En Sıcak Konular

YİĞİT BULUT ''EVRİMCİLERİ'' FENA KIZDIRDI

31 Mayıs 2009 17:59 tsi
YİĞİT BULUT ''EVRİMCİLERİ'' FENA KIZDIRDI Vatan Gazetesi yazarı Yiğit Bulut,"Evrimcileri'' eleştirince,okurunun bir kısmını karşısına aldı.Bulut'un arı kovanına çomak soktuğu o yazılar...

Vatan Gazetesi yazarı Yiğit Bulut,klasik Evrim inancını eleştiren bir yazı yazdı.Aldığı eleştiriler üzerine son iki yazısını da bu konuya ayırdı.

Yiğit Bulut'un arı kovanına çomak soktuğu o yazıları:

Evrime inananlara inanamıyorum!

Sevgili dostlar, iki gün önce “kızım neden evlenmiyor” başlıklı yazıda “hayatta tesadüf olamayacağını” daha doğrusu “tesadüflerin” matematiksel olarak “nasıl imkansız” olduğunu “bir genç kızın” 40 milyon kişide “aradığını” bulma ihtimali üzerinden tartışmış ve “matematik olarak” imkansız görünenlerin, nasıl olabildiği noktasında konuyu bırakmıştım. Kaldığımız noktadan itibaren sizden birçok mesaj geldi. Çok önemli katkılarda bulundunuz...

Bugün “aynı olasılık” hesaplarını “evrensel yasalara, doğaya, maddenin ve hücrenin yapısı” gibi konulara uygulamak istiyorum. Daha doğrusu iki kişinin, “minimum ortak aranan şartlarda” akıl-bilinç-istek-duygularını kullanarak dahi “birlikte olmalarının” matematiksel olarak ne kadar “zor” olduğundan yola çıkarak; “milyarlarca hücrenin mükemmel bir şekilde biraraya gelişini” tartışmak istiyorum. Kimilerine göre bu “bir zekanın bilinçli biraraya getirmesi”, kimilerine göre “random-raslantısal” bir “gelişme” yani “evrim”!

Dostlarım, canlı hücre yapısını bırakın bir kenara “sadece bir atom” alalım, yanlış anlamayın “atomu da” örneklemede kullanmayacağım. Sadece içine bakalım ve “raslantı sonucu milyon yıllar sonucu oluştu” denilen “elektron” yapısını inceleyelim... Bir atom içinde en çok dikkat çeken nokta, çekirdeği elektrik yükünden oluşan bir zırh gibi kuşatan elektronların atomun içinde en ufak bir kazaya yol açmamaları! Olsa ne olur? Felaket olur! Madde olmaz! Biz olmayız!

AMA... Felaket sınırında “dolaşan” matematiksel olarak “olması ihtimali” yüksek olan böyle bir kaza asla gerçekleşmez ! Matematiksel olarak “mümkündür” ama olmaz! Tüm işleyiş mükemmel bir düzen ve kusursuz bir sistem içinde devam eder. Çekirdeğin çevresinde saniyede 1.000 km. gibi akıl almaz bir hızla hiç durmadan dönen elektronlar, birbirleriyle bir kez bile çarpışmazlar! Birbirlerinden herhangi bir farkları bulunmayan bu elektronların farklı farklı yörüngelerde bulunmaları, son derece şaşırtıcıdır! Şimdi düşünün; atomdan, hücreden, atomların, hücrelerin “birleşmesinden” vazgeçtim, elektronlar “dahi” mükemmel bir “uyum içindedir” ve bu uyum “varoluştan” bugüne devam eder! Bu noktada başka bir örnek verelim. Yine hücreden, evrimden vazgeçtim. Yerde duran bir tahta parçası var. Üstünde bir tezgah var, usta matkapla “çalışıyor”! Şimdi soralım; matkabın çalışır halde yere düşüp “tahtayı” delme ihtimali ne? İstatistikler her ay o atölyede 3 kaza olduğunu ve yaklaşık her 10 çalışma gününde 1 “rastgele” delik açıldığını gösteriyor. Şimdi bir soru daha soralım; aynı deliğin yanına bir “menteşe” çakılması ihtimali ne? Yine istatistikler o atölyede son 3 yıl içinde sadece bir yani 1.000 günde 1 kez aynı yerde duran artık bir parçaya düşen bir “menteşenin” üstünden geçilmesi sonrası “son derece bozuk” bir şekilde takıldığını gösteriyor. Bu iki verinin anlamı; bir delik ve yanına bir menteşe takılması ihtimali 10 binde 1! Lütfen dikkat daha “pencere” falan yapmadık! Tahtayı kesmedik, deliklerini delmedik, menteşe takmadık!

