En Sıcak Konular

Sabahattin Talu

Düşünü-Yorum
Sabahattin Talu
6 Kasım 2010

Taş Atan Çocuklar…



Çocuklar bizim geleceğimiz, ümitlerimiz, üstüne titrediğimiz, kol kanat açtığımız, gurur kaynağımız, sonuçta en büyük sermayemizdir.

Terör örgütleri için de bu böyledir. Onlar için de çocuklar, gelecek ve büyük sermayedir. Yalnız, arada tek fark vardır! Terör örgütleri, çocuğu çocuk olarak görmez, üstüne titremez, kol kanat germezler. Onlar için çocuklar sadece ve sadece sermayedir. Bu nedenledir ki Öcalan, “Kürdistanlı gençlere özel selamlar” sözünü hiçbir avukat görüşmesinde asla eksik etmez, özellikle altını çizerek kullanır. Yine bu nedenledir ki, örgüt içerisinde 13-15 yaşlarında yüzlerce eli silahlı çocuk vardır. Yaşı küçük olduğu için örgüte kabul edilmeyen çocuk, neredeyse hiç yoktur.

Çocuklar, terör örgütleri için de “gelecek” olarak görülür. Taş atma, molotof atma, lastik yakma, barikat kurma gibi terör suçları sonucu yakalanarak cezaevine girmiş çocuk, oradan örgütlenmiş, bilinçlendirilmiş, devlete kinlendirilmiş olarak çıkar. Devlete kinlenen bu çocukların cezaevi çıkışları sonrasında örgüte katılmaları, doğal olarak çok daha kolaydır. Bu düşünce ve bilinçle örgütler, çocukları bilerek ve isteyerek sokaklara, sokak çatışmalarına çağırırlar, sokarlar, hatta iterler. İşte, kamuoyunda “taş atan çocuklar” olarak bilinen konunun seyri ve özü budur.

Geçtiğimiz aylar içerisinde cezaevinden tahliye olan bu çocuklardan bazılarının açıklamaları basına yansıdı. Çocuklar genellikle ifadelerinde; “pişman olmadıklarını, aksine bundan gurur bile duyduklarını” açıkladılar. Bu son derece düşündürücü.

Aslına bakarsanız, bu çocukların birçoğunun, yaptıkları eylemlerin suç olduğunu bilerek sokaklara çıktıkları anlaşılıyor. Bu nedenledir ki, yüzlerini bez parçaları ile kapatarak saklamaya, açığa çıkmamaya çalışıyorlar. Yani, çok da bilinçsiz, kandırılmış, maceraperest oldukları söylenemez gibi.

Bir başka tespit; kamuoyunu epeydir meşgul etmesine rağmen, aileler çeşitli şekillerde uyarılmalarına rağmen, her eylemde bu çocukların yine başrolde olmalarıdır. Yani, aileleri pek de ilgilenmiş, onları sahiplenmiş değiller gibi.

Hatırlarsanız, geçtiğimiz yıl, İstanbul’da yine PKK sempatizanları gençler tarafından İETT otobüsü molotoflanmış, 16 yaşında gencecik bir kızımız yanarak can vermişti. Artık esmesi mümkün olmayan Serap Eser adlı kızımızın katilleri olarak yakalanan gençlerin yaşları 18’den küçük olduğu için “Çocuk Mahkemeleri”nde yargılanacaklarmış. Yani, yasa gereği ceza indiriminden faydalanabilecekler. Niye? Çünkü onlar, “ÇOCUK”!…

Çocuğun attığı taş, baş yarmıyor mu! Demek ki yarmıyor…

Çocuğun attığı molotof, can almıyor mu! Demek ki almıyor…

Henüz çocuk olan, gençliğe henüz adımını atmakta iken canından olan Serap, yaşıyor mu! Demek ki yaşıyor…

Neden örneğin, bölgede yoğun yaşanan töre cinayetlerinde, kan davalarında katil bir başkası olduğu halde, 18 yaşından küçük bir çocuk, suçu üstlenir veya zorla, veya belli bir para karşılığı üstlendirilir, hiç düşündünüz mü? Yani, “Sen erişkin bir katilsin ve cezan falanca yıl. Gel, sen bunu hiç çekme, senin yerine ve daha azını şu çocukcağız çekiversin” mantığı.

Bütün bunların sebebi ne, sebebi kimdir? İşte bu “Çocuk Yasası”, işte bu “Çocuk Mahkemeleri”dir, maalesef…

Asıl yapılması gereken nedir?

Asıl yapılması gereken; can alan, kan akıtan, mala zarar veren taş ve molotof atan çocukların almış oldukları cezaları indirmek değildir, olmamalıdır. Oysa asıl mesele, zor ve kesinlikle yapılması gereken mesele; taş atan çocuk bataklığını mümkün olduğunca kurutmak, kötü adam olacak çocukları, en başından kurtarmak, engellemektir gerçek mesele…



Bu yazı 650 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 6 Şubat 2012 Demokrasi Getirmek!
    • 13 Ocak 2012 Sıra SURİYE’de mİ?
    • 29 Aralık 2011 Düşmanımın Düşmanı Dostumdur
    • 22 Aralık 2011 Canlı Kalkan
    • 8 Aralık 2011 ROJ TV, Gören Gözlere Kel'i Gösteriyor
    • 2 Aralık 2011 Kürt Sorunu’nun Çözümüne İlişkin Beyin Jimnastiği
    • 24 Kasım 2011 KCK Ve Asrın Hukuk Bürosu
    • 17 Kasım 2011 Çözüm mü Dediniz!
    • 11 Kasım 2011 Ne Çare (N.Ç.)
    • 28 Ekim 2011 Sen Olma Haslanım Cemal
    • 27 Ekim 2011 PKK Terörü ve Van Depremi
    • 21 Ekim 2011 Hırsızlık Şebekesi
    • 14 Ekim 2011 Kürtçülere Sorulması Gereken Sorular
    • 7 Ekim 2011 Artık Şuna Net Olarak İnanıyorum
    • 4 Ekim 2011 Barışı Kim İstemez?
    • 23 Eylül 2011 BİR MAÇ NASIL KAZANILIR?
    • 14 Eylül 2011 Analar Ağlamasın da!
    • 8 Eylül 2011 Artık Bir Karar Verin!
    • 26 Ağustos 2011 Cılız Da Olsa İlk Kez Farklı Bir Ses
    • 25 Ağustos 2011 Batman’dan Bodrum’a Özerklik

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,780 µs