En Sıcak Konular

Yavuz Bülent Bakiler
Konuk Yazar-Türkiye
Yavuz Bülent Bakiler
11 Ekim 2010

Mum söndü safsatası



Geçen hafta Mardin’de idim. Size, Mardin tespitlerimi yazacaktım. Fakat şu “mum söndü” safsatası, Mardin intibalarımı ikinci plana itti.
Duymayanlar için hatırlatıyorum: Mehmet Ali Erbil, Star televizyonunun Çarkıfelek programında, telefonla aradığı seyircilerini bulamayınca, karşısına çıkan kişiye “onlar mum söndü mü oynuyorlar?” diye sormuş.
Erbil’in bu çiğ, bu yakışıksız, bu cahilane sorusu üzerine, çeşitli şehirlerimizdeki Alevî vatandaşlarımız, öfkeyle meydanlara çıkmışlar. Erbil’i ve Star kanalını şiddetle tel’in etmişler. Star, Çarkıfelek programını yayından kaldırarak Erbil’in işine son vermiş. M.A. Erbil de Alevî vatandaşlarımızdan özür dilemiş.
Ok yaydan çıktıktan, Basra harab olduktan sonra, özür dilemek ne ifade eder? Türkiyemizde, Alevîler, Sünniler üzerine, Sünniler de Alevîler hakkında çok yanlış bilgiler içerisindedirler. Sünnilerin, Alevîlerimize bulaştırdıkları “mum söndü” yakıştırması, bu korkunç safsataların başında geliyor.
Ben, üniversite tahsiline başladıktan sonra, bu Alevî-Sünnî suçlamaları üzerinde durmaya başladım. Bu süre içerisinde elimden on bir bin kitap gelip geçti. Bu kitaplardan iki bin beş yüzünü Sivas Cumhuriyet Üniversitesine üç binini de Sivas İl Halk Kütüphanesine bağışladım. Beş bin beş yüz kitap da, kütüphanemde, elimin altında bulunmaktadır. Hiçbir kitapta, sünnî camiamızın kafasını bulandıran bu mum söndü safsatasına dair bir ize rastlamadım. Yalnız, dünya çapında bir ilim adamımız olan Ord. Prof. Zeki Velidi Togan’ın, Alman kütüphanelerinde bulup gün ışığına çıkardığı bir seyahatnameden çok önemli bilgiler edindim:
İbn-i Fazlan isimli bir Arap seyyahın, daha Müslümanlığı kabul etmeyen ve Şaman inancı içinde bulunan Türklerle, yani atalarımızla ilgili çok dikkat çekici bir tesbiti var. İbn-i Fazlan diyor ki: “Bu oğuz Türkleri, kadın-erkek aynı ırmakta birlikte çimerler. Fakat erkeklerden biri, birlikte çimdikleri kadınlardan veya kızlardan birine sarkıntılık ederse Türkler, o kişiyi tutup, birbirine yakın iki ağaç arasına (yere paralel gelecek şekilde) ayak bileklerinden ve koltuk altlarından sımsıkı gererler. Sonra o iki ağaçtan birini, aksi istikamete doğru baltayla, kökünden doğramaya başlarlar. Bir süre sonra, adamın ayak bilekleriyle bağlı olduğu ağaç yere devrilince, suçlu da, ortasından ikiye bölünerek ölür.”
Benim samimi inancıma göre Alevîler soy bakımından Türk, din bakımından Müslümandırlar. Şimdi, daha Müslüman olmayan kadının iffeti konusunda böylesine kesin, kaba, müthiş bir geleneğe bağlı yaşayan Oğuzlar, Müslüman olduktan sonra, bir odaya doluşacaklar, gecenin bir vaktinde bir köşede yanan mumu söndürerek, kim kimi tutarsa, altlı üstlü olacaklar ha? Bu safsataya inanmak için ya zır deli, ya hınzır ahmak olmak lâzım. Yazarken bile utandığımı bilmelisiniz.

 



Bu yazı 710 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Mart 2013 Allaha ısmarladık
    • 10 Mart 2013 Anıtkabir'de Kral Abdullah'ın gözyaşı
    • 4 Mart 2013 Hocalı'da Ermeni ve Rus vahşeti
    • 25 Şubat 2013 Ah Enver Ağabey!
    • 24 Şubat 2013 Sinoplu gençleri kim tahrik etti?
    • 18 Şubat 2013 Kemalizmin millet anlayışında dinin yeri yoktur
    • 4 Şubat 2013 Türk Olmak Şereftir
    • 21 Ocak 2013 Nazım Hikmet'e niçin saygı duyayım? -ll-
    • 14 Ocak 2013 A. Menderes'e tekme tokat dayak, Apo'ya renkli televizyon
    • 13 Ocak 2013 Terör biter mi dersiniz?
    • 31 Aralık 2012 Soner Yalçına Açık Mektup
    • 25 Kasım 2012 Turan Yazgan Hoca da...
    • 23 Ekim 2012 Fazıl Say cayırtısı
    • 21 Ekim 2012 MHP Devlet Bahçeli'yle büyümüyor, büyümeyecek!
    • 8 Ekim 2012 Atsız Şaman mıydı?
    • 1 Ekim 2012 Balyoz davasının hakimi ben olsaydım...
    • 9 Haziran 2012 Abdurrahim Karakoç (1932-2012)
    • 9 Nisan 2012 Ordumuzu siyasete bulaştırmamak
    • 1 Nisan 2012 Türk Ocakları 100 yaşında
    • 5 Mart 2012 Hocalı mitinginde bir yanlışımız

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,313 µs