Sevgili dostlar, bu “gerçekler” ve bu “veriler” eşliğinde bir daha soralım; bir tahtanın bir “pencere” olma ihtimalinin “olmadığı” bir gerçek düzeyinde, tek hücrenin “bir zekanın müdahalesi” olmadan bugün gördüğümüz “mükemmel bizi” ortaya çıkarma ihtimali sizce kaç? Yorulmayın ben söyleyeyim; matematiksel olarak böyle bir “ihtimal” yok! Bu gerçeğe “dünyanın oluşumu”, “yer çekimi” gibi kanunların da oluşumunu ekleyin! Tekrar ediyorum; böyle bir “ihtimal” matematiksel olarak “ifade edilemez”! Biraz “matematik” bilen, evrim gibi bir “saçmalığa” asla inanamaz! Bana kendi başına “oluşan tek bir pencere” gösterin, ben de inanacağım!

Sonuç: Yukarıda anlattığım çok “basit” veriler ışığında soruyorum; “sizce evrim” sonucu “bu hale gelmemiz” mümkün mü! [1]

Evrime inananlara inanamıyorum (II)

Sevgili dostlarım, “evrim” Türkiye’de ne kadar hassas bir konuymuş, önceki gün yaşayarak öğrendim!

Sabah kalktığımda “mail” kutularım dolmuş, gazetede “yorumları” giren arkadaşlarımız bunalmaya başlamıştı! Sizden “bilimsel ve dini açıdan” olaya bakan o kadar çok mesaj geldi ki, bunlar başlı başına bir “kaynak” oldu. Eleştirenlere de “katkı” yapanlara da çok teşekkür ediyorum.

Bugün izninizle sizden gelenlerden yola çıkarak hatta alıntılar ile paylaşarak, konuya devam edeceğim. Her şeyden önce “başlığı” çok doğru atmadığımı gördüm. İstediğimi net ifade edememiştim. Doğrusu “Evrim’in varlığına değil varoluşumuzun rastlantısal başladığı” şeklinde algılanan “evrim kavramına inananlar” olmalıydı. Evrimin varlığına “inanmamak” doğru bir tanımlama değil, en azından benim fikrim bu değil...

Evrim “süreklidir”, her yerdedir ve “bilinçli bir zekanın yaradılışı başlattığı” süreç içinde “iyiye ve güzele doğru” evrim veya “tekamül” maddi-manevi anlamda devam eder. Bir sistemi kurarsınız, bileşenlerini “tasarlarsınız” sonrasında sistemin işleyişi sırasında karşılıklı etkileşim ile “yeni sonuçlar” ortaya çıkabilir. Bu da “evrimdir” ama “yaratıcı bilinci” inkar etmek gerekmez! Aynı mantık sosyal sistemlerde de geçerlidir. Sistem “evolution-evrim” geçirmek ve bileşenlerin “ihtiyaçlarına” uymak zorundadır. Evrim veya tekamül engellenir ise “birikmiş evrim devrim” getirir! Örnekleyeyim; Fransız Devrimi sosyal-ekonomik-politik sistemin “halkın düşünce dünyasının evrimine, gelişimine ayak uyduramayan” bir yapının yani “engellenmiş” evrimin “devrimi” getirmesidir... Engellenmiş “evrim” her zaman “devrim” değil bazen de “devrim” süsü verilmiş “darbelere” yol açar! Bu darbeler sivil ve askeri kaynaklı olabilir. Toplumun “evrimi” çerçevesinde onu “kapsayamayan” sistemler “kırılır”!

Diğer önemli bir konu, sizden en çok gelen tespitlerden biri de bu; elektronların “evrim” ile ne alakasının olduğu detayı...Bir okuyucumdan aynen aktarıyorum; “...Elinize bir ipe bağlı top alın ve çevirin. Belirli bir hızdan sonra onun aniden yön değiştirerek sizin gözünüzde patlaması olasılığı SIFIRdır. Çünkü evrenin temel yasalarına aykırıdır. Newton yasaları. Şimdi elektron da kalkıp yörüngesinden ayrılıp, hadi bir çekirdeğe çarpayım diyemez...”

