En Sıcak Konular

Fuat Türker

Mücadele
Fuat Türker
7 Ocak 2011

Kur'an Onlara Yetmiyor mu?



Kendilerine okunmakta olan Kitab'ı sana indirmemiz onlara yetmiyor mu? Şüphesiz, bunda iman eden bir kavim için gerçekten bir rahmet ve bir öğüt (zikir) vardır. (Ankebut Suresi, 51)

Yüce Allah birçok ayetinde Kuran'ın yeterli olduğunu bildirir. İnanan insanlar Kur'an'a uyar, Peygamberimiz (sav)'in tefsiriyle bilgilenirler. Ancak buna rağmen bazı kişiler Kur'an'a ilaveler yapmaya kalkarlar.

Müşrik ve münafıklar Müslümanlara zarar veren iki önemli güçtür. Kur'an'ın yeterli olmadığı konusunda ittifak eder, dini yaşamayı zor ve karmaşık gösterir, dini içeriden çökertmeye çalışırlar.

Kur'an'ı yeterli görmeyen bu kimseler, atalarından öğrendikleri hurafelerle Kur'an'ı karıştırarak ayetlerden, Kur'an'da bulunmayan hükümler çıkarırlar.

Al-i İmran Suresi, 78. ayette, “Onlardan öyleleri vardır ki, dillerini kitaba doğru eğip bükerler, siz onu (bu okur göründüklerini) kitaptan sanasınız diye. Oysa o kitaptan değildir. "Bu Allah Katındandır" derler. Oysa o, Allah Katından değildir. Kendileri de bildikleri halde Allah'a karşı (böyle) yalan söylerler.” buyrulur. Kuran’a doğru dillerini eğip büken, Kur'an’ın açık hükümleriyle hareket etmeyen bu kişiler, ayette de haber verildiği gibi Allah’a karşı yalan söylerler. Toplumdaki en tehlikeli mahluklar olan münafıkların yöntemi de budur.

Yüce Allah birçok Kur'an ayetiyle müşrik ve münafıkları deşifre eder:

Hz. Musa dönemindeki müşrikler gibi, "Bu, düzüp uydurulmuş bir büyüden başkası değildir. Biz geçmiş atalarımızdan bunu işitmedik" (Kasas Suresi, 36) derler.

Onlar, yine de o sözü (Kur'an'ı) gereği gibi düşünmediler mi, yoksa onlara, geçmişteki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi? (Müminun Suresi, 68)

Kur'an ayetlerinin çoğu Kitab’ın anası olarak ifade edilen muhkem ayetlerdir; diğerleri ise müteşabihtir. Kalplerinde kayma olan müşrik ve münafıklar, fitne çıkarmak için kendilerince yorum yapmak için müteşabih olanına uyarlar. Oysa onun tevilini Allah'tan başkası bilmez.

A-li İmran Suresi, 7. ayette, müteşabih ayetlerin yorumunu ancak Allah'ın bildiği belirtilir; anlamları Allah Katındadır. İslam tarihi boyunca Kur'an'ın müteşabih ayetlerini çarpık mantıkları ve çıkarları doğrultusunda yorumlayan sapkın kimseler, görüş ve akımlar olmuştur. Allah, bunun fitne olduğunu ve bu kimselerin kalplerinde kayma olan kişiler olduklarını bildirir.

“Onlar, dünya hayatını Ahirete tercih ederler. Allah’ın yolundan alıkoyarlar ve onu çarpıtmak isterler (veya onda çarpıklık ararlar). İşte onlar, uzak bir sapıklık içindedirler.” (İbrahim Suresi, 3) ayetinde Allah, münafıkların önemli bir özelliğini daha haber verir. Allah’ın yolundan alıkoymak. Ne şekilde yaparlar bunu? Dini içinden çıkılmaz hale getirerek. Örneğin kolayca yapılacak bir şeyi son derece zorlaştırarak, yapılamayacak hale getirirler. Allah’ın dümdüz ve kolay olan yolunu çarpıtır, karmakarışık hale getirir; insanı adeta labirente sokarlar.

