En Sıcak Konular

Yavuz Bülent Bakiler
Konuk Yazar-Türkiye
Yavuz Bülent Bakiler
14 Aralık 2009

MHP ve BBP mutlaka birleşmelidirler



Başlığa bakar bakmaz, bazı kişilerin öfkeleneceklerini elbette biliyorum. Şunun-bunun öfkelenmesi umurumda değildir. Ben, milletimizin menfaatini düşündüğüm için böyle inanıyor, inandıklarımı da apaçık cümlelerle yazıyorum: Evet MHP ile BBP, mutlaka birleşmelidirler. Bu birleşmenin kolay olmadığını biliyorum. Ama binde bir dahi olsa, bir ihtimali dikkate alarak yazıyorum.
Bu konuyu, rahmetli Muhsin Başkanın vefatından önce de bu sütunda dile getirmeyi düşünüyordum... İstanbul’da, bir iftar sofrasında yan yana oturuyorduk. MHP ile BBP’nin neden birleşmeleri gerektiğini açıkladıktan sonra kendisine dedim ki:
-Bunları, gazetemdeki köşemde de yazmak istiyorum.
-Sakın yazma ağabey dedi. Çünkü bu iş olmaz! Boşuna yorulma!
-Neden olmaz?
Çünkü Devlet Bey, birleşmemizi kat’iyyen istemiyor!
Üstelemedim. Ama yıllardan beri bu düşünceden de sıyrılamadım.
Muhsin Başkan’ın vefatından sonra, İstanbul’da, bazı BBP ileri gelenleri, beni telefonla aradılar.
-Kabul ederseniz partinin başına sizi geçirmek istiyoruz. Bu konuyu oturup görüşebilir miyiz? dediler.
-Bin defa teşekkür ederim ama, benden parti genel başkanı olmaz! Önce yaşım, sonra sağlığım müsait değil. Üstelik ben, siyasetin de mağluplarındanım. Kendinize lütfen daha iyi bir genel başkan arayın!
Eğer vasıflarım müsait olsaydı da, beni BBP Genel Başkanlık mevkiine getirselerdi, yapacağım ilk iş, teşkilatıma günlerce dil dökerek MHP’ye katılmak için çırpınmak olurdu. Kendim, bu birleşmenin dışında kalırdım. Genel idare kurulundaki arkadaşlarıma da aynı tavsiyede bulunurdum. Sonra Devlet Bahçeli’ye derdim ki:
-Bizlerden başka kimlerin yeni MHP’de bulunmasını istemiyorsanız lütfen söyleyin. Onları da bu birleşmenin dışında tutalım. Çünkü bu birleşmeden sizin en küçük bir şüphe duymanızı, rahatsız olmanızı istemiyoruz!
Devlet Bahçeli ve çevresi, sanıyorum ki bu teklifimize itiraz etmezdi.
Şimdi bana göre, en büyük fedakârlık BBP Genel Başkanı Yalçın Topçu’ya ve yakın arkadaşlarına düşüyor. Kendileri için büyük bir fedakârlıkta bulunarak, yani, kendileri bir tarafa çekilerek bu birleşmeyi sağlamalıdırlar. Hatta Devlet Bahçeli’ye, önümüzdeki milletvekili seçimlerine de kat’iyyen katılmayacaklarına dair teminat vermelidirler. Bu çok önemli. Çünkü Devlet Bahçeli, MHP içinde, hiç kimsenin Genel Başkanlık için en küçük bir düşünceye kapılmasını kat’iyyen istemiyor.
Böyle kişilerin, partiye üye olarak yazılmalarına bile karşı çıkıyor.
Türkiye olarak çok zor günlerden geçiyoruz. MHP, bir tek oy bile kaybetmeden, daha güçlü bir ekiple Meclisimizde olmalıdır. Mehmetçiklerimizin vatan için şehit düştükleri şu günlerde, siyasilerimizin fedakârlıklarına da şiddetle ihtiyacımız var! Devlet Bahçeli’den ve Yalçın Topçu’dan fedakârlık beklemek, milletimizin, devletimizin bugünü ve yarını için elzem ötesi elzemdir.

MHP’den niçin kovuldum? 
 