Sevgili okuyucumun cevap vermesi gereken “elektron nasıl orada durur hale geldi”, bu yasa “nasıl oluştu” sorusudur! Bir bilgisayarı açın “işletim sistemini” kullanmaya başlayın, orada şunu dersiniz; bu “işareti tıklayınca” program açılacak! Peki “o işletim sistemini yani yerçekimini, evrensel yasaları” hangi güç yazdı, oraya koydu? Şimdi içine hiç işletim sistemi yüklenmemiş bir bilgisayar alın, yerçekiminin olmadığı bir dünya düşünün ve “şimdi kurun aynı çıkarımı”!

Hazır sistem üstünde “çalışmak” ve “sebep-sonuç” üretmek kolaydır, önemli olan “üzerinde ahkam kestiğimiz” sistemi “hangi gücün” dizayn ettiğidir!

Sevgili dostlar, canlı-cansız bütün sistemler “sürekli evrim” halindedir! Evren “dışa doğru genişlemeye” yani evrimine devam eder! Bu inkar edilemez! Ama bu evrim “ilk yaratılış sırasında” konan “kuralların içinde kalır”! Ve biz tahmin edilebilen veya algıladığımız kadarıyla “öngörebildiğimiz” bu yapıya “düzen”, sıçramalara da “düzensizlik” deriz!

Burada çok önemli bir not düşelim; kuantum teorisi “lineer olmayan” yani bizim “idrak kapasitemize göre” olmaması gereken ama “her seferinde şaşmadan” olan olayları açıklamada önemli bir adım atmış ve aslında “kaos” dediğimiz her şeyin bir üst algılamaya göre “kosmos” olduğunu ispat etme yoluna girmiştir. Bütün ihtimaller aynı anda gerçektir ama her seferinde sadece “olması gereken seçenek” hayata geçer! Elektron her zaman yolunu bulur!

Sonuç: Evren, maddenin yapısı, hücre, organizma ve “bizim içinde bulunduğumuz” algılama ile “logaritmasını yazamadığımız” her olay, “üst algılama seviyeleri” için rahatlıkla görülebilecek mükemmel “matematik”, “sebep-sonuç” denklemlerine göre işler. Algılayamadığımız “bölümler” için herkes kendine göre “mekanizmalar” kurar! Kimi “kuantum” der kimi “Bundan sonrasına sadece inanılır sorgulanmaz” der! Algılama düzeyimiz arttıkça göreceğiz ve bileceğiz ki; evrenin özündeki “matematik gerçeklere dayanan sebep-sonuç” yasaları kesindir ve “elle tutulabilir, kağıda dökülebilir” hale gelebilir. Bir mühendis “statik hesabı” kağıda döker, bir çocuk oraya sadece “duvar” diye bakar!

Son söz: Evrim gerçektir, süreklidir ve “sistemi kuran” büyük zekanın sisteme kattığı “bileşenlerden” biridir! Sistemin “özü” veya “sistemi yaratan” kavram değil! [2]

“Yaratıcı zeka” veya “big bang”!

Sevgii dostlar, evrimle ilgili iki yazım sonrası aldığım geridönüşlerde özellikle bir karşı tezin soru şeklinde öne çıktığını gördüm; “sistem kurmak için neden yaratıcı zeka” kavramına ihtiyaç duyuyorsunuz? Ben de onlara şunu soruyorum; “bilimsel olmamakla” yargıladığınız “yaratıcı zeka” fikrinin yerine koyabileceğiniz başka bir “tez” var mı? Veya daha adil sorayım; Einstein’ın terimi ile “ilk itici güç” ile aynı olduğunu düşündüğüm “yaratıcı zeka” kavramı yerine koyduğumuz “big bang” kavramı bilimsel olarak “daha mı ispatanabilir”?

Cevapları görüyorum; evrenin ortaya çıkışı için “big bang”, insanın bu hale gelişi için ise prokaryotik bakteriden ökaryota oradan “hücre” gelişimine ve bugüne net bir açılım yapabiliriz! Ve bu tez “bilimseldir” !

Sevgili dostlarımla anlaşamadığımız daha açıkçası benim düşüncem ne olursa olsun “ortak nokta yaratmak adına” başlattığım tartışma da bence bu noktada başlıyor; ben “yaratıcı zeka” diyorum, bakın hiçbir “dinsel motif” kullanmadan sadece “yaratıcı zekayı” sıfır noktası kabul ediyorum, karşı tezi savunanlar “big bang-büyük patlama” diyorlar!

Ve bir türlü açıklayamıyorlar; “ilkel” olmakla suçladıkları “yaratıcı zeka” tezine karşı “big bang” yani durup dururken “büyük bir patlama olduğuna” inanmanın “yaratıcıya” inanmaktan neden daha “mantıklı” olduğunu! Aynı soruyu sizler de lütfen düşünün “aniden patlama oldu” sonrasında “sulardan hayat başladı” gibi açıklamalar “yaratıcı zeka” başlancından “neden” daha üstün?

