En Sıcak Konular

Yavuz Bülent Bakiler
Konuk Yazar-Türkiye
Yavuz Bülent Bakiler
30 Kasım 2009

Dersim isyanı dolayısıyla...



İsyan yüklü bayramlar
 
Dünyada, iç isyanlarla sarsılmayan ülkeler var mıdır acaba? Yalnız biliyorum ki, iktisaden ve fikren geri kalmış ülkelerde, isyanlar çok görülüyor. Mesela bugün, demokrasinin beşiği sayılan İngiltere’de bile, geçmiş asırlarda, çok şiddetli ayaklanmalar oldu. Demokrasi, İngiltere’ye öyle güle oynaya gelmedi. Fransa da demokrasiye kolay girmedi. 1789 Fransız ihtilalinin sancıları, ülkeyi zaman zaman yaşanmaz hâle getirdi. Ama bugün, İngiltere’de, Fransa’da, Almanya’da ne orduların bir darbe yapmaları muhtemeldir, ne de, devlete karşı bir halk ayaklanması olabilir.
Baltık ülkelerinde de rejim artık oturmuştur. Mesela: İsveç’te, Norveç’te, Danimarka’da, orduların darbe yapacağına, halkların devlete baş kaldıracağına kim inanabilir?
Fakat, iktisaden ve fikren geri kalmış ülkelerde, hem orduların, hükümet darbeleri yapmaları her zaman mümkündür, hem de cahil halkın, çok basit sebeplerle devlet güçlerine baş kaldırması olağan hallerdendir.
Uzağa gitmeye ne gerek var; bizim imparatorluk devrimiz, Milli Mücadele yıllarımız, Cumhuriyet dönemimiz askeri darbelerle, halk ayaklanmalarıyla yaralı değil mi? İmparatorluk devrimizdeki Yeniçeri isyanlarını, halk ayaklanmalarını, ancak bir kitap hacminde yazabiliriz. Millî Mücadele yıllarımızdaki halk ayaklanmaları da bir hayli kabarıktır. Milli Mücadelemizin ve genç cumhuriyetimizin halk ayaklanmalarından ve askerî darbelerden çektikleri, düşman başına.
1919 yılından itibaren, hem bazı Kürt toplulukların, hem de Türk soylu cahillerin, gafillerin, hainlerin isyanlarından, milletimiz çok çekti. Bir ara ben, o aptalca, ahmakça isyanları: SU TESTİLERİ isimli bir kitapta anlatmayı çok düşünmüştüm. SU TESTİLERİ, su yolunda kırıldılar.
Şimdi, hayretle görüyorum ki, bir takım insanlar, inatla ve ısrarla sadece Doğu Anadolu’daki Kürt isyanlarını, birin üzerine bin koyarak dövüne dövüne yazıp anlatıyorlar.
Hiçbir devlet, isyan bayrağı açan vatandaşlarını güler yüzle ve bir deste çiçekle karşılamadı, karşılamıyor, karşılamayacak. İsyan hareketlerinde, insanların soyları-sopları önemli değildir. İşte size Millî Mücadele yıllarımızda Türk asıllı isyancılardan, isyan hareketlerinden birkaç örnek:
1919 yılında, Bayburt’ta, Şeyh Eşref ayaklanmasını devlet şiddetle bastırdı. Aynı yıl içinde Konya Valisi Cemal’in ve Ayan üyesi Zeynel Abidin Hoca’nın isyanıyla birlikte, Delibaş ayaklanması da tepelendi.
1920 yılında Yozgat’ta Çapanoğlu Edib Bey ve kardeşinin 7.5 ay süren isyan hareketi dibinden kurutuldu.
1920 yılında Afyonkarahisar’da Çopur Musa, Simav’da Şalgam oğulları devlete başkaldırdıkları için yok edildiler. Edremit’te, Manyas’ta, Düzce’de, Nallıhan’da, Beypazarı’nda, Bolu’da, Zile’de, İnegöl’de, Yenihan’da başlayan isyanlar, kanla bastırıldı. Batı’da Demirci Mehmet Efe isyanı da büyümeden yok edildi.
Anzavur ayaklanmasını, Çerkez Ethem başkaldırmasını bilmeyen mi var? Peki ne olacaktı? Devlet Orta Anadolu’da, Batı Anadolu’da başlayan isyan hareketlerini şiddetle bastıracaktı da Doğu Anadolu’daki isyanlara, selam mı duracaktı? Alkış mı tutacaktı?
 
Dersim isyanı dolayısıyla... 
 
