En Sıcak Konular

Yavuz Bülent Bakiler
Konuk Yazar-Türkiye
Yavuz Bülent Bakiler
17 Ağustos 2009

Önce Atatürkçülere Atatürk’ü anlatmak lazım



Atatürk üzerine yazılan kitaplardan, sadece seksen beşini okuyabildim. Bu sayıyı yüz’e tamamlamak istiyorum. Okuduğum kitaplar için, tek taraflı bir seçici olmadım. Mesela CHP Edirne milletvekili Şeref Aykut’un KAMALİZM isimli kitabını da, Rıza Nur‘un Atatürk’le ilgili hatıralarını da dikkatle inceledim. Şeref Aykut, “Kamalizm, bütün dinlerin fevkinde (üstünde) bir yaşamak dinidir!” diye söze başlıyor, CHP’nin altı okunu, “Kamalizm dininin, altı esası gibi anlatıyordu.
Behçet Kemal Çağlar‘ın Atatürk Mevlüdü’nü de okudum:
“Ol Zübeyde Mustafa’nın anesi
Doğdu ondan ol güneş dürdanesi
.....
Kim bulasız eğerçi od’dan necat
Atatürk’e, Atatürk’e esselât.”
Edip Ayel ANT isimli şiirinde Atatürk’e hem “Peygamber” hem de “Allah” diyordu:
“Gazi bize bir din sun Türk felsefesinden”
“Türk ırkının en son, ulu peygamberi oldun”
“İnsanlar ölür, Türklüğe Allah olan ölmez”
İnönü Hükümetlerinin Milli Eğitim, Sağlık ve Dış İşleri Bakanlarından Dr. Rıza Nur’un Hayat ve Hatıratım ciltlerini ise utanarak, iğrenerek gözden geçirdim. Rıza Nur’un Atatürk düşmanlığını kelimelerle anlatmak mümkün değil.
Okuduklarım yanında, çeşitli toplantılara da katıldım, münakaşalara da girdim, Atatürk adına yapılan işleri, gerçekleştirilen darbeleri de yaşadım ve samimi olarak inandım ki biz millet olarak Atatürk’ü bilmiyoruz, tanımıyoruz. Herkesin dilinde Atatürk edebiyatı, herkesin elinde bir Atatürk resmi, yakasında bir Atatürk rozeti. Ama her ağızda, her kalemde, her hükümde başka bir Atatürk. Filin çeşitli yerlerinden tutan körlerin fili tarif ettikleri gibi garib bir Atatürkçülükle yatıp kalkıyoruz. Atatürk’ü, önce Atatürkçülere anlatmak lâzım.
Bana göre Atatürk’ün NUTUK isimli eseri, bütün liselerimizde ders olarak okutulmalı. Çocuklarımız, solucan’ın sindirim sistemini, terliksi hayvanın hareket tarzını öğrenmeden sınıf geçemiyor, üniversitelerimizde okuyamıyorlar. Büyük Nutuk, solucanların sindirim sistemleri kadar önemli değil mi acaba? Kültür Bakanlığında çalışırken, bir ara Bakanlıklar Arası Ortak Kültür Komisyonu’nda başkanlık yaptım. Komisyonun vazifesi yurt dışına gitmek için girdikleri yazılı sınavı kazanan öğretmenleri, bir de sözlü sınavdan geçirmekti. Komisyonda, her bakanlıktan bir temsilci vardı. Bir gün 25 öğretmenimize ayrı ayrı sordum ve hepsinden aynı cevabı aldım. Önce bütün öğretmenlerimiz komisyon karşısında, “Atatürkçü olduklarını“ söylemişlerdi. Ama hiçbiri Atatürk’ün NUTUK‘unu okumamışlardı. Atatürk üzerine yazılan bir tek, ama bir tek kitap ismi söyleyememişlerdi. Halk ifadesiyle “Kör nenem de böyle Atatürkçü olur”du.