Daha da ilerleyelim; neden patlama oldu? Patlamadan önce ne vardı? Patlama “neyin” içinde gerçekleşti? Sebep-Sonuç döngüsü neydi? Bilimsel olarak açıklayın bana “kendi referansımı” sizinkiler ile “değiştireyim” ! Açıklanamıyor! Yaratıcı zekayı kabul etmeyen tezler orada tıkanıyor! Ama... Ama bir “sıfır” noktası lazım diye başlayıp şöyle devam ediyor; bir “noktayı başlangıç referansı” olarak kabul etmemiz lazım! Güzel, edelim; siz “patlama” deyin, ben de “yaratıcı zeka” diyeyim! Olmaz mı?

Bu noktada bilimi bırakıp “Yaratıcı gibi kavramları tartışmak size yakışmıyor” diyenlere de bir çift sözüm var; sizin bilim diye anlattığınız “Bir yerden başlamak lazım öncesini sorma” dediğiniz “patlama teorisiyse” kusura bakmayın ama “sizin yaratıcı fikrinden tatmin olmadığınız” kadar, bu açıklamanızdan tatmin olmadım! Herşey bilimsel, bugünden geçmişe sarıyoruz ama bir yerde durup “bundan öncesini sormuyoruz, referans burası” diyoruz! Yaratıcı fikrinden hangi noktada “üstün” bu açıklama?

Başka bir konuda örneklemeye devam edeyim...Bu aynen “her konuda” aslan kesilen “bilimsel” denen sınıfın, elimizde ortaya çıkan “küçük bir beyaz lekenin” bile önünde “aciz kalmasına” benziyor! Soruyorsunuz neden diye, gelen açıklama; pigmentlerin yapısı ve enzimlerin mekanizmaları hakkında “net bir sebep-sonuç” ilişkisi yok, sebep psikolojik! Aynı beyazlığa “okutmaya gittiğin” mahalledeki Hoca da şunu söylüyor: Kader! Ne farkı var iki cümlenin; biri “sebebini bilmediği” için “psikolojik” diyor, diğeri de “kader” !

Sevgili dostlar, İnsanlığın yönünü “bilim” çizer! Ama bilim tek başına “insan” için yeterli değildir! Her alanı dolduramaz ve kaplayamaz! İnsan “tamamlamak” için her noktada “inanç dinamiklerine” yönelir! Bilim her alanda “rehberimiz” olabilir ama “tanımlayamadığı” ve “sebep-sonuç” ilişkisini “kesin olarak ortaya koyamadığı” her denklemde, “eksikler mutlaka” tamamlanacaktır!

Sonuç: Bana göre en doğrusu “bilim” içinde yaşadığımız “gerçekliği” tam olarak çözümleyene kadar, “diğer alanları dolduran kavramları” bu kadar acımasız eleştirmemektir! Bir not daha düşeyim; bilim herşeyi açıklayacak ve “inanç-iman” gibi “özelliklerimiz” kaybolacak diye bir çıkarım yanlıştır! İnsan “düşünen ve inanan” bir “dinamik” sistemdir! Sadece “düşünerek” ve “2 kere 2” çıkarımları üstünde “insan” olamaz! Bilim “ana motorlarımızdan” biridir ama “tek motorla” yol alınmaz!

Sonuç: Olaylara farklı açılardan bakarken birbirimize karşı daha “anlayışlı” ve “dikkatli” olmamız gerekir! Bu konu hakkındaki “yazılarımın” şimdilik sonuncusu... Herkes istediği gibi düşünmeye devam edecektir ama güzel bir tartışma olduğunu da belirtmem gerekli... Çok şey öğrendim, katkı yapan herkese çok teşekkür ederim... [3]

Kaynak: Vatan Gazetesi

[1].http://haber.gazetevatan.com/haber.vatan?detay=Evrime_inananlara_inanamiyorum&Newsid=240538&Categoryid=4&wid=150

[2].http://haber.gazetevatan.com/haber.vatan?detay=Evrime_inananlara_inanamiyorum_II&Newsid=240912&Categoryid=4&wid=150

[3].http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?detay=Yaratici_zeka_veya_big_bang&tarih=31.05.2009&Newsid=241031&Categoryid=

 



Bu haber 585 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler

    Şirket Haberleri ŞİRKET HABERLERİ


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,787 µs