Allah`ın Kitabı, onun açık yorumları olan Peygamberimizin(sav) hadisleri ve hayata geçirilmiş hali olan Peygamberimizin(sav) sünneti inanan insanlara yeter. Kendilerince Kur'an'ı yorumlayan bu kimselere sormak gerekir; Kur'an ve sünnetin gerçek anlamda uygulanması sırasında hangi eksiklikle karşılaşmışlardır?

Allah, birçok ayette Kur'an'ın yeterli olduğu konusunda insanları uyarır. "Dillerinizin yalan yere nitelendirmesi dolayısıyla şuna helal, buna haram demeyin" buyurur. (Nahl Suresi, 116) Böyle yapanların Allah'a karşı yalan uydurmuş olacaklarına dikkat çeker. "Allah'a karşı yalan uyduranlar ise asla kurtuluşa ermezler.”

Araf Suresi'nde yine aynı yönde uyarı vardır:

“De ki: "Allah'ın kulları için çıkardığı ziyneti ve temiz rızıkları kim haram kılmıştır?" De ki: "Bunlar, dünya hayatında iman edenler içindir, kıyamet günü ise yalnızca onlarındır." Bilen bir topluluk için ayetleri böyle birer birer açıklarız. De ki: "Rabbim yalnızca çirkin-hayasızlıkları -onlardan açıkta olanlarını ve gizli olanlarını,- günah işlemeyi, haklı nedeni olmayan 'isyan ve saldırıyı' kendisi hakkında ispatlayıcı bir delil indirmediği şeyi Allah’a şirk koşmanızı ve Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır." (Araf Suresi, 32-33)

Allah, Kur'an dışı helal ve haramlar uydurarak Kendisine iftira atanların hüsrana uğrayacaklarını bildirir ve onlar hakkında "gerçekten şaşırıp sapmışlardır ve doğru yolu bulamamışlardır." (Enam Suresi, 140) hükmünü verir.

Kur'an, haramlar kendilerine açıklandığı halde, üzerinde Allah'ın ismi anılan şeyleri yemeyenlerin, bir ilim olmaksızın, kendi hevalarıyla haddi aşarak kimilerini saptırdıklarını bildirir. (Enam Suresi, 119)

Yine En'am Suresi'nde hiçbir bilgiye dayanmaksızın insanları saptırmak için Kendisine karşı yalan uyduran kimseleri Allah, zalim olarak nitelendirir ve hidayete erdirmeyeceğini haber verir. Ve sorar Allah: "Yoksa Allah, bunları sizlere tavsiye ettiği zaman şahid miydiniz?" (Enam Suresi, 144)

Allah, Peygamberimize(sav), ayetler apaçık belgeler olarak okunduğunda, "Bundan başka bir Kur'an getir veya onu değiştir" diyen cahillere şöyle cevap vermesini buyurur: "De ki: "Benim onu kendi nefsimin bir öngörmesi olarak değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben, yalnızca bana vahyolunana uyarım. Eğer Rabbime isyan edersem, gerçekten ben, büyük günün azabından korkarım." (Yunus Suresi, 15)

Ayrıca şüphede olan bu kişilere Kur'an, "bu durumda, siz de bunun benzeri bir sûre getirin. Ve eğer doğru sözlüyseniz, Allah'tan başka şahitlerinizi (kendilerine güvendiğiniz yardımcılarınızı) çağırın. (Bakara Suresi, 23) ayetiyle seslenir.