Dersim isyanının dehşetinden, ilk defa 1955 yılında haberdar oldum. Hukuk Fakültesi’nin 1. sınıfındaydım. DOĞU İLLERİ VE VARTO TARİHİ’nin yazarı M.Şerif Fırat‘ın oğluyla aynı sınıftaydık. Babasının kitabını ondan alıp okudum. Sonra, Türk Ocağı çalışmalarına canla başla katılan ve ısrarla Türk olduklarını söyleyen Dersimli Zaza arkadaşlarım vardı. O kanlı isyanı onlardan da dinledim. Seyit Rıza isyanında öldürülenlerin “binlerce kişi” olduğunu söylüyorlardı.
Yıllarca sonra, bazı kişiler, Dersim isyanında, on bin Alevi Kürt’ün öldürüldüğünü iddia ettiler. Zamanla bu rakam, 20 bin oldu. Sonra 30 bin, 40bin, 50 bin, 60 bin dediler. 2009 yılında TV programlarında konuşan bazı kişiler, 70 bin kişinin öldüğünü söylüyorlar. İnanıyorum ki 2030 yılında, kayıtsız-şartsız 100 bin kişi öldürüldü diyeceklerdir.
Ermeni dostlarımızın da soykırım iddiaları böyle değil mi?..
Dersim isyanının 1937 yılında başladığını göstermek yanlıştır. Çünkü Dersim, isyancıların fokur fokur kaynadığı bir ocak oldu. Evlerinde MEYDAN LAROUSSE bulunanlar, o sözlüğün 3. cildinin 583-584. sayfalarını açıp okusunlar. Dersim’de ilk isyan 1877 yılında çıkmış. Sonra 1878-1885-1907-1909-1916-1930 yıllarında birtakım kişiler, devletimize isyan etmişler. Son isyan, 1937 yılında, Seyit Rıza’nın ve adamlarının marifeti. Doğrusu Seyit Rıza’nın seyitlikle kıl kadar bile alakası yoktur. Çünkü onun, seyit sayılması için hem Arap olması, hem de Hazreti Hüseyin’in soyundan gelmesi şarttır. Rıza ise, bizim Kürt asıllı bir Alevi vatandaşımızdır. Bir kelebek, ne dereceye kadar kartal sayılırsa, Kürt asıllı Rıza da işte o kadar Seyit’tir.
Ben bir tarihçi değilim. Sosyolog etiketim de yok. Elbette yanılabilirim. Ama bana göre, bir insan hem Kürt, hem de Alevi olmaz, olamaz.
Sebeplerini, bir başka yazımda açıklarım. Yalnız şu kadarını belirteyim ki, bugünkü Alevi zamahının veya semahının Alevilikle hiçbir ilintisi yoktur. Zamah, yüzde yüz bir Türkmen oyunudur. Türkmenistan’a gittiğimde gözlerimle gördüm. Çekimini yapıp devlet televizyonunda da, STV’de de gösterdim. Türkmenistan’da Türkmen kardeşlerimizin KUŞ TEPTİ isimli oyunlarına bizim Alevilerimiz, dini bir kıyafet giyindiriyor, Türk’ün sazı ve Türküleriyle onu zamah diye icra ediyorlar. Suriye’de de, Irak’ta da, Mısır’da da Aleviler var. Oralarda niçin saz ve zamah yok?.. Arap ne bilir Türk’ün oyununu ve sazını. Dersim isyanını, 72 yıl sonra, büyük bir öfkeyle ortaya çıkaranların kursaklarında yeni isyanlar vardır.
Seyit Rıza ve adamları Fırat üzerindeki bir köprümüzü yakmasalardı, o köprü başındaki karakolumuzu basıp 33 askerimizi, kumandanlarıyla birlikte şehit etmeselerdi, Dersim faciası yaşanır mıydı? Kurunun yanında yaş da yanar mıydı?
Dersim harekâtını, Celal Bayar’ın üstüne yıkmaya çalışanlar var. Yanlıştır. “Bu mes’eleyi kökünden hallediniz” diye emir veren ve manevî evlâdı Sabiha Gökçen’i bile Dersim üzerine gönderen Atatürk’tür. Dersim ayaklanması keşke olmasaydı; ama oldu. Allah yurdumuzu, yeni Dersim ayaklanmalarından korusun niyazındayım.

 

Not: Yazarın Türkiye Gazetesi'nde yayımlanan,28-29 Kasım 2009 tarihli yazıları burada birleştirilmiştir.




Bu yazı 1,620 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Mart 2013 Allaha ısmarladık
    • 10 Mart 2013 Anıtkabir'de Kral Abdullah'ın gözyaşı
    • 4 Mart 2013 Hocalı'da Ermeni ve Rus vahşeti
    • 25 Şubat 2013 Ah Enver Ağabey!
    • 24 Şubat 2013 Sinoplu gençleri kim tahrik etti?
    • 18 Şubat 2013 Kemalizmin millet anlayışında dinin yeri yoktur
    • 4 Şubat 2013 Türk Olmak Şereftir
    • 21 Ocak 2013 Nazım Hikmet'e niçin saygı duyayım? -ll-
    • 14 Ocak 2013 A. Menderes'e tekme tokat dayak, Apo'ya renkli televizyon
    • 13 Ocak 2013 Terör biter mi dersiniz?
    • 31 Aralık 2012 Soner Yalçına Açık Mektup
    • 25 Kasım 2012 Turan Yazgan Hoca da...
    • 23 Ekim 2012 Fazıl Say cayırtısı
    • 21 Ekim 2012 MHP Devlet Bahçeli'yle büyümüyor, büyümeyecek!
    • 8 Ekim 2012 Atsız Şaman mıydı?
    • 1 Ekim 2012 Balyoz davasının hakimi ben olsaydım...
    • 9 Haziran 2012 Abdurrahim Karakoç (1932-2012)
    • 9 Nisan 2012 Ordumuzu siyasete bulaştırmamak
    • 1 Nisan 2012 Türk Ocakları 100 yaşında
    • 5 Mart 2012 Hocalı mitinginde bir yanlışımız

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,746 µs