En Sıcak Konular

Fuat Türker

Mücadele
Fuat Türker
20 Ağustos 2010

"Ey İman Edenler! Oruç Size de Yazıldı"



Ramazan ayı... İnsanlar için hidayet olan ve doğru yolu ve (hak ile batılı birbirinden) ayıran apaçık belgeleri (kapsayan) Kur'an onda indirilmiştir. Öyleyse sizden kim bu aya şahid olursa artık onu tutsun. Kim hasta ya da yolculukta olursa, tutmadığı günler sayısınca diğer günlerde (tutsun). Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez. (Bu kolaylık) sayıyı tamamlamanız ve sizi doğru yola (hidayete) ulaştırmasına karşılık Allah'ı büyük tanımanız içindir. Umulur ki şükredersiniz. (Bakara Suresi, 185)


Yüce Allah, "Ey iman edenler, sizden öncekilere yazıldığı gibi, oruç, size de yazıldı (farz kılındı). Umulur ki sakınırsınız." (Bakara Suresi, 183) ayetiyle orucu farz kılar. Oruç Allah ile kulu arasındaki bir ibadettir ve kişinin bu ibadetinin karşılığı ancak Rabb’imiz Katındadır. Oruç ibadetinin müminler için birçok hikmeti vardır. Allah için yaptığı bu ibadet, insanın manevi güç yaşamasına vesiledir.

Toplumda zamanla, gerçek İslam inancının ve ibadetlerin anlamı boşaltılmış, şeklen yaşanan bir din gelişmiştir. Dinin temel ibadetleri, bu görüşe sahip kişiler için amacından ve batınından çok zahiri yönüyle önemlidir. Örneğin bu kişiler için namaz hafif bir spor gibidir; insan vücuduna yararlıdır ve kılındığı zaman vücudun spor gereksinimi karşılanır. Namazın ruhunu boşaltıp, bu yönünü vurgulayan kişiler, ibadetlerin yararlı olduğu konusunda bilimsel kanıtlar ileri sürerler.

Namaz ibadetinde olduğu gibi, orucun batınındaki hikmetler üzerinde de fazla düşünmeyen kişiler, oruçla ilgili olarak da mideyi rahatlatma konusunda yararlı olduğunu söylerler. Belli bir zaman aç kalmak ve yılın belirli zamanlarında mideyi dinlendirmek bilimsel bir doğrudur. Ancak oruç bu değildir. Allah zaten kullarına zarar verecek bir şey buyurmaz.

Oruç, insanların Allah’ın nimetlerini ve rahmetini daha derin kavramalarına ve şükretmelerine vesiledir. Allah’ın insanlara Kur’an’la bildirdiği tüm buyruklarında olduğu gibi, oruçta da çok fazla hayır ve hikmetler vardır. Oruç da, iman sahiplerinin bu hikmetleri düşünmelerine ve bu şekilde imanda derinleşmelerine vesile olur.

İnsan yaşamı boyunca her an, Allah'ın rahmetiyle sunduğu sayamayacağımız kadar çok çeşitte ve lezzette nimetle muhatap olur. Oruç tutulan Ramazan ayında, insanlar kısa süreliğine de olsa bu nimetlerden uzak kalırlar. Böylece oruçla, kendilerine lütfedilen nimetlerin değerini daha iyi anlama olanağı bulurlar.

Oruç tutmayı aç kalmak ve açlığa tahammül etmek olarak algılayan bazı kişiler, gün içinde sergiledikleri asabi davranışlara mazeret olarak oruçlu olduklarını ileri sürerler. Oysa öfkelenebileceği bir olayla karşılaştığında, samimi mümin Allah’ın, “öfkenizi yenin” buyruğu gereğince öfkesini yener. O, ruhunu beslemek, kendisini Allah’ın hoşnut olacağı şekilde kontrol edebilmek ister.

Güzel ahlakı kazanabilmek için insan ruhunu beslemeli, terbiye etmeli ve üzerinde söz sahibi olabilmelidir. Sabırlı, özverili, cesur, dürüst olabilmek kararlılık gerektirir. Samimi iman sahibi, koşullar ne denli zorlu da olsa dengeli davranır, tevekkül ve sabır gösterir, davranışları son derece olumlu olur.

İmtihanın gereği olarak zayıf yaratılmıştır insan; uykusu gelir, acıkır, yorulur… Zaaflarını yenerek Allah’ın hoşnutluğu amacıyla kendisini kontrol edebilen insan, ruh terbiyesinin ilk adımını atmıştır. Bu nedenle tüm diğer ibadetler gibi, oruç tutmak da kişinin imanının derinleşmesine vesile olur.