Kur'an'ın ifadesiyle müşrikler, dinlerini fırkalara ayırmış ve kendileri de parça parça olmuşlardır. Dahası her grup kendi elindekiyle övünüp sevinç duymaktadır. (Rum Suresi, 32)

Oysa Allah, "Dini dosdoğru ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin" diye dinden Nuh'a vasiyet ettiğini ve sana vahyettiğimizi, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya vasiyet ettiğimizi sizin için de teşri' etti (bir şeriat kıldı) (Şura Suresi, 13) buyurur. Ayetin devamında ise Peygamberimiz'in(sav) kendilerini çağırdığı şeyin, müşriklere ağır geldiğini haber verir. Oysa tek ölçü ve yol olarak yalnızca Kur'an ve Peygamberimizin(sav) Kur'anî yaşam tarzı benimsenmelidir.

Kur'an oldukça sade ve kolaydır. Anlamak için din eğitimi almak gerekli değildir. Allah bize Kuran’ı doğruyu yanlıştan ayırmamız için indirmiştir ve yaşamımıza dair her konu onda vardır. Allah, "her örnekten çeşitli açıklamalarda" (Kehf Suresi, 54) bulunduğunu ve onda hiçbir eksik olmadığını buyurur; artık içimiz rahat etmelidir. Kur'an kalbimizi açar; bedenimizin ve ruhumuzun şifasıdır. Ve Rabb'imizin sözü, "doğruluk bakımından da, adalet bakımından da tastamamdır. O’nun sözlerini değiştirebilecek yoktur." (En’am Suresi, 115)

Peygamberimiz(sav) ahirette kavmini, "benim kavmim, bu Kur'an'ı terk edilmiş bir kitap olarak bıraktı" diyerek şikayet edecektir. (Furkan Suresi, 30)

Allah'ın izin vermediği şeyleri kendilerine dini kurallar edinen müşrikler, Kur'an'da acı bir azapla müjdelenirler. (Şura Suresi, 21) Allah'ın ayetlerini çarpıtanlar, sonsuz ateşin içine bırakılacaklardır. "Çünkü Allah onların yaptıklarını gerçekten görendir. (Fussilet Suresi, 40)

Şu halde, sonsuz azaptan sakınmak için karmaşık, engebeli ve tali yollara sapmamalı, Kur'an'ın aydınlattığı dosdoğru yol üzerinde olmalıyız.

Bu benim dosdoğru olan yolumdur. Şu halde ona uyun. Sizi O'nun yolundan ayıracak (başka) yollara uymayın. Bununla size tavsiye etti, umulur ki korkup-sakınırsınız.” (Enam Suresi, 148-153)



Bu yazı 576 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 22 Mayıs 2014 Somanın Ardından
    • 13 Şubat 2014 Mesleğimiz Uhuvvet Değil mi?
    • 9 Ocak 2014 Cephemizin Sinesinde İman Bir...
    • 13 Kasım 2013 Ortak Akıl; İstişare
    • 1 Eylül 2013 Müslümanlar İçin Başka Çözüm Yok!
    • 21 Temmuz 2013 Berekete Şükür Ayı; Ramazan
    • 3 Nisan 2013 Müslümanların Derdiyle İlgilenmeyen Onlardan Değildir
    • 15 Mart 2013 Korkma, Ebedi Varsın!
    • 17 Şubat 2013 En Büyük Kuvvet; İhls ve Samimiyet
    • 28 Ocak 2013 Asla Kopmayan Kulp; İttihad-ı İslam
    • 19 Aralık 2012 21 Aralık Son mu Başlangıç mı?
    • 19 Kasım 2012 Zulmedenler
    • 10 Kasım 2012 Kur’an Kinatı Okuyor
    • 26 Ekim 2012 Bayramın Ruhu
    • 6 Ekim 2012 İttihad-ı İslam Nedir?
    • 25 Eylül 2012 Allah Dinini Facir Eliyle De Kuvvetlendirir
    • 8 Eylül 2012 Kainat Merhametle Başlar
    • 22 Ağustos 2012 Bu Bayramda Vicdanımız Rahat mıydı?
    • 27 Temmuz 2012 Ramazan Bereket Sofrasıdır
    • 30 Haziran 2012 Susmak mı Karşı Durmak mı?

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,382 µs