En Sıcak Konular

Yavuz Bülent Bakiler
Konuk Yazar-Türkiye
Yavuz Bülent Bakiler
16 Kasım 2009

Türkçe-Kürtçe üzerine



Türkçe-Kürtçe üzerine 
 
Bir Alman Üniversitesinin yaptığı araştırmaya göre, dünden bugüne, yeryüzünde 5.651 dil konuşulmuş.
Türkçe, bu 5.651 dil zincirinin 11. halkasında bulunuyor. Türkçe’den daha çok konuşulan diller sırasıyla şöyle: Çince-İngilizce-Hindce-İspanyolca-Arapça-Rusça-Almanca-Japonca-Portekizce-Bengalce. (Yılmaz Öztuna-Büyük Türkiye Tarihi. Cilt: 11 Sayfa: 65) Dillerin yayıldıkları coğrafya dikkate alındığında, Türkçe 11. sıradan, 1. sıraya yükselmektedir. Adriyatik sahillerinden Çin sınırına kadar uzayan geniş bir coğrafyada, 200 milyon civarındaki insan, Türkçe konuşmaktadır...
İmparatorluk dilimiz bal gibi Türkçe’dir ve 120.000 (yüz yirmi bin) kelimeden ibarettir. Öztürkçe’de ise sade 3.175 (üç bin yüz yetmiş beş) kelime vardır. (Öztürkçe Sözlük-Ali Püsküllüoğlu/Bilgi Basımevi 1971) 120.000 kelimelik zengin bir Türkçe’yi bir tarafa bırakarak 3.175 sözcüklü bir dille düşünmeye konuşmaya yazmaya çalışmak gerçek anlamda gericiliktir, akılsızlıktır, milletimize devletimize en büyük ihanettir.
Türkiye’mizde son zamanlarda, bir de Kürtçe konuşmak, Kürtçe okuyup-yazmak isteği başladı. Sanıyorum ki, Türk nüfusunun % 100’ü, Kürt topluluğunun da çok, ama çok büyük bir bölümü Kürtçe’nin kelime miktarından haberdar değil. O kadar değil ki, geçenlerde YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan: “Kürtçe, Farsça, Arapça, Türkçe kelimelerden oluşan bir dildir!” dediği için, Kürt asıllı milletvekillerimizden Mir Mehmet Dengir Fırat, ağzını “Ohaaa!” diye açmış...
Önce bir yanlışı düzeltmek istiyorum: Prof. Yusuf Ziya Özcan’ın belirttiği gibi Kürtçe; Farsça-Arapça-Türkçe kelimelerden ibaret değildir. Kürtçe’de: Ermenice-Çerkezce-Gürcüce-Keldanice-Süryanice-Rusça-Rumca kelimeler de var. Peki Kürtçe kaç kelimeden ibarettir diye merak ediyorsanız Prof. Dr. Abdülhaluk Çay’ın 1996 yılında yayınladığı KÜRT DOSYASI isimli eserinin 119-120. sayfalarına bakmalısınız. Orada göreceksiniz ki Kürtçe üzerinde çok büyük bir hassasiyetle çalışan devletlerin başında Rusya bulunuyor. Neden diye sorarsanız, “Moskova, Kürt’ün kara kaşına-kara gözüne âşıktır da ondan” diye cevap veremem. Doğru cevabı: Moskova’nın Türk’e düşmanlığındandır... İşte o Moskova’nın Sen Petesburg Üniversitesi, Kürtçe üzerinde çok titiz bir çalışma yaptı. Görüldü ki: Kürtçe’de 8.378 kelime vardı. Bu kelimelerin % 22’si Farsça, % 21’i Arapça, % 12’si Türkçe, % 33’ü ise Süryanice, Ermenice, Rusça, Rumca, Çerkezce, Keldanice, Gürcüce’dir. 300 kelimenin ise nesebi belli değildir veya Kürtçe’dir.
Yazdıklarımı lütfen unutmayın: Türkiye’deki Kürt kardeşlerimizi 8-10 bin kelimenin kısırlığına çekip götürmek isteyenlerin, nasıl çok büyük bir yanlış içinde olduklarını görmekte gecikmeyeceğiz. Çünkü aşiret dilleri hep çıkmaz sokaklardır. Oralardan “ohaaa!” diyerek çıkılamaz.