Atatürkçülük silahı da artık bırakılmalıdır 
 
Atatürk’ü Koruma Kanunu Demokrat Parti devrinde çıktı. Adnan Menderes Başbakandı, Halil Özyörük de İçişleri Bakanı. Birtakım kendini bilmezler, Atatürk’ün büstlerini parçalamışlardı. CHP bunu mükemmel bir fırsat olarak bildi. İktidarı Atatürk silahıyla vurmaya başladı. İçişleri Bakanı Özyörük Meclis kürsüsünden dedi ki: “1938 yılından bugüne kadar (1950) Atatürk heykellerine 67 defa saldırıldı. Bu saldırıların 58’i eski iktidar zamanında vuku buldu. 9 taarruz da bizim iktidarımızda meydana geldi. Biliniz ki, biz bu saldırganlara hoşgörüyle bakmayacağız. Gereken kanunî tedbirleri alacağız!”
Adnan Menderes, Atatürk’ü Koruma Kanunu’nu Meclis’e getirdi. Celâl Bayar cumhurbaşkanıydı. Atatürk’ün son Başbakanıydı. Ve İslâm anlayışına göre, küfür sayılan bir inanış içindeydi: “Atatürk seni sevmek millî bir ibadettir!“ diyordu.
İsmet İnönü çok ciddi, çok aklı başında, çok dikkatli bir Atatürk muhalifiydi. Atatürk’ün resmini bütün paralardan ve pullardan kaldırtmış, resmî dairelerdeki bütün Atatürk resimlerini indirterek yerine kendi resmini koydurtmuştu. Ayrıca, Atatürk‘ün devlet hayatından uzaklaştırdığı bütün kişileri, yeniden işe almıştı.
Atatürk’ü Koruma Kanunu, bazı DP milletvekillerinin itirazlarına rağmen Menderes’in gayretiyle Meclis’ten geçti.
Şu garib tecelliye bakınız: Başta Adnan Menderes ve Celal Bayar olmak üzere bütün DP, Atatürk düşmanı olmakla suçlandı. İnönü ve CHP ise ilerici ve Atatürkçü olarak alkışlandılar.
1950 yılına kadar CHP meydanlarda şöyle kükrüyordu:
“Kim ki CHP’lidir vatanseverdir! CHP’li olmayanlar vatan hainleridirler!“ 14 Mayıs 1950 seçimlerinde, CHP çok büyük bir hezimete uğradı.
Demokrat Parti 393 milletvekiliyle iktidar oldu. CHP ise 69 milletvekiliyle meclise gelebildi. 1950 seçimlerinden sonra CHP yeni ve çok tehlikeli bir silahla milletin karşısına dikildi. CHP’li olmayan siyasîleri “Atatürk düşmanlığı“ silahıyla vurmaya başladı.
Ordumuzun Atatürk konusunda, büyük, büyük, büyük, çok büyük bir hassasiyeti var. CHP ve Türkiyeli komünistler, ordumuzun bu çok büyük hassasiyetini dikkate alarak, 27 Mayıs 1960 darbesinden önce, akla-hayale gelmeyen birtakım yalanlarla, iftiralarla bir darbe zemini hazırladılar.
Atatürkçülük aşkıyla 1960 yılında iktidara el koyanlar devletin çivisini kökünden kopardılar.
1960 yılından sonra verilen bütün muhtıralar, yapılan darbeler, hep Atatürk adına yapıldı yapılıyor. Ordumuza da, milletimize de, vatanımıza da yazıktır. Artık bu Atatürkçülük silâhı terk edilmelidir. PKK o ihanet silahını bırakmalıdır doğru! Ama şu 21. asırda, Atatürkçülük silahı da artık susturulmalıdır.

Not: Yazarın Türkiye Gazetesi'nde 16 ve 17 Ağustos 2009'da tarihlerinde neşredilen yazıları burada birleştirilmiştir.
 



Bu yazı 2,415 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Mart 2013 Allaha ısmarladık
    • 10 Mart 2013 Anıtkabir'de Kral Abdullah'ın gözyaşı
    • 4 Mart 2013 Hocalı'da Ermeni ve Rus vahşeti
    • 25 Şubat 2013 Ah Enver Ağabey!
    • 24 Şubat 2013 Sinoplu gençleri kim tahrik etti?
    • 18 Şubat 2013 Kemalizmin millet anlayışında dinin yeri yoktur
    • 4 Şubat 2013 Türk Olmak Şereftir
    • 21 Ocak 2013 Nazım Hikmet'e niçin saygı duyayım? -ll-
    • 14 Ocak 2013 A. Menderes'e tekme tokat dayak, Apo'ya renkli televizyon
    • 13 Ocak 2013 Terör biter mi dersiniz?
    • 31 Aralık 2012 Soner Yalçına Açık Mektup
    • 25 Kasım 2012 Turan Yazgan Hoca da...
    • 23 Ekim 2012 Fazıl Say cayırtısı
    • 21 Ekim 2012 MHP Devlet Bahçeli'yle büyümüyor, büyümeyecek!
    • 8 Ekim 2012 Atsız Şaman mıydı?
    • 1 Ekim 2012 Balyoz davasının hakimi ben olsaydım...
    • 9 Haziran 2012 Abdurrahim Karakoç (1932-2012)
    • 9 Nisan 2012 Ordumuzu siyasete bulaştırmamak
    • 1 Nisan 2012 Türk Ocakları 100 yaşında
    • 5 Mart 2012 Hocalı mitinginde bir yanlışımız

    Yazarlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,031 µs