (sav)’in rehber edindiği Kuran hükümleri maalesef pek çok kişi tarafından göz ardı edilir. Evlenmek, hayırlı evlat yetiştirmek, onları evlendirmek, sıcacık evde namaz kılmak, eşi için yığmış olduğu altınlardan zekat vermek, uçakla Kabe’ye gidip beş yıldızlı otellerde kalıp, alışveriş edip dönmek…  Bütün bunlar elbette yapılması gereken ibadetlerdir ancak, her Müslüman’ın kolaylıkla yapabileceği ve yaparken de zorlanmayacağı konulardır. Şayet Kuran’a ve sünnete bağlıysak, ayetler ve Peygamberimiz (sav)’in sünneti gereği tüm müminlerin sorumlu kılındığı tebliğ ibadetini layığı ile yerine getirmemiz şarttır.

Bütün peygamberlerin inkârcı felsefelere karşı verdiği mücadele bizlere örnek olmalıdır. Sen Allah'ın sünnetinde kesinlikle bir değişiklik bulamazsın. (Fetih Suresi, 23) ayeti gereği, günümüz toplumunda da mücadele edilmesi gereken Darwinist ve Materyalist felsefeleri görmezden gelmek, ayete ve sünnete ters düşmek olur. Zira Peygamberlerin mücadelesi de bu felsefelerle olmuştur.  Rabbimiz, …Öyleyse kafirlere itaat etme ve onlara (Kur'an'la) büyük bir mücadele ver. (Furkan Suresi, 52) buyurarak, bu mücadelenin nasıl olması gerektiğini açıkça bildirmiştir. Mücadelede erkek ya da kadın ayrımı yoktur. Amellerde kadın da erkek de Allah katında eşit muamele göreceği için, herkes bu konuda üzerinde düşen görevi layığı ile yerine getirmelidir. Sıcak evde ibadet etmek, nefse hoş gelen sünnetleri uygulamak her Müslüman’ın yapabileceği şeylerdir. Önemli olan elini taşın altına koymaktır. Zorluklara göğüs germek, her koşulda Rabbinin nimetini durmaksızın anlat. (Duha Suresi, 11) maktır. Tebliğ, bir müminin en birinci görevidir.

Yoksa sizden önce gelip-geçenlerin hali başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?   (Bakara Suresi, 214) ayeti gereği, geçmişte yaşayan müminlerin başına gelenlerin, günümüz müminlerinin de başına gelmesi Allah’ın sünnetidir. Şayet bir Müslüman’ın hayatında İslam uğrunda bir mücadele yoksa o kişinin durup bir düşünmesi gerekir. Zorluk çekmek, iftiraya uğramak, delilikle suçlanmak, zindana atılmak, peygamberlerin başına gelen, Kuran’da da bildirilen sünnetlerdir. Bir insanın başına bunlar geliyorsa, bu durum o kişinin Hak yolunda olduğunu gösteren önemli bir delildir. (Allah en doğrusunu bilir)

Peygamberimiz (sav)’de yaşadığı dönemde her türlü zorluğa göğüs germiş, kendisine yapılan zulüm sonucunda hicret etmiştir. Yanında bulunan samimi Müslümanlar, evlerini, ailelerini bırakarak peygamberimizle birlikte hareket etmişlerdir. İçlerinden samimiyetsiz olanlar ise ailelerinin olduğunu, ya da havanın çok sıcak olduğunu öne sürerek savaşa çıkmak istememişlerdir. Bu bahaneleri, onların son derece riyakâr olduklarını göstermiştir.

Allah''ın elçisine muhalif olarak (savaştan) geri kalanlar oturup-kalmalarına sevindiler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad etmeyi çirkin görerek: "Bu sıcakta (savaşa) çıkmayın" dediler. De ki: "Cehennem ateşinin sıcaklığı daha şiddetlidir." Bir kavrayıp-anlasalardı. (Tevbe Suresi, 81)

Rabbimizin nasıl bir Müslüman olmamızı istediği ayetlerde açıkça bildirilmiştir. Rabbimiz bir insanın bütün malını, mülkünü, canını Allah yolunda harcamasını ister. Samimi bir mümin için her şeyden önce Allah ve O’nun rızası gelir. Bu uğurda ne eşini, ne kardeşini ne çocuğunu gözü görür. Peygamberimizin ailesi yok muydu, çocukları yok muydu? Yanındaki salih sahabelerin de eşleri ve çocukları vardı. Ancak gözlerini dahi kırpmadan Allah yolunda cihat etmekten, hicret etmekten çekinmediler.  

Zorluk çekmeden, hayatını Allah’a vakfetmeden cennete girebileceğini düşünenler çok yanılırlar. Onlar kendilerini son derece samimi ve takva görürken Kuran’da tarif edilen Müslüman kimliğinden ne kadar uzak olduklarından tam anlamıyla gafildirler.

Yoksa siz, Allah, içinizden cihad edenleri belirtip-ayırt etmeden ve sabredenleri de belirtip-ayırt etmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? (Ali İmran Suresi, 142)

Allah adına gerektiği gibi mücadele edin. O, sizleri seçmiş ve din konusunda size bir güçlük yüklememiştir…  (Hac Suresi, 78)



Bu yazı 661 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Aralık 2013 Yıldız Falları İle Uyuşmayın; Ahir Zaman Alametleriyle Uyanın!
    • 15 Aralık 2013 Evrimcilerin Coelacanth Hezimeti
    • 29 Kasım 2013 ''Allah (Haşa) Seçimlerimizi Bilemez'' Diyen Hocalara Cevap
    • 22 Eylül 2013 Kuran Haşa Bulmaca Kitabı Değildir
    • 21 Temmuz 2013 Bağnaz, Kadından Nefret Eder; Mümin İse Şiddetli Sever
    • 18 Haziran 2013 Komünizm Pusuda!
    • 24 Mayıs 2013 Size Ne Oluyor da Suriye'den Hicret Edenlere Sırtınızı Dönüyorsunuz?
    • 4 Mayıs 2013 İnsanlara Hoş Görünmek Uğruna Dinden Taviz Vermek
    • 11 Nisan 2013 Karşı Cinsle Konuşmak Haram Değildir
    • 19 Mart 2013 Müzik Haram Değil, Nimettir
    • 22 Şubat 2013 Kuran Apaçık ve Noksansızdır
    • 5 Ocak 2013 Sevgiye Evet, Nefrete Dur!
    • 18 Aralık 2012 Ertelemek İnkrda Bir Artıştır
    • 30 Kasım 2012 Tat Alma Mucizesi
    • 7 Kasım 2012 Nefislere İlişkin Güzel ve Etkili Söz Söylemek İbadettir
    • 21 Ekim 2012 Üzülmek Şeytanın Telkinidir, Allah Üzülmeyi Yasaklar!
    • 29 Eylül 2012 Allahın Emri: Benden Korkup Sakının!
    • 12 Ağustos 2012 Hz. İsa İkinci Kez Yeryüzüne Gelecek
    • 28 Temmuz 2012 Hz. İsa (as) Ölmedi!
    • 18 Haziran 2012 İman Edenler; Küfür, Müşrik ve Münafıkları Konuşmalarından Tanırlar

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,808 µs