En Sıcak Konular

Yavuz Bülent Bakiler
Konuk Yazar-Türkiye
Yavuz Bülent Bakiler
28 Haziran 2010

PKK hangi devletin taşeronu?



Başbakanımız, PKK’nın bir taşeron kuruluş olduğunu söyleyince, basınımızın bazı kalemleri ısrarla sormaya başladılar: “PKK kimin, hangi devletin taşeronu ise, Başbakan bunu açıklasın!” diye yazdılar.
Taşeron, Fransızca bir kelime “Büyük bir işin bir bölümünü yapmayı, asıl müteahhitten kendi üzerine alan ikinci müteahhit” demektir.
Doğu ve Batı dünyasının Türkiye üzerindeki büyük siyasetlerini bilmeyenlere bu sorunun cevabını anlatmak kolay değil. Başka yazılarımda da zaman zaman açıklamaya çalışmıştım. Birçok Doğulu ve Batılı devletin, Türkiye üzerindeki değişmez emelleri, bizi Anadolu topraklarından tamamen söküp atmaktır. Malazgirt Savaşından sonra, Doğulu ve Batılı Hristiyan devletlerin yürüttükleri bu siyasetin ismi: ŞARK MESELESİ’dir. Önce Selçuklu, sonra Osmanlı orduları, bütün Hristiyan dünyasının en mukaddes topraklarına sahip oldular. Anatoliya’yı Anadolu yaptılar. Papa Piyerletmit, 1071 Malazgirt Zaferinden 25 yıl sonra, Hristiyan devletlerin ordularını üzerimize saldırttı. Tarihte Haçlı Seferleri denilen 9 ayrı taarruzun asıl maksadı Anadolu’yu Müslüman Türk’lerden dolayısıyla Müslüman Kürt’lerden tamamen temizlemekti. Haçlı orduları, bazan üzerimize 500 bin kişilik kuvvetlerle sadırdılar. Bu taarruzlar, 9 Haçlı Seferiyle sınırlı kalmadı. Romen devlet adamlarından Djuvara (Cuvara) Sorbon Üniversitesi tarih kürsüsünde, ilim adamları önünde belgelere dayanarak ispat etti ki, Hristiyan devletler, 1096-1912 yılları arasında, Türkleri Anadolu’dan Asya bozkırlarına sürmek için tam 100 plan hazırladılar. Onun o ilmî çalışması, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları arasında: TÜRKİYE’Yİ PARÇALAMA PLÂNLARI ismiyle çıktı. Fiyatı galiba 5 liradır. Mutlaka okunması gereken bir kitap. Şimdi burada açıkça yazıyorum: Türkiye’yi bölme, parçalama siyasetinin bir taşeronu yoktur. Pek çok taşeronu vardır. Ve bu taşeronların pek çoğu, bizim NATO’dan müttefiklerimizdir. Bu hain bu amansız taşeronlar: Bulgaristan, Yunanistan, Kıbrıs Rum Bölümü, Ermenistan, İtalya, Fransa, Almanya, Belçika, Hollanda, İngiltere, Rusya, Çin, Romanya, Suriye, Irak, İsveç ve Amerika Birleşik Devletleridir. PKK, bu devletlerin koruduğu, teşvik ettiği ikinci taşerondur.
Mesela, Fransa’da 12, Hollanda’da 19, İngiltere’de 12, İtalya’da 6, Norveç’te 6, Romanya’da 5, Yunanistan’da 10 Kürtçü teşkilat var. Ve bu devletlerin hiçbirinden, bir PKK’lı yakalanarak Türkiye’ye teslim edilmedi. Apo’yu idam edilmemek şartıyla bize postalayanların maksadı, onun, kendi yoldaşlarıyla daha kolay ve çabuk temas kurması içindi. Nitekim istedikleri gibi de oldu.
Ali Külebi’nin TÜRKÇE JEOPOLİTİK isimli önemli kitabının 168-169 sayfalarında şu tesbiti yer alıyor: Dünden bugüne PKK teröristlerinden 36.563 silah ele geçirilmiştir. Tüfeklerin % 71.6’sının Rusya ve BDT, % 14.7’sinin Çin, % 3.6’sının Macaristan, % 3.6’sının Bulgaristan malı olduğu anlaşılmıştır. Roketatarların: % 85.3’ünün Rusya, % 5.4’ünün Irak, % 2.5’inin Çin malı olduğu görülmüştür. Tabanca ve makineli tabancaların Çekoslovakya, İspanya, Mayınların % 60.6’sının İtalya, % 28.3’ünün Rusya, % 6.2’sinin Almanya kaynaklı, el bombalarının ise, % 72’sinin Rusya, % 19.8’inin ABD, % 8’inin ise Almanya orijinli olduğu anlaşılmıştır. Ama bazı siyasiler ve köşe yazarları hâlâ “PKK kimin taşeronudur” diye sormaktadırlar. Sahi PKK hangi devletin taşeronu?