Olur mu olmaz mı göreceğiz 
 
Dünkü yazımda, Rusya’da Sen Petesburg Üniversitesinin Kürtçe üzerine yaptığı bir araştırmanın neticesini dikkatinize sunmuştum. Yapılan araştırmalar, Kürtçe’de 8.378 kelime bulunduğunu ortaya çıkardı. Bu 8.378 kelimeden, Farsça, Arapça, Türkçe, Gürcüce, Rumca, Ermenice, Çerkezce, Süryanice, Rusça, Keldanice asıllı olanlar çıkarıldıktan sonra, geride 300 civarında Kürtçe kelime kalıyor.
Ben de biliyorum ki, dünyada saf dil yoktur. Her millet veya her topluluk, yakın-uzak milletlerin dillerinden kelimeler almış, onlara kendi dillerinden kelimeler vermişlerdir. Ama Sen Petesburg Üniversitesinin tespitinden anlıyoruz ki Kürtçe, karşımıza boynu bükük, ufak tefek bir dil olarak çıkıyor. Bilmelisiniz ki o, 8.378 kelimenin 300’ü değil de, 400’ü Kürtçe asıllı olsaydı bütün dünya milletleri ayaklansaydı bile, Rusya, tespit ettiği 400 kelimeyi 399’a indirmezdi. Rusya Kürtçe konusunda çok hassas.
Şimdi burada, bir an için kabul edelim ki, o 8.378 kelimenin hepsi de saf Kürtçe’dir. Peki ne olacak? 8.378 kelimelik bir dil, bir topluluğu, bir milleti ilimde, edebiyatta, felsefede, teknikte ileri götürebilir mi? Bu soruya aklı başında olan bir kimse “evet!” diye cevap veremez. Böyle yazdığım için birtakım Kürtçe sevdalıları bana cevap vermeye kalkışmasınlar. Oturup birazcık düşünmeye başlasınlar. Unutmasınlar ki, insanlar, kelimelerle düşünür, kelimelerle konuşur, kelimelerle yazarlar.
Namık Kemal’in çok doğru bir tespiti var. Diyor ki: “Bir insanın zekâsı, bildiği kelime sayısıyla orantılıdır. Yani bir insan ne kadar çok kelime bilirse, aklını da o nispette iyi kullanır. Ne kadar az kelime bilirse aklını kullanmakta zorluk çeker. Önüne konulan bir kitabı okusa bile anlayamaz. Kendisine anlatılanları kavrayamaz. Zayıf bir dile sahip olan insanlar, ancak, günlük basit ihtiyaçlarını giderebilirler. Edebî, ilmî, felsefî eserler veremezler.”
Namık Kemal, Osmanlı devletinin duraklamasını ve gerilemesini Türkçe’nin yeterli miktarda öğretilmemesine, sevdirilmemesine bağlıyor. Diyor ki: “Balkanlar’da öyle medreselerimiz oldu ki, âlimler, dil ilmini Arapça okur, talebelere Rumca anlatırlardı. Velhasıl dildeki gerilik milletimizin geri kalmasına sebep oldu.”
Hukuk fakültesinin 2. sınıfında, Ceza Hukuku Profesörümüz Faruk Erem’in anlattıkları, Namık Kemal’in iddialarını yüzde yüz doğrular nitelikteydi. Erem demişti ki: “Türkiye’de çok basit sebepler yüzünden cinayetler işleniyor. Açın okuyun günlük gazeteleri göreceksiniz; bizim insanımız bir karış toprak, bir tutam ot, bir salkım üzüm... yüzünden adam öldürüyor ve 18 yıldan 24 yıla kadar hapis yatıyor. Doğu ve Güneydoğu illerimizdeki kan davaları ve çok basit sebepler yüzünden işlenen bitmez tükenmez cinayetler, hep insanımızın doğru düşünememesinden, yani kelime dünyasının fakirliğinden kaynaklanıyor!”
“Ana dilde eğitim” diyerek, Kürt topluluğunu 8-10 bin kelimelik bir dil dünyasına çekenler, yarın dizlerini döveceklerdir. 8-10 bin kelimeyle ilim olur mu, edebiyat, sanat, felsefe olur mu, olmaz mı göreceksiniz!

Not: Yazarın Türkiye Gazetesi'nde yayımlanan,14-15 Kasım 2009 tarihli yazıları burada birleştirilmiştir.



Bu yazı 764 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Mart 2013 Allaha ısmarladık
    • 10 Mart 2013 Anıtkabir'de Kral Abdullah'ın gözyaşı
    • 4 Mart 2013 Hocalı'da Ermeni ve Rus vahşeti
    • 25 Şubat 2013 Ah Enver Ağabey!
    • 24 Şubat 2013 Sinoplu gençleri kim tahrik etti?
    • 18 Şubat 2013 Kemalizmin millet anlayışında dinin yeri yoktur
    • 4 Şubat 2013 Türk Olmak Şereftir
    • 21 Ocak 2013 Nazım Hikmet'e niçin saygı duyayım? -ll-
    • 14 Ocak 2013 A. Menderes'e tekme tokat dayak, Apo'ya renkli televizyon
    • 13 Ocak 2013 Terör biter mi dersiniz?
    • 31 Aralık 2012 Soner Yalçına Açık Mektup
    • 25 Kasım 2012 Turan Yazgan Hoca da...
    • 23 Ekim 2012 Fazıl Say cayırtısı
    • 21 Ekim 2012 MHP Devlet Bahçeli'yle büyümüyor, büyümeyecek!
    • 8 Ekim 2012 Atsız Şaman mıydı?
    • 1 Ekim 2012 Balyoz davasının hakimi ben olsaydım...
    • 9 Haziran 2012 Abdurrahim Karakoç (1932-2012)
    • 9 Nisan 2012 Ordumuzu siyasete bulaştırmamak
    • 1 Nisan 2012 Türk Ocakları 100 yaşında
    • 5 Mart 2012 Hocalı mitinginde bir yanlışımız

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,914 µs