Ramazan, samimi inananlar için gerçekten Yüce Allah’a yakınlaşmaya bir vesiledir. Oruç tutan insan her an Rabb’imizin beğendiği üstün ahlaka uygun davranışlar sergilemeye, nefsinin tutkularından sakınmaya çalışır. Şeytanın taktiklerine karşı dikkatli ve şuurludur, vicdanının her zaman doğruyu fısıldayan sesine kulak verir. İçi titreyerek hissettiği Allah korkusu ve sevgisi, inanan insanın Allah’ın sınırlarını koruma konusunda titizlik göstermesine neden olur.


Ramazan Güzel Ahlaka Ulaştırır


Samimi mümin, Rabb’i ile kurduğu bağlantı nedeniyle O'nun hoşnutluğunu kaybedecek bir davranışta bulunmaktan ve nefsinin sınır tanımaz kötülüklerinden sakınır. Hayır düşünür ve salih amellerde bulunur. Allah’ın gizlinin gizlisini ve içindekini de bildiğini kavramış olduğundan, bu ahlak özelliklerinden hiçbir durum ve koşulda ödün vermez.


Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) de, müminlerin sahip olması gereken güzel ahlakın önemini, “Ruhumu kudret altında tutan Allah'a yemin ederim ki cennete sadece güzel ahlak  sahipleri girer.” (Tirmizi; Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s.792) hadis-i şerifiyle belirtmiştir. Müminler de üstün ahlak özelliklerine sahip olmak için gayret gösterir ve güzel özelliklerini gördüklerinde birbirlerine cenneti hatırlatırlar.


Ramazan ayının manevi havası nedeniyle insanlar boş söz ve boş işlerden kaçınır, Allah’ı daha fazla anar, daha fazla infak eder, salih amellerde bulunurlar.

Kuşkusuz söz ettiklerimiz, yalnızca Ramazan ayına özel ibadetler ve güzel davranışlar değildir, olmamalıdır. Hiçbir çıkar gözetmeden yalnızca Rabb’in rızasını arama, Allah’ın sınırlarını koruma konusunda sadık ve kararlı olmalıyız. Aksi halde ‘Allah’a bir ucundan ibadet eden’ kişilerin durumuna düşebiliriz. Bu tehlikeye karşı dikkatli olalım; yalnızca bu kutlu ayda değil her zaman adımımızı “Allah’ı mı razı ederim yoksa şeytanı mı memnun ederim?” diye düşünerek atalım ve her zaman vicdanımızı tam kapasitede kullanalım…

Ramazan günlerinin, Allah dilemediği takdirde hiçbir şeye malik olamayacağımızı, tüm nimetler için O’nun lütfuna muhtaç olduğumuzu daha iyi kavrayacak ahlaka ulaşmamıza vesile olmasını diliyorum...


Fuat Türker





Bu yazı 770 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 22 Mayıs 2014 Somanın Ardından
    • 13 Şubat 2014 Mesleğimiz Uhuvvet Değil mi?
    • 9 Ocak 2014 Cephemizin Sinesinde İman Bir...
    • 13 Kasım 2013 Ortak Akıl; İstişare
    • 1 Eylül 2013 Müslümanlar İçin Başka Çözüm Yok!
    • 21 Temmuz 2013 Berekete Şükür Ayı; Ramazan
    • 3 Nisan 2013 Müslümanların Derdiyle İlgilenmeyen Onlardan Değildir
    • 15 Mart 2013 Korkma, Ebedi Varsın!
    • 17 Şubat 2013 En Büyük Kuvvet; İhls ve Samimiyet
    • 28 Ocak 2013 Asla Kopmayan Kulp; İttihad-ı İslam
    • 19 Aralık 2012 21 Aralık Son mu Başlangıç mı?
    • 19 Kasım 2012 Zulmedenler
    • 10 Kasım 2012 Kur’an Kinatı Okuyor
    • 26 Ekim 2012 Bayramın Ruhu
    • 6 Ekim 2012 İttihad-ı İslam Nedir?
    • 25 Eylül 2012 Allah Dinini Facir Eliyle De Kuvvetlendirir
    • 8 Eylül 2012 Kainat Merhametle Başlar
    • 22 Ağustos 2012 Bu Bayramda Vicdanımız Rahat mıydı?
    • 27 Temmuz 2012 Ramazan Bereket Sofrasıdır
    • 30 Haziran 2012 Susmak mı Karşı Durmak mı?

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,791 µs