Büyük belaların, felaketlerin önündeyiz 
 
Ah keşke, şu yazdıklarımın gerçekle hiçbir ilgisi bulunmasa! Ah keşke, ben yanılmış olsam!
Türkiye, çok sıkıntılı günler geçiriyor.
Gazetelerde yazılanları okuyorum! Radyolarda ve televizyonlarda söylenenlere kulak veriyorum. Görüyorum ki, bizi aptal yerine koymak isteyenler var. PKK’nın kanlı eylemlerini Doğu ve Güneydoğu Anadolu’muzun geri kalmışlığına bağlayanlar ortalıktalar. Kürt kimliği, Kürtçe, Kürt kültürü üzerinde söz söyleyenleri utanarak dinliyorum. Velhasıl “cambaza bak“ diyenler çoğunlukta. Halbuki gerçek şudur: Başka devletlerin taşeronu olan PKK ve yandaşları Türkiye topraklarını bölmek, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’muzda, yeni bir Kürt devleti kurmak istiyorlar. Elbette bütün Kürtler böyle düşünmüyorlar. Devletimizi milletimizi ve bütün vatan topraklarımızı, en az bizim kadar seven değerli Kürt kardeşlerimiz, arkadaşlarımız, dostlarımız, akrabalarımız da var. Ama PKK ve yandaşları Türk’ü, Türkçe’yi, Türkiye’yi, Türk bayrağını... kat’iyyen sevmiyorlar. Bunlar devlet kurmayı, turşu kurmak gibi bir iş sanıyorlar. Elbette aldanıyorlar.
PKK sözcüleri, bize Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun geri kalmışlığından bahsediyorlar. Bizim Orta Anadolu’muzda, Batımızda, Kuzeyimizde... Doğu Anadolu’muzdan daha geri olan köylerimiz, kasabalarımız, şehirlerimiz var. Doğunun geri kalmışlığından şikâyet edenler, oralarda elektrik trafolarının, yol makinelerinin neden yakıldıklarını, mühendislerimizin, öğretmenlerimizin, askerlerimizin, polislerimizin... neden öldürüldüklerini açıklamıyorlar. Dillerine doladıkları Kürt Kimliği de, Kürtçe de, Kürt kültürü de boş lâflardan ibarettir. Bin yıl beraber yaşadığımız insanların hâlâ Türkçe bilmemeleri, Türkçe konuşamamaları neyin ifadesi? Kürt vatandaşımızın okumasını, iş sahibi olmasını, istediği yere gitmesini ve yerleşmesini, milletvekili, bakan, başbakan ve cumhurbaşkanı olmasını engelleyen kanunlar mı var? Bizim kaç bakanımız, başbakanımız, kaç cumhurbaşkanımız Kürt asıllı değil miydi?
Ben samimiyetle inanıyorum ki devletimiz Doğu ve Güneydoğu Anadolu’muzun bütün yollarını altınla kaplatsa, şehirlerimizin her birine 10 bin işçi çalıştıran yeni fabrikalar kursa... bu ihanet kumkuması durmayacaktır.
Batının bütün Hristiyan devletleri, PKK ihanetini neden destekliyorlar? Bunun hem iktisadî, hem de siyasî sebepleri var:
Bizim, bütün enerji kaynaklarımız Doğu Anadolu’muzdadır: Keban, Karakaya, Atatürk Barajlarımız orada. Bütün o barajlar kaybedilirse, bırakınız fabrikalarımızı, evlerimizdeki buzdolaplarımızı bile çalıştıramayız. Türkiye, toplu iğnesini, kalemini, silgisini bile Avrupa’dan alan geri bir ülke olur. Batının açık pazarı hâline gelir.
Peki doğudaki enerji kaynaklarımızı, madenlerimizi, petrol yataklarımızı Batı devletleri Kürt kardeşlerimize bırakırlar mı? Bırakırlar diyenler, Irak faciasını görmeyen budala körlerdir. Ya Ermenistan’ın ve İsrail’in Doğu ve Güneydoğu Anadolu üzerindeki büyük devlet politikaları? Türkleri de, Kürtleri de bu PKK gafleti yüzünden büyük, çok büyük belâlar, felâketler bekliyor. Gün, aklımızı başımıza alma günüdür.

 

Not: Yazarın 26-27 Haziran 2010 tarihlerinde Türkiye Gazetesi'nde yayımlanan yazıları burada birleştirilmiştir.



Bu yazı 789 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Mart 2013 Allaha ısmarladık
    • 10 Mart 2013 Anıtkabir'de Kral Abdullah'ın gözyaşı
    • 4 Mart 2013 Hocalı'da Ermeni ve Rus vahşeti
    • 25 Şubat 2013 Ah Enver Ağabey!
    • 24 Şubat 2013 Sinoplu gençleri kim tahrik etti?
    • 18 Şubat 2013 Kemalizmin millet anlayışında dinin yeri yoktur
    • 4 Şubat 2013 Türk Olmak Şereftir
    • 21 Ocak 2013 Nazım Hikmet'e niçin saygı duyayım? -ll-
    • 14 Ocak 2013 A. Menderes'e tekme tokat dayak, Apo'ya renkli televizyon
    • 13 Ocak 2013 Terör biter mi dersiniz?
    • 31 Aralık 2012 Soner Yalçına Açık Mektup
    • 25 Kasım 2012 Turan Yazgan Hoca da...
    • 23 Ekim 2012 Fazıl Say cayırtısı
    • 21 Ekim 2012 MHP Devlet Bahçeli'yle büyümüyor, büyümeyecek!
    • 8 Ekim 2012 Atsız Şaman mıydı?
    • 1 Ekim 2012 Balyoz davasının hakimi ben olsaydım...
    • 9 Haziran 2012 Abdurrahim Karakoç (1932-2012)
    • 9 Nisan 2012 Ordumuzu siyasete bulaştırmamak
    • 1 Nisan 2012 Türk Ocakları 100 yaşında
    • 5 Mart 2012 Hocalı mitinginde bir yanlışımız

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,752 µs