BBP-MHP birleşmesinde, neden bütün fedakârlık Büyük Birlik Partisine düşüyor? Bu sorumun cevabını, benim MHP’den kovulma sebebini okuduktan sonra siz de rahatlıkla vereceksiniz...
Galiba altı yıl kadar önceydi. Bir gece, İstanbul milletvekili Mehmet Gül, evime telefon açtı:
-Sizi, Genel Başkanımız Sayın Bahçeli’nin talimatıyla arıyorum. Partimizin yeni Merkez Karar Yürütme Kurulunda sizi de aramızda görmek istiyoruz. Kabul eder misiniz? diye sordu.
-Şerefle! Memnuniyetle! dedim. Yalnız, genel kongreniz bu pazar yapılacak. Aynı gün, benim Konya’da bir konferansım var. Kongrenizde bulunamayacağım.
-Önemli değil! Önemli değil! Şimdiden MKYK üyeliğinizi tebrik ederim! dedi.
Böylece genel kongreye katılmadan, partinin en yetkili kuruluna, Devlet Bahçeli’nin isteği üzerine girmiş oldum. Üyeliğim iki yıl devam etti. Yeni genel kongrenin arefesinde, söz aldım. Başkanlık kürsüsünde Bahçeli vardı. Onun ve bütün kurul üyelerinin önünde dedim ki:
-Üç konu üzerinde tenkitlerim olacak. Dikkate alınmasını istirham ediyorum:
Bizim milletvekillerimiz, konuşmalarında, zaman zaman Nâzım Hikmet’ten mısralar okuyorlar. Bu bize yakışmıyor. Nâzım Hikmet’in pek çok sahibi var. Nâzım’ı sahiplerine bırakmalıyız. Biz de onların arasına katılmamalıyız!
İkinci tenkidim Cemal Enginyurt üzerine olacak! Kimdir bu Cemal Enginyurt? Biz, bir taraftan: “Türklük gurur ve şuuru, İslâm ahlâk ve fazileti” üzerinde duruyor, öte taraftan, bu özellikleri çiğneyen davranışlar içine giriyoruz. Bu Cemal Enginyurt, hem de TBMM bahçesinde Sadi Somuncuoğlu’nun yakasına nasıl yapışır? Cemal Enginyurt’un yaşı kadar Somuncuoğlu’nun bu davaya hizmeti var. Yani Sadi Somuncuoğlu, bu Mecliste katılacağı bir seçim için, gidip bu Enginyurt’tan izin mi isteyecekti? Bu partide, herkes haddini bilmelidir. Ülkücü harekette, böylesi kabalıkların, böylesi saygısızlıkların yeri yoktur.
Üçüncü tenkidim, Sayın Genel Başkanımızın konuşmaları üzerine olacak.
Sayın Genel Başkanımız, ne zaman Meclis Grup toplantılarında kürsüye çıksa, konuşmalarını yazılı olarak yapıyor. Ne zaman bir basın toplantısına, bir meydan mitingine katılsa önündeki metine bağlı kalarak konuşuyor. Olmaz! Olmaz! Olmaz! Genel Başkanımız, kendisine çevrilen kameralara bakarak irticalen konuşmalı. Genel Başkanımız, kendisini dinleyenlerin gözlerine bakarak konuşmalı. Kâğıda bağlı olarak yapılan konuşmalarda, hitabet %30 nisbetinde gücünden kaybeder. Ben burada, kendilerinden istirham ediyorum. Bundan böyle, lütfen irticalen konuşsunlar!
Yerime oturduğumda Devlet Bahçeli söz alarak dedi ki:
-Yanlış anlaşılmamak için, daha bir süre, yazılı konuşmak mecburiyeti vardır. Oturduğum yerden yüksek sesle itiraz ettim:
-Olmaz Sayın Genel Başkan, olmaz! Lütfen irticalen konuşunuz!
MKYK’nın o toplantısından sonra Genel Kongreye gidildi. Ben o genel kongreye katılmıştım. Ama adım yeni MKYK listesinde yoktu. Devlet Bahçeli, beni resmen kurul üyeliğinden kovmuştu. Çok güldüm.
Geçen yıl, Ankara’da Hacı Bayram camiinde, türbe önünde zarif bir hanımefendi yanıma yaklaşarak dedi ki:
-Efendim ben, MHP Kadın Kolları Genel Başkanlığına seçilmiştim. Eşim eski bakanlarımızdandır. Sizin, Ankara’da kadınlarımıza bir konuşma yapmanızı istedim. Genel sekreterimiz Cihan Paçacı: “Hizipçileri bu partide konuşturmayın, olmaz!” dedi. Genel Başkana çıktım. O da sizin hizipçi olduğunuzu söyledi. İstifa etmek mecburiyetinde kaldım!..
Çok şaşırdım. Ben daha çok birleştirici olmak için o tenkidleri yapmıştım. D. Bahçeli’nin daha çok tesirli olmasını istemenin Hizipçilik olduğunu bin yıl yaşasam anlayamam. Devlet Bahçeli çok zor bir genel başkan.

Not: Yazarın,Türkiye Gazetesi'nde 12-13 Aralık 2009 tarihinde yayımlanmış yazıları burada birleştirilmiştir. 

 

 



Bu yazı 1,638 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Mart 2013 Allaha ısmarladık
    • 10 Mart 2013 Anıtkabir'de Kral Abdullah'ın gözyaşı
    • 4 Mart 2013 Hocalı'da Ermeni ve Rus vahşeti
    • 25 Şubat 2013 Ah Enver Ağabey!
    • 24 Şubat 2013 Sinoplu gençleri kim tahrik etti?
    • 18 Şubat 2013 Kemalizmin millet anlayışında dinin yeri yoktur
    • 4 Şubat 2013 Türk Olmak Şereftir
    • 21 Ocak 2013 Nazım Hikmet'e niçin saygı duyayım? -ll-
    • 14 Ocak 2013 A. Menderes'e tekme tokat dayak, Apo'ya renkli televizyon
    • 13 Ocak 2013 Terör biter mi dersiniz?
    • 31 Aralık 2012 Soner Yalçına Açık Mektup
    • 25 Kasım 2012 Turan Yazgan Hoca da...
    • 23 Ekim 2012 Fazıl Say cayırtısı
    • 21 Ekim 2012 MHP Devlet Bahçeli'yle büyümüyor, büyümeyecek!
    • 8 Ekim 2012 Atsız Şaman mıydı?
    • 1 Ekim 2012 Balyoz davasının hakimi ben olsaydım...
    • 9 Haziran 2012 Abdurrahim Karakoç (1932-2012)
    • 9 Nisan 2012 Ordumuzu siyasete bulaştırmamak
    • 1 Nisan 2012 Türk Ocakları 100 yaşında
    • 5 Mart 2012 Hocalı mitinginde bir yanlışımız

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